Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından Antalya’da İklim Dayanıklılığı ve Ticaretin Geleceği temasıyla 20. Uluslararası Kongre ve Sergisi başladı. 1200 katılımcının buluştuğu programda 100’ü yurt dışı katılımcısı olmak üzere 500’ün üzerinde sektör temsilcisi bir araya geldi. Paneller, sergi ve etkinliklerle başlayan program, bir çok ünlü sanatçının sahne almasıyla taçlandı.

ŞUBAT AYINDA GÖREVE GELDİ
Dün gerçekleşen açılışın ardından TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, bugün basın mensupları ile bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çakmak, 2025 yılı Şubat ayında düzenlenen Olağan Genel Kurulda TUSAF Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildiğini anlattı.
FUARLARA KATILIM SÜRECEK
TUSAF olarak yaptıkları çalışmaları da anlatan Çakmak, “26-30 Ocak 2026 tarihleri arasında Dubai’de düzenlenen Gulfood Fuarı’na Un Sanayicileri olarak katılım sağladık. Burada hem üyelerimize destek olmak hem de yeni iş ilişkileri kurmak üzere temaslarda bulunduk. Yalnızca un sektörü paydaşlarımıza gitmedik, şanlı bayrağımızın bulunduğu tüm sektör temsilcilerini ziyaret ettik ve döndük. Bundan sonraki süreçte TUSAF Yönetimi olarak bu tür etkinliklere katılım sağlamaya devam edeceğiz. Bize düşen göre Türk halkını doğru düzgün beslemektir.”

UN SANAYİCİLERİNİN SORUNLARI ELE ALINDI
Çakmak verimli bir toplantıya imza attıklarını kaydetti. Çakmak, “Birçok panele hem sanayicilerimizin sorunlarını hem de paydaşlarımızın çalışmalarını ele alıyoruz” dedi.
UN FİYATLARINA ZAM YAPILACAK MI?
Un fiyatlarına önümüzdeki süreçte zam yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine konuşan Çakmak, “Geçen yıl un fiyatlarına zam yapmadık, Asgari ücret zammı sonrasında ortaya çıkan farkı da fiyatlara yansıtmamaya gayret ediyoruz. TMO un fiyatlarına zam yapmadığı sürece biz un sanayicileri olarak fiyatlara zam yapmayı düşünmüyoruz” dedi.
Çakmak, ekmek fiyatlarında un fiyatlarının yalnızca yüzde 30’luk maliyeti oluşturduğunu söyledi, diğer maliyet kalemlerindeki artışlara dikkat çekti.

UN SEKTÖRÜ KAN KAYBEDİYOR
Bir gazetecinin ‘Un sanayicilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?’ sorusuna da yanıt veren Çakmak, “Un sektörü maalesef gün geçtikçe kan kaybediyor. 2005 yılında 6 milyon ton un tüketilirken, 2025 yılına geldiğinde bu tüketimin 30 milyon tona yükseldiğini görüyoruz. Biz ise bugün 10 milyon tona düşmüşüz. Günümüzde obezite nedeniyle ekmekten kaçış var. 60 milyonun üzerinde turist ve mültecilerimiz var. Hal böyle olunca un sektörü küçülüyor. Kapasite kullanım oranımız çok fazladır. 40 milyonlardan şu anda 30 milyonlara gerilemiş durumda. Gelecek yıllarda kapasite kullanım oranları 20 milyon tonlara düşeceğiniz tahmin ediyoruz. 12 milyon ton unun karşılığı kalitesine göre 16 milyon ton buğday demektir. Geçen yıl 2 milyon 400 bin tonluk un ihracatının karşılığı 3 milyon ton buğday demektir. İç piyasa ve ihracatta bir daralma var. İster istemez kapasitesi düşen işletmeler kapanacak ya da iş değiştirecektir.”
EKMEK ÜRETİMİNDE ANLAYIŞ DEĞİŞİYOR
Türkiye’de ekmek üretiminde kriterlerin de değişeceğini söyleyen Çakmak, “Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan bir çalışma mevcut. Şu anda ekmek üretiminin yüzde 4’ü tam buğday unu ile yapılmakta. Yalnız devlet bununla ilgili yeni bir düzenleme hazırlıyor. Yeni düzenleme ile tam buğday unu ile yapılan ekmek üretimi yüzde 45’lere çıkacak. Bu uygulama ile ülkemizde tam buğday ekmeğine ulaşım daha kolaylaşacak. Yani 1 yıl içerisinde ekmekteki kepek oranı artırılacak.”
TÜRK UNUNUN KALİTESİ TARTIŞILMAZ
Dünyanın pek çok ülkesinde un üretimi yapıldığını kaydeden Çakmak, Türk ununun kalitesi ve lezzeti öne çıktığını vurguladı. Son 14 yıldır Türk ununun markaları ile ihracatta dünya lideri olduğunu söyledi. “Türk unu markası ile ayakta duruyor” vurgusunda bulunan Çakmak, “Türk un sanayicileri olarak çevremizde birçok ülke ile rekabet ediyoruz ama Türk unun kalitesi tartışılmaz” dedi.
IRAK’TA YÖNETİMLER ARASI ANLAŞMAZLIK İHRACATIMIZI ETKİLİYOR
Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye yönelik ihracatının sorulması üzerine konuşan Çakmak, “Irak’ta merkezi hükümet ile Kürt Bölgesel Yönetimi arasında bir anlaşmazlık var. Halil İbrahim Gümrüğünden geçerken 125 dolar ödüyoruz. Yıllardan beri bu vergiyi ödüyoruz, 30 dolar idi 125 dolara kadar çıktı. Musul’un civarında ise bir kapı daha var ancak kapalı. Bunun nedeni ise oradaki fabrikaları kollamak adına böyle bir adım atılmış. Kuzey Irak’a satıyoruz ama o bölgenin nüfusu 8 milyon civarında. Irak’ın güneyine inemediğimiz zaman yeterli olmuyor. Ürün gidiyor ama az miktarda gidiyor, yasaklı bölgelerin etrafından geçerek gönderiyoruz. “
SURİYE’DE NORMALLEŞME SÜRECİ 3 YIL DAHA SÜRER
Suriye ihracatına ilişkin konuşan Çakmak, “8 Aralık 2024 tarihinde Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle Suriye ayakta. Biz de Gaziantep olarak 500 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptık. Suriye’de de işletmeler var ancak enerji, alt yapı ve sistem tam oturmadığı için Suriye’ye ürün satıyoruz. Ağırlıklı olarak Gaziantep bölgesinden ürün gidiyor. Suriye’nin 3 yıl daha bu şekilde gideceğini düşünüyoruz. Tüm sistemlerinin oturmasının 3 yıl gibi bir süre alacağını düşünüyoruz. Öte yandan Suriye limanları Türkiye’deki limanlar kadar rahat değil. Irak ile ilgili de çalışmalarımız da devam ediyor” diye konuştu.
20 MİLYON TON REKOLTE BEKLENİYOR
Türkiye’de Ocak ayı itibariyle alınan yağışların sektörü sevindirdiğini söyleyen Çakmak, “Bu yılki yağışlar çiftçilerimizi ve sektörümüzü sevindirdi. Bahar yağışları da iyi gelirse 20 milyon ton rekolte bekliyoruz. Bahar yağışları beklediğimiz gibi gelmezse beklediğimiz rekolte 17 milyon ton civarıdır” diye konuştu.





