<p>Çocukluğumuzda ve gençliğimizde evimize kadar giren televizyonun,</p><p>Aile düzenini, çocukların terbiyesini ve gençliğin ahlakını bozduğunu konuşup dururduk.                  </p><p>Akşam kısmında bir kaç saat seyredilen televizyonun, toplum ile beraber ailemizi, gençlerimizi ve çocuklarımızı mahvedecek endişesi hepimizi üzerdi.</p><p>Peki şimdi öğle mi! Sadece akşam saatlerinde mi tehlike; Ve herkes ile beraber kontrollü olarak seyredilen bir beyaz camda mı?</p><p>Tehlike Şimdi Cebimizde. Evde arabada, sınıfta, işte, gece yatağımızda, üç öğün soframızda, hatta camide tesbihat sırasında.</p><p>Yani her anımızda ve her mekanımızda. Biz yıllarca televizyona boşuna kızıp, boşuna üzülmüşüz. Şimdi Akıllı denen telefonlar aklımızı baştan almış durumda.</p><p>İşin garip tarafı bu çılgınlığa hepimiz; çocuklarımız, ergenlerimiz, babalarımız, okumuşlarımız, köydeki teyzelerimiz, dağdaki çobanımız ve üniversitedeki hocamız ama hepimiz tutulmuşuz.</p><p>Ve yine işin garip tarafı bunun farkında değiliz. Tehlikenin farkında değiliz.</p><p>Hocalarımız, abilerimiz, sosyologlarımız, alimlerimiz ve siyasilerimiz hiç birimiz farkında değiliz. Ne zaman fark edeceğiz?</p><p>Bu çılgınlığın şimdilik sadece iyi tarafını görüyoruz iletişimin kolaylığından, haberleşmenin güzelliğinden, öğrenmenin erdeminden, okumanın muhteşemliğinden bahsediyoruz.</p><p>Ama zihnimize vurulan kelepçeden, boşa harcanan zamandan, dışarıya akan milyar dolarlardan kaybolan ahlaki değerlerimizden bahsetmiyoruz.</p><p>Televizyona verdiğimiz mücadelenin zerresini gösteremiyoruz bu akıllı alete!</p><p> Acaba ne zaman fark edeceğiz bu tehlikeyi?</p><p>Tehlike cebimizde</p><p>Tehlike hayatımızda</p><p>Tehlike hepimizde.....</p>