Dün akşam Habertürk'te yayınlanan bir programa konuk olan CHP'li vekil Öztürk Yılmaz namı diğer "Muhasebeci Kenan" 'ezanın Arapça okutulmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek ezanın Türkçe okunmasını istedi. Gerekçe olarak da "Ezan Türkçe okusun ben anlıyım." dedi...
*
Birincisi; bu yaşa gelmiş ve kendini "Müslüman" olarak tanımlayan bir kimse eğer ezanın sözlerini anlamayacak kadar dinine bigane ise ya gerçekten çok cahildir, ya da gerçekten Müslüman değildir...
*
İkincisi; Velev ki devlet bir karar alarak ezanın Türkçe okunduğu ve namazın Türkçe kıraat edildiği camileri ayırarak gönülleri bu yolda olanlara "Buyurun sayın vatandaşlar! İşte sizin istediğiniz gibi ezan ve namaz" Vallahi o camilerin kapısı örümcek bağlar...
*
Bunların derdi gerçekten Allah'a tazim ve ibadet etmek değil. Eğer öyle olsaydı Kuran ve Ezan hakkında böyle cahilce sözler söylemezlerdi.
*
Bunların derdi, İslam dinini ifsad etmek ve müteddeyyin insanların sinir uçlarına basarak toplumda gerginlik yaratmak ve de kendi meşreplerinden olanlara yalakalık yapmaktır.
*
Uludur Tanrı uludur
Tanrımız birdir, uludur
Muhammet, Tanrı kuludur
Tanrıya elçi, hem kuldur
Yöneldim durdum uğruna
Yozmadım gönül nuruna
Koşun namaza
Yoz olan gelmez namaza
Durudur namaz uykudan
Tanrıya tapın duygulan
Uludur Tanrı uludur
Yolumuz Tanrı yoludur.
*
İşte Türkçe ezan!
O da sizi namaza çağrıyor.
Peki neden gelmiyorsunuz?
Ama dert başka...
*
Aynı gökte uçarlar ama kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başka...
Aynı vatanda yaşıyoruz, aynı dili konuşuyoruz, aynı havayı teneffüs ediyoruz; ama dünyalarımız başka!...