Türkiye’deki Prof. Dr. Mehmet Görmez Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin kaleme aldığı mektuplar, bombaların susturamadığı bir kardeşliğin sesi oldu. Deniz Feneri Derneği ve İyilik Okulu iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında gönderilen mektuplar, Gazze’de kurulan “Eğitim Çadırı”nda öğrenim gören çocuklara ulaştırıldı.
MEKTUPLAR UMUDA DÖNÜŞTÜ
Yıkımın ortasında kurulan eğitim çadırında bir araya gelen Filistinli çocuklar, Türkiye’den gelen mektupları gözlerindeki umutla karşıladı. Sınıf tahtasına Arapça olarak “Türkiye’deki kardeşlerimizden mektuplar” yazılırken, çocukların heyecanı ve mutluluğu savaşın sert yüzünü bir anlığına da olsa gölgeledi. Her bir zarf, sadece bir mektup değil; unutulmadıklarının, yalnız olmadıklarının kanıtıydı.
“SAKIN UMUTSUZLUĞA KAPILMAYIN”

Türk öğrencilerin kaleme aldığı satırlar, sınırları aşan bir dayanışmanın en güçlü ifadesine dönüştü. Eymen Taha Yılmaz’ın Gazzeli arkadaşı Hala’ya yazdığı, “Dualarımız sizinle, sakın umutsuzluğa kapılmayın. Bu günler Allah’ın izniyle geçecek,” sözleri, çadırın içindeki sessizliği derin bir duyguyla doldurdu.
Bir başka öğrenci Hamza’nın, “Seni görmeyi çok isterdim. Allah sana kalbin gibi güzel günler nasip etsin,” mesajı ise mesafeleri yok eden bir kardeşliğin ifadesi oldu.
GAZZE’DEN TÜRKİYE’YE MESAJ: “BİRLİKTE FUTBOL OYNAYACAĞIZ”
Mektupları alan Gazzeli çocuklar da karşılıksız bırakmadı. Serin isimli bir öğrenci, Türkiye’deki arkadaşı Süleyman Çağrı’ya yazdığı cevapta, “Bir gün buluşup birlikte futbol oynayacağız,” diyerek geleceğe dair umudunu dile getirdi.
Bu sözler, savaşın ortasında bile çocukların hayallerinin ayakta kaldığını bir kez daha gösterdi.
“BU DESTEK PAHA BİÇİLEMEZ”

Eğitim çadırındaki öğretmenler, Türkiye’den gelen bu anlamlı dayanışmanın kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu vurguladı.
“Bu mektuplar sadece kağıt değil, moral, umut ve güç taşıyor. Türkiye’deki kardeşlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır,” sözleri, sahadaki gerçeği net biçimde ortaya koydu.
KARDEŞLİK SINIR TANIMIYOR
Programın sonunda Gazzeli çocuklar ellerini semaya kaldırarak Türkiye’ye selam gönderdi. O an, ne siyasi sınırlar ne de savaşın duvarları anlamını koruyabildi.
Gaziantep’ten Gazze’ye uzanan bu gönül köprüsü, bir kez daha gösterdi ki; kalpten çıkan sözler, en ağır kuşatmaları bile aşar. Bu mektuplar yalnızca çocuklara ulaşmadı… İnsanlığın hâlâ yaşadığını da tüm dünyaya ilan etti.




