''Kardeşlerim!

Neden bekliyoruz? 

Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz? 

Nerededir ki dünyanın vicdanı? 

Mukaddes Kudüs’ü Şerif sizi çağırıyor. Kendisini kurtarmanızı bekliyor.

Neden korkuyoruz?

Ölümden mi korkuyoruz?

Allah yolunda cihad ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mı?

Ey kardeşlerim, bizim istediğimiz İslam Milliyeti ve İslami uyanıştır. 

Milliyetçilik, ırkçılık veya bloklaşma değildir arzumuz. Çağrımız İslami çağrıdır.

Allah yolunda cihad etmeyedir çağrımız. Dinimiz, inancımız, mukaddesatımız ve harimi İslâm içindir çağrımız.

Ne zaman ki hatırlasam Haremi Şerifimiz (Kudüs) ve mukaddesatımız işgal ve tecavüz altındadır ve aşağılanmaktadır ve orada günahla Allah’a isyan ve ahlaki çöküntüler sergilenmektedir; işte o zaman Allah'a halisane yalvarıyorum, eğer bana cihad etmek ve mukaddes topraklarımızı kurtarmak nasip olmayacaksa, beni bu dünyada bir an bile yaşatma.''

***

1967’de yaşanan 6 gün savaşından iki yıl sonra 1969 yılının Ağustos ayında Mescid-i  Aksa’nın bir Yahudi tarafından yakılması, Kral Faysal bin Abdulaziz’i çok üzmüştü. Bu olaydan sonra yaptığı Kudüs konuşmasında cihad çağrısında bulunarak yukarıdaki sözleri söylemişti.

***

Faysal bin Abdüaziz’in 1969 yılında yaptığı bu konuşma dört yıl sonra cevap buldu ve 6 Ekim 1973'te Mısır ve Suriye kuvvetleri, İsrail'e saldırdılar. ABD ve Batılı devletler İsrail'i destekledi. Bunun üzerine Arap ülkeleri de ellerinde olan petrol kozunu kullanma kararı aldı. Başta Suudi Arabistan ve onun lideri Kral Faysal’ın önderliğindeki Arap ülkeleri, Batı ülkelerine petrol ambargosu başlattılar ve kısa bir süre içinde büyük bir enerji krizi ortaya çıktı.

***


1973’te çıkan Petrol Krizi,  Kral  Abdülaziz’i krizinin   baş aktörü haline getirdi. Petrolu Batı'ya karşı silah olarak kullanarak baş kaldıran Faysal bin Abdülaziz 25. Mart 1975 yılında yeğeni tarafından sarayının içinde tabanca ile vurularak öldürüldü.
***

Faysan bin Abdülaziz’in öldürülmesinde Amerikan’ın parmağı vardı. Abdülaziz bin Suud’un öldürülmesiyle Suudi Arabistan kralları ABD-İsrail çizgisinde politikalar izlemeye başladılar, girdikleri bu yörüngeden de bir daha çıkamadılar.

***

''Sarayında öldürülen kral'' kâbusu ile yaşayan Suudi Kralları ve Körfez Emirlikleri, uluslararası ilişkilerde de ABD-İsrail çizgisi dışına çıkmamaktalar.