<p>1993 Yılının yaz bir yaz günüydü. O zamanki adıyla “Davet fm” radyo’da reklam Müdürü olarak çalışıyordum, mütedeyyin halk o kadar duyarlıydı ki, benim herhangi bir şey yapmama dahi gerek kalmadan beni arayarak reklam desteği vermek istiyorlardı. Bazen talep o kadar fazla oluyordu ki yetişmekte zorlanıyordum.</p><p>Öyle bir günde adliye (eski) arkasında beyaz eşya satan bir işyerine yönlendirildim. İşletme sahibi çok kibar birisiydi, hürmetle karşıladı beni. İzzet, ikram faslıyla birlikte güzel bir sohbet başladı aramızda. Daha ilk bakışta entelektüel bir birikim sahibi olduğu ve İslami konulara hakim bir Müslüman olduğu kanaatini uyandırıyordu firma sahibi. Nur camiasına mensup,  ümmetçi fikirlere sahip olan beyefendi, Dünya Müslümanları hakkında da epeyce bilgiliydi. Güzel bir sohbetin ardından Mehmet Tahmazoğlu , radyoya sürekli reklam desteği vermek istediğini ve her ay gelip kendisinden anlaştığımız miktarı almamı söyledi.</p><p>Mehmet Tahmazoğlu ile diyaloğumuz ve görüşmelerimiz haftada en az bir kere görüşmek şeklinde devam etti. Her görüştüğümüzde mutlaka Müslümanları ve onların sorunlarını ayrıca çözüm yollarını konuşur,  alternatif fikirler üretirdik kendisi ile. Nurcuların dünya görüşleri gereği  uzak durdukları “siyasal islam”ı reddederdi ve o dönemde revaçta olan “Refah Partisi” ne karşıydı.</p><p>Ben,  daha sonra Ramazan Toprak ile birlikte “Vahdet Radyo” yu kurunca,  Davet radyodan ayrıldım. Mehmet beyle diyaloglarımız seyrekleşti ve benim siyasi sebeplerden dolayı davalarım ve hapis sürecim, derken bir müddet “Londra” ya yerleşmem,  uzun süre görüşememize neden oldu. Yurt dışında birkaç yıl kaldıktan sonra yurda döndüğümde,  Tahmazoğlu’nun , Ak Parti’nin İl Başkan Yardımcılığı görevine getirildiğini duyduğumda, sevinmekle birlikte şaşırdım da. Konjonktür gereği , Ak Parti’nin kudretlisi pozisyonunda olan Ökkeş Eruslu’nun,  kendisine destek verdiği ve önünün giderek açıldığı söyleniyordu. Anlatılanların gerçek olduğu ortaya çıktı ve Tahmazoğlu Şahinbey Belediye Başkan’ı olarak “Kudretliler”  ailesinin mensuplarından oldu…</p><p>Başkan olduğundan yaklaşık bir yıl sonra kendisi ile,  Ak Parti Genel Merkezinden bir büyüğümün  isteği üzerine makamında bir görüşme yaptım. Doğrusunu söylemek gerekirse kendisinde makamın vermiş olduğu bir şişkinlik görmedim, gayet samimi ve mütevazi bir duruşu vardı.</p><p>Geçtiğimiz yıl karşı apartmanda oturan Suriye’li komşumuzun 6 yaşındaki çocuğu balkondan aşağı düşmüştü, çocuğu acilen arabama alarak 25 Aralık devlet Hastanesine taşıdım. Durumu ciddiydi, kafatasında 4 cm lik bir kırık oluşmuş ve beyin kanaması geçiriyordu. Doktorlar yoğun bakıma alınması gerektiğini ancak kendilerinin hastanesinde çocuk servisi olmadığı için, zaten yoğun bakım ünitesinde de yer olmadığından, başka bir hastaneye nakledilmesi gerektiğini ve acil müdahaleye ihtiyaç olduğunu uzun uzun anlattılar.</p><p>Aradan üç dört saat geçmesine rağmen hiçbir devlet Hastanesinde yer bulunamadı. Doktorlar çocuğun her an ölüme bir adım daha yaklaştığını ancak müdahale edecek durumlarının olmadığını tekrar edip duruyorlardı. Özel Hastanelere bakmamızı önerdiler, önerdiler önermesine ancak çocuk Suriye’li olduğundan dolayı sorun çıkabilir diye de uyardılar. Birkaç özel hastane teşebbüsümüz sonuçsuz kalmıştı çünkü çocuğun kiliği yoktu ve hiçbir özel Hastane parasını riske etmek istemiyordu! Ya Devlet ödemezse?..  Ben panik ve dehşet içinde sadece Suriye’li küçüğün değil, aynı zamanda insanlığında ölümüne şahit oluyordum! Aklıma eski dostum ve merhametinden asla şüphe etmediğim sevgili Tahmazoğlu geldi. O koskoca bir ilçenin Belediye Başkanıydı ve hiçbir Hastanenin onu kıramayacağını biliyordum. Saat on ikiyi çoktan geçmişti ve ben Mehmet beyi cep telefonundan aradım, hemen cevap verdi, kısaca konuyu ve aciliyetini anlattım kendisine ve bize bir Hastane tahsis ettirmesini, gerekirse bu konuda bir danışmanını görevlendirerek çocuğa yardım etmesini rica ettim. Aldığım cevap beni iki kere dehşete düşürdü!  “ Hamza bey bu saatte ben hangi danışmanımı kaldırayım, siz 112 acili arayın oradan size yardımcı olurlar”… Meğer ben ne cahilmişim! Bunu neden akıl edemedim ki ? hay ALLAH!!</p><p>Suriye! Savaş!çocuk!acil!Başkan! Danışman!Ölüm! Ve nihayet İNSANLIK!...</p><p>Hepsi gözlerimin önünden kayıp gitti bir an ve film şeridi gibi geçti hayatım! Evet kendi hayatım zira o an ölmek, böyle bir dünyada yaşamaktan çok daha onurlu gelmişti bana.</p><p>Kızdım kendime! Neden dedim CHP’li bir Milletvekili’ni aramadım ki?..</p><p>Tahmazoğlu ile bu olaydan sonra hiç görüşmedim ve hiç konuşmadım. Şimdilerde bir Hastanesi olduğu ve birkaç özel okulu olduğu söyleniyor. Her ne kadar resmiyette kardeşine ait olsa da, kendisinin de ortak olduğundan bahsediliyor. Gayrimenkul zengini olduğu da yine kulağımıza gelen rivayetler arasında. Yani Sayın Başkan Tahmazoğlu belli ki ticaretten iyi kazanmış! Allah daha çok versin.</p><p>Benim tanıdığım ve sevdiğim Tahmazoğlu yıllar önce bana şöyle söylemişti “ Dünya ve Ahiret Doğu ile Batı gibidir, birine yakınlaşan diğerinden uzaklaşır” .. Şüphesiz ki herkes neye yakın ve neye uzak en iyi kendisi bilir, ancak şu da bir gerçek ki ölümde en az içinde yaşadığımız hayat kadar gerçektir.. Daha da önemlisi yalındır ölüm.. Hakikattir ölüm ve ölüm var ölüm!...</p>