<p>Bir yazı yazarken başlık atmak hiç bu kadar zor olmamışt! Özge can yazdıktan sonra peşine ne eklemem gerektiği konusunda hep muallak kaldı kelimeler ve düştü tüm cümleler…</p><p> </p><p>Sayısız cinayet haberleri duydum ve bir o kadar da haberini yapmışımdır, ama son yıllarda hiçbir cinayet haberi beni bu kadar aciz ve güçsüz hissetirmemişti.</p><p> </p><p>Özge can bir öğrenci! Okuluna gitmek üzere evinden çıkıyor ve kayıp. Derken yakılmış cesedi bir ormanda bulunuyor. Hadisenin gelişimi en az başlangıcı ve sonucu kadar can yakıcı! Hatta ciğerleri kavuran cinsten. Dolmuşa binen genç kızı, bütün yolcular indikten sonra ormana kaçıran üç kişi, iki tanesi baba oğul!!</p><p>Hayvanca tecavüz edilip, bıçaklanarak öldürülen bir genç kız! Ve sonra yakılarak katledilen bir can! Özge can…</p><p> </p><p>O genç kız olmak ne zor bir şey yarab! Hayvanların saldırısına uğrayan bir yavru ceylan gibi! O Hayvanlar dahi sadece yaşamak için öldürür, ilahi nizamın bir parçası, ekolojik dengenin tamamlayıcısı ve doğa kurallarının devamı için gerekli bir eylemdir bu. Özge can’a bu işkenceli ölümü tattıran bu yaratıklar hangi nizama ve ne adına bu iğrenç eylemi gerçekleştirdiler? Hani, bunda bir insani taraf aramak bir yana, ne tür bir mantık ya da hangi şeytani haleti ruhiyyenin eseri olduğu konusunda dahi bir fikir yürütebilmek mümkün değil</p><p> </p><p>Münevver Karabulut olayını hatırladım bir an! Sahi, o da benzer bir hadiseydi değilmi? Özge cinayetine nispetle tek farkı, kurbana tecavüz edilmemesi ve cesedi yakmak yerine parçalara ayırarak ortadan kaldırma yönteminin tercih edilmesiydi!.. Yine bir baba- oğul yapıtıydı, ancak birisi bizzat oğlu ile birlikte ahlaksız bir fiili işlerken, diğeri oğlunun işlediği cinayeti bertaraf etme maksadıyla bir ana kuzusunu parçalara ayırıp çöp bidonuna atmasına yardım etmişti! Ne için? Oğlunu hapisten korumak için! Ya öldürdükleri, katlettikleri ve hatta alçakça tecavüz ettikleri?!! Halbuki onlar bir babanın ciğerparesiydiler ve kuzusuydular bir annenin! Onları babaları koruyamamıştı oysa.. Nasıl koruyabilirdi ki? İnsan denen canlının bu kadar alçalabileceğini nereden bileceklerdi ki? Oysa bunlar insan suretine girmiş aşağılık birer hayvan türüydüler! Zavallı yavrucaklar ve zavallı anne, babaları…Nereden bileceklerdi ki?...</p><p> </p><p>Mevzuya, sosyal, psikolojik ve toplumsal analizler yapmak gibi bir düşüncem yok. An itibarıyla tek şey istiyor hem ruhum hem vicdanım. Bu hayvanların birer “it” leşi gibi ipte sallanmış sefil bedenlerini görmek! Peki, neden “asmıyoruz bu gaddarları”? Ölümü bir değil, en az bin kere hak etmiş olan bu alçakların aldığı her nefes, adaletin ırzına en şen’i tasalluktan başka bir şeymidir?</p><p> </p><p>Bu tecavüzcülerin, namuslu insanların verdiği vergilerle, hapishanede rezil hayatlarını sürdürecek olması adaletin ve namusun belini kıracaktır. Öyle ki, tecavüze uğrayan sadece Özgecan olmayıp aynı zamanda toplumun da toplu olarak vicdanı tecavüze uğramış olmayacakmıdır?</p><p>Abd başta olmak üzere Dünya’nın bir çok gelişmiş demokratik ülkesinde idam cezası uygulanırken, ülkemizde bu nevi canilerin üç beş sene besiye çekilip, sonrasında da bir genel af uygulamasından faydalandırılarak salıverilmelerinin ne ilahi ne de insani adaletle izah edilebilecek bir yanı yoktur…</p><p> </p><p>Şu olay karşısında hiçbir insan vicdanı, bu alçakların yaşamasına razı olmazken kanunlarımızın caydırıcılıktan uzak güya verdiği cezalar suça nispetle devede kulak bile kalmamaktadır. Bu cezalar, ne kurbanların ailesinin vicdanını rahatlatmaktadır, ne de kamu vicdanını. Bir diğer husus ise şudur ki, caydırıcı olamayan cezalar sebebiyle bu alçakça cinayetlerin önü açık bırakılmakta ve toplum güven duygusundan mahrum yaşamaktadır.</p><p> </p><p>İdam cezasının geri getirilmesinin önündeki engel AB yasaları ise eğer, bilinmelidir ki, yeryüzündeki hiçbir ticari anlaşma bir mazlumun canından daha kıymetli değildir. Yani, bir tercih yapmamız gerekiyorsa eğer ve idam cezası bu cinayetlerin işlenmesini engelleyecek veya en asgariye düşürecekse, ki öyle olacaktır. O halde, Özgecanların hayatımı, yoksa Avrupa Birliğinin bekasımı diye bir soru sorulduğunda hem halkın, hem hakkın, hem vicdanın ve dahi aklın cevabı şu olacaktır “ Yaşasın idam ve yaşasın zalimler için cehennem!!</p><p> </p><p>Son söz! İdam yeniden getirilmeli ve uygulanmalı. Uygulanmalı ki Özgecan’lar ve Münevverler alçakça katledilmesin, o halde, bu konu TBMM çatısı altında görev yapan tüm Milletvekillerinin kendilerini seçen vatandaşa karşı namus borcudur ve namus borcu borçların en ağırıdır… </p>