Biz Türkler "Devlet"e çok önem vermişizdir, o kadar ki “baba” demişizdir.

Birini yüceltirken "Devlet gibi adam" demişizdir...

Devletsizliği hiç düşünmediğimiz için ona sonsuzluk yüklemek için: “Devlet, ebed-i müddet” demişizdir...

Devletin gücünü anlatmak için:

“Devletin yapamayacağı iş yoktur” demiş, örnek olarak:

“Devlet isterse deveyi iğne deliğinden geçirir, isterse han kapısından geçirmez!” demişizdir...

*

Zaman zaman, devletin yanlışlarına isyan da etmiş:

“Adaletin bu mu? devlet baba" diye feryad etmişizdir...

*

Devleti adaletle hareket etmeye davet etmiş .“Adalet mülkün temelidir” demişizdir...

*

Devletin zayıfı koruması gerektiğini anlatmak içi:

“Devletliye dokun da geç, fukaradan sakın da geç!” diye öğüt de vermişizdir...

* * *

Oysa devlet biziz; bizim seçtiğimiz, gelin bizi yönetin dediğimiz bizden bildiğimiz insanlarımızdır...

*

Ancak bu insanların kimisi kimi zaman kendini devlet sanma gafletine düşmüş, kimi de kamunun işlerine bigane kalmıştır.

Ancak devleti yönetenler o hale gelmiş ki, Ziya Paşa gibi bir Türk entelijansı:

“Asiyab-ı devlet’i bir har da olsa çevirir!” demek zorunda kalmış!

Başka bir hazır cevap aydınımız Şair Eşref hemen cevabını yapoştırmış:

“Çevirir ama anasının örekesine çevirir.” deyivermiş!..

Neyzen Tevfik durur mu?

“O kadar har koştular ki asiyab-ı devlete

Çiğnemekten birbirini dolab-ı devlet dönmüyor.” diye kalayı basmış...

*

Çağımızda modern devlet anlayışında devlet mahalli idarelerdir, belediyelerdir. Çünkü vatandaşın hemen hemen tüm yaşantısı, belediyelerin cevvalliğine bağlı.

*

Yol, kaldırım, park yeri, su, kanalizasyon, piknik yeri, çöplerin toplanması, fakirler için sığınaklar, parklar, kreşler, toplu taşıma sistemleri ve en önemlisi fakir fukaraya mesken, iş ve aş hazırlar... Velhasıl aklınıza gelen her hizmeti devletin namına belediyeler yapar. Ayrıca halkın dertlerini dinler, onlara samimi çözümler üretir.

*

Siyasete belediyecilikle başlayan Erdoğan bu gerçeği bildiği için belediyeler önem vermektedir. Bunun için belediye başkanlarını seçerken ince eleyip sık dokuyor, takdirle karşılıyorum.

*

Ancak Antep'i eleyip dokurken eleğin çok da ince olmadığını düşünüyorum, çünkü o elekten develer havutuyla bile geçer...