İnsanlar hayatlarında doğar büyür yaşar ve ölürler. Dünya hayatları doğum la başlayıp ölümle son bulmaktadır. Dünya hayatlarına imtihan için gelmiş olup bu dünyada yaptıkları tüm amelleri eksiksiz ve hatasız kayıt altında olup bu işlediğimiz tüm iyi veya kötü ameller’ in karşılığını cennet ve içindeki sayısız nimetler veya cehennem ve bitmeyen işkenceler ile ahiret hayatında alacakları şüphesizdir.
‘’Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle haşr olunursunuz.’’
Sürekli aklımızın bir köşesinde bulunması gerekiyor aslında ölüm
Ama günümüz dünyası şartları bitmeyen istekler ve sınırlı gelir ile sürekli peşinden koşturmakta, ibadetlerimizden alı koymakta bütün plan ve projelerimiz hayata dair tüm beklentilerimiz dünyalık üzerine kurulmakta ne yazık ki.
Sürekli bize söylenen hiç ölmeyecek gibi dünyaya yarın ölecekmiş gibi
Ahirete hazırlığı çok yanlış anladık sadece ölmeyecek gibi dünyaya çalışma kısmını aldık ne yazık ki ama değişmeyen gerçeklerden en gerçeği ölüm: gece ve gündüz gibi, ilk bahar ve yaz, gibi olmakla olmamak arasında çok bir uzaklık yok ‘’KUN FE YEKUN’’ kadar anlık bir şey yani hiçbir şeyin yokken çok zengin olmanız, her şeyiniz varken bir anda iflas etmeniz, bunların hiç biri ne tesadüf nede çok zor olan bir şey.
Ölüm de tıpkı bunlar gibi anlık bir şey her 'an her şey olabilir hayatınız film şeridi gibi önünüzden geçip bu tarafta ki yaşamınız sona erebilir.
Peki, bizlere ne düşmekte bu durumda Allah bizlerden ne istiyor?
Nasıl hareket etmemiz gerekiyor Müslüman olarak ölümü bildiğimiz halde dünyalığa nasıl bakmaktayız ne kadar bağlanmalıyız
Ölüm bu kadar yakınken her’ an ölmemiz mümkün iken neden bu kadar cırmalayıp dünya menfaatlerinin peşine düşüyoruz?
_Geleceğimiz
_Plan ve projelerimiz
_Taksitlerimiz
_Kariyerimiz
_Çocuklarımız
Ne dersek adına diyelim seni Allah tan alıkoyuyorsa ibadetlerinden alıkoyuyorsa zarar dayız, ziyandayız.
Cenazeye gidiyoruz darmaduman oluyoruz veya öyle görünüyoruz.
Mezarlık tan çıkınca yine işlerimize plan ve projelerimize devam ediyoruz bizde hiçbir şey değişmiyor.
''Ağızların tadını kaçıran ölümü sıkça hatırlayın'' hadisi şerifin de de bizlere anlatılmak istenen bizleri dünyalık ve gafletten uzak tutmak dünyalık işlere biraz daha iktisatlı hareket etmek, ölümü her’ an aklımızda ve gündemimizde tuttuğumuzda geçici olan ve burda bırakacağımız her türlü maddi değerlere daha az önem vermek dünyalık işlerimize olması gereken değeri vermek.
Harcamalarımızda, para ve servet biriktirmekte, çocuklarımızı eğitmede bütün hayatımızda ve her işimizde Rahmandan uzak şeytan ve dostlarından Allah’a sığınmakla her işimizi Allah’ın bizlerden istediği doğrultuda ve ölçülerle yapmakla olacak.
Ölüm her zaman aklımda ama kardeş ben çoluk çocuğum için, ailem için, kariyerim için ne dersek diyelim maddi sebeplerin arkasına sığınıp lafa geldiği zaman mangalda kül bırakmıyor ve yine bildiğimizi okuyorsak asıl sıkıntı burada.
Aslında ben ölümü sürekli gündemde tutuyorum ya da söylemde evet ölüm var ama eylemde hiç ölmeyecek gibi davranıyorsak söylemlerimizin çok da bir faydası olmaz sözün ve eylemin birbirine uyması lazım eğer uymuyorsa dönüp kendimize bir bakıp çeki düzen vermemiz lazım sürekli çevremizde hastalar ve ölümler var ve hayatımızda hiçbir şey değişmiyorsa ciddi bir problemle karşı karşıyayız.
Ne kadar mal varlığımız olursa olsun ne kadar yoğun işlerimiz kendimizi olmazsa olmaz saydığımız işlerimiz, ne kadar saygınlığımız, ne kadar plan ve projemiz olursa olsun yarım kalan işlerimiz, tamamlayamadığımız kariyerimiz, geleceğimiz küçük yaşta daha bize ihtiyacı olan çocuklarımız ne olursa olsun hiçbir şey ne ecelimizi uzatıp kısaltacak, ne de altına gireceğimiz toprağın kalitesinde bir değişiklik göstermeyecek.
Sadece işlediğimiz salih amel ve hayırlı işler geride bizlere devamlı hayırlı ameller getirecek salih ve saliha çocuklar bizim rahat uyumamıza ve hesabın kolay geçmesine yardımcı olacak.
Rabbim ayaklarımızı sabit kılsın Allah’a gerçek manada kulluk yapan cenneti kazanan kullarından eylesin...