Affetmek elbette büyülüğün şanındandır. Ancak "kimler kimleri affetmelidir" gibi bir sorunun cevabını da bulmak durumundayız.
Sayın Bahçeli gündeme taşıdığı "kader kurbanları" kavramının içini nasıl dolduracağız?
*
Türkiye'nin adil olmayan bir af geçmişi var. Rahşan affı olarak bilinen o affetme işi toplumda derin yaralar açtı. Önce belirli bir kesim için düşünülen af, saha sonra "adalet ve eşitlik ilkesine ters" gerekçesiyle kapsamı genişletildi ve ne kadar katil, hızsız, namus haini ve devlet düşmanı varsa ortalığa salıverildi.
*
Önce af konusunda bir gerçeği tespit edelim. Devlet sadece kendisine karşı işlenen suçları affedebilmelidir. Şahsa karşı işlenen suçların affı için şahsın veya ailesinin onayının olması adalete daha uygundur ve öyle de olmalıdır.
*
Sanırım Rahşan affıyla ilgiliydi. Tecavüzcüsü serbest bırakılan bir hanımefendiye afla ilgili görüşü sorulmuştu da, o da: "Tecavüze uğrayan devlet değil, benim! Eğer benim fikrim sorulsaydı asla affetmezdim" demişti.
*
Devlet bu saatten sonra kendi varlığına karşı savaş ilen eden başta FETÖ ve PKK terör örgütü üyeleri olmak üzere hiç bir mücrimi affedemez, etmemesi lazım, ederse bu hepimizin sonu olur.
*
Yok eğer "Kader kurbanları"nı affedecekse buna da hakkı yoktur.
Sayın Bahçeli, şayet "affetmek büyüklüğün şanındandır diye düşünerek bu konuyu gündeme getiriyorsa bizim de bir önerimiz var:
Kader kurbanları, ırzına geçtiği, evini soyduğu, katlettiği insanlardan ya da ailelerinden önce bir helallik alsınlar. Bakalım sonu ne çıkacak?!...
*
Eğer bu mazlum kimseler kendilerine karşı işlenen suçların affı için rıza gösterirlerse ne âlâ! Bu durumda husumetler de ortadan kalkar gerçek bir toplumsal barış olur. Af etmeyenler de intikam duygusu taşımazlar, devlete ve hasımlarına kin gütmezler. Bu da toplumsal barış olur.