“AK Parti'nin Antep için yeni bir aday açıklayacağı umudumu hâlâ muhafaza ediyorum!

*

Antep'i 5 yıl daha Fatma Şahin ve ekibine teslim etmek bu şehre zulümdür. Hakkımızı helâl etmeyiz...”

Bu yazımı dün paylaşmıştım. Bu paylaşıma birçok olumlu ve olumsuz yorum geldi. Madem sosyal medyada görüş yazıyoruz, herkesin de buna karşı görüş bildirme hakkı vardır; hepsini saygıyla karşılıyorum.

*

Fakat bir hanımefendinin yapmış olduğu yorum bana çok düşündürücü geldi. Bu hanımefendi “Hocam bir de Reisciyim, Ak partiliyim dersiniz. Allah sizin kalbinizdekilerden habersiz değildir. Ve ikrar ettiniz.” diyerek beni açıkça riyakârlıkla itham ediyor; bununla da kalmayarak; suçumu ikrar ettiğimi Allah’ın da benim kalbimdeki riyakârlığı bildiğini söylüyor. Yani Allah'ın kalbimden geçeni Allah ile beraber kendisin de bildiğini söylüyor!

*

Ben bu hanımefendiye gereken cevabı kendi yorumunun altına yazarak bildirdim, ama asıl mesele böyle bir görüşün altında yatan hastalıklı ruhtur, mantıktır; taassuptur.

*

Sözlükte taassup kelimesi bir kimsenin “herhangi bir dini inanca, bir görüşe, düşünceye veya herhangi bir partiye veya bir kişiye gereğinden fazla, yani aşırı bağlılığını” ifade eder. Taassup bir kimsenin bir şeye körü körüne bağlanması, haksız da olsa taraf olması anlamına da gelmektedir; yani fanatikliktir, bağnazlıktır.

*

Terim olarak taassup, dini, ahlaki, siyasi ve kültürel konularda çoğu zaman haksızlık ve düşmanlık derecesine varacak kadar saplantılara düşme demektir. Taassup hür düşünceye pranga vurur ve bir toplumun kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan kalkınmasına ve gelişmesine engel olur.

*

Kişide, mensubiyet veya aidiyet duygusunun kontrol edilemez bir hal alması şahsı fanatikleştirir, iradesi körleşir, kendi doğrularından başkasını göremez, diğerlerini kendisi için hasım görür, düşman bilir.

*

Bunun son canlı örneğini Fetullah Gülen cemaatinde gördük. Hocalarını ve onun düşüncelerini o kadar kutsadılar ki sonunda hepsi hakikat körü oldu, gözleri gerçeği görmez oldu, düşmana hizmet eder oldular, kardeşlerini katlettiler, memleketi yakıp yıktılar, ama hala kendilerini hesaba çekip de “biz ne yapıyoruz” diyemediler.

*

Yakın tarihte, Hitler ve Mussolini gibi aşırı milliyetçi liderlerin fanatikleri onlara ilah muamelesi yaptılar; iradelerini kullanıp liderlerinin yanlışlarını sorgulamak yerine liderimiz “yanılmaz, hata yapmaz” dediler sonunda dünyayı ateşe attılar.

*

Hıristiyan fanatikler Hz. İsa sevgisinde o kadar ileri gittiler ki O’nun için (haşa) Allah’ın oğlu dediler. Allah (cc) de kendilerini Kuran’da yalanladı.

*

Taassup, tarikatlarda da aynıdır; cemiyetlerde de aynıdır; futbol kulüplerinde da aynıdır; siyasi partilerde de aynıdır; mensuplarının çoğunun iradesine demirden bir kafes geçirir de düşünemezler...

*

Şimdi gelelim AK Parti özeline:

Son yıllarda özellikle Reis’in etrafında öyle bir ekip oluştu ki onu adeta kutsamaya başladılar üstelik bunu çıkarlarını korumak için yapıyorlar. Bırakınız tenkiti, söyledikleri ve yaptıkları üzerinde düşünce üretmeyi bile suç haline getirerek fanatik bir partili kitlesi meydana getirdiler.

*

Beyinleri yıkanmış bir takım fanatikler ortalığı birbirine katıyor. Hatta şu hanımefendinin yaptığı gibi hâşâ Allah’ın kalplerde olanı bildiğini bile bilmeye kalkıyorlar. Buna bir de "Vatan Millet Sakarya" kılıfı geçirerek insanların milli ve manevi duyguları üzerinde baskı kuruyorlar.

*

Muhterem Reis!

Sizi gerçekten sevenler var. Ancak beyinleri dumura uğramış bu parti fanatiklerini etrafından dağıtmazsanız bunlar sizi ve partinizi dağıtacaklar; bizden demesi…

*

Son söz:

Herkes aynı fikirdeyse kimse yeterince düşünmüyor demektir.