<p>İstedim ki özel bir başlık olsun, bugüne dek hiç atılmayan bir başlık. İmza gibi, hiç kimsenin attığı hiçbir imza gibi yada hiç yazılmamış bir kalemden çıkmış, henüz yazılmamış bir şiir gibi. Ve taze ekmek sıcaklığında, buğday kokan bir başlık…</p><p>Bazı renkler vardır belleğinizde, yeşil, mavi,siyah, kırmızı. Tonunun ne önemi var ki, hani gözünüzü hafif kapatırsınız ve siyah bir nokta inermiş gibi olur gözünüzden aşağı ve hafızanızı esir alan o renk birdenbire beliriverir, artık nafile göz kapaklarınızı bastırırsınız iyice gözlerinize, belki değişir diye ama beyhude! Asla değişmez o renk öylece kalakalır…</p><p>İşte hayatın bütün etkenleri bir araya gelseler iyi ve kötü, tüm artı ve eksi kutupları toplansa, konjonktör lodoslarına tutulsa dünya, asla değişmeyecek bir adam tanıyorum…</p><p>O, kafasını şöyle bir kaldırır, gözlerini muhatabının gözlerine diker ve adeta zamana ve mekana meydan okuyan ses tonu ile şunu söyler “ dengelerin canı cehenneme”!</p><p>Eğer Yaşar Yavuz’u tanımasaydım, bu cümleler bu kadar anlam taşır mıydı benim için bilmiyorum, ancak bir başkası söylediğinde “ağzına yapışması” muhtemel olan cümlelerin sevgili Yaşar’ın “ağzına bu denli yakıştığını” herhalde onu yakından tanıyanlar bilir…</p><p> </p><p> Yıl 1994 Dostlarımla birlikte çalıştığımız ve benimde hasbel kader, yönetim kadrosunda yer aldığım “vahdet radyo” ya, apar topar bir adam giriverdi “nerede o” diye heyecanlı bir şekilde sormaya başladı. Bir an için tereddüt ettik, malum siyasi atmosfer çok bulutlu ve biz radyomuz mikrofonlarından harıl harıl bağırıyoruz, onlar “kahrolsun şeriat” diye bağırdıkça, biz “yaşasın şeriat” diyerek iki misli fazla ses çıkartıyoruz. Örgüt liderimiz (illegal bir örgüt anlaşılmasın, radyo çalışanlarından bahsediyorum) Ramazan toprak. Konuya döneyim. Adam Ramazan Toprak hanginiz? Diye sorunca, Ramazan odasından çıktı ve “buyurun kardeşim o benim” dedi ama adama öyle bir şaşkınlık hasıl oldu ki. Yahu! o radyodaki gür sesin sahibi senmisin?</p><p>Bizde gülüşmeler başladı, meğer adam Ramazan’ın konuşmasının verdiği heyecanla kalkıp tebrik etmek ve bu davudi sesin sahibini tanımak için gece yarısı radyoya gelmiş, mikrofonda çıkan sese kıyas yaparak yaklaşık iki metre boyunda dev gibi bir adam hayali ile gelip de karşısına çıka, çıka 1.65 lik Ramazan Toprak çıkınca adamın şaşkınlığı inanın görülmeye değerdi. Bu sahne bizi sabaha kadar güldürmüştü…</p><p>90 lı yılların efsane hatibi ve İslamcı cenahın şehrimizde basın sektörü ile tek bağlantısı olan Ramazan konuştuğunda, yer ve gök titrerdi sanki. Onun katıldığı siyasi tartışma proğramları reyting rekorları kırar ve izleyen İslamcılar, keyifle Ramazan’ın karşısına çıkma bahtsızlığında bulunan, karşıt görüşlü elemanın tuş oluşunu seyrederdi. O, doksanlı yılların efsane ismi ve Müslüman kamuoyunun kalesi idi.</p><p> </p><p>İnsanları tanımak için zamana ihtiyaç vardır. Bazen yıllar sürer bir insanı gerçekten tanıyabilmek. Her iyi insan bazen kötüdür, her kötü insanın bazen iyi olabileceği gibi. Aslında hayat o kadar kısa ki, bazıları gerçek bir dost dahi bulamadan şu fani dünyadan safi nazar eylemiştir. İki insandan bahsettim sizlere, insan olma erdemine hakiki manada sahip olan, farklı özellikleri ve farklı tabiatları olan iki adam. Aslında bu iki müşterek dostumda öyle bir ortak özellik var ki, işte bütün bu yazdıklarımın toplamını bu cümleleri rahat bir şekilde kullanmak için yol eyledim düşüncelerime…</p><p> </p><p>Dost kavramı Mevla’dır bizim için ve biz dostluğun zirvesini Hz İbrahim a.s ile tanıdık, zira Allah’ın dostum dediği yüce peygamberdir o. Dostluk ve dostlar madem ki Allah cc için bu kadar çok önemliydi ve kendisi, hiç ihtiyacı bile yokken dost seçiyordu kendisine, o halde dost bizim içinde önemli olmalıydı ve kesinlikle göz ardı edilmemeliydi.</p><p>Ben çok açık yüreklilikle şunu söyleyebilirim ki, ahiret’te, haşir meydanında, “herkes dostları ve sevdikleri ile gelsin” dendiğinde, Peygamber efendimizin sancağının altında Yaşar Yavuz ve Ramazan Toprak’ı arayıp bulacağım ve diyeceğim ki “ ey rabbim, işte benim dostlarım bunlardır “ beni ve dostlarımı birbirimize duyduğumuz tertemiz muhabbet ve saygıya rağmen cehenneme gönderirmisin? Dünya hayatında birbirini sadece senin rızan ve senin davan için seven bu kullarını dostlukları hatırına cennetine yollasan ne olur ki? Yüceliğini senin ona bahşettiğin “Halil” sıfatından alan Peygamberin Hz İbrahim nasıl ki senin dostun ise ve sen onu dünya’da ateşten koruduysan, işte bugün ben de dostlarım ve kendim için senden selamet ve serinlik diliyorum” diyeceğim…</p><p>İyi ki varsınız sevgili Yaşar Yavuz ve Sevgili Ramazan Toprak…</p>