Bugün siyasi geçmişimizde İslami kimliğiyle iz bırakan, hayatını ülkesini imar etmeye adayan, ağır sanayi çalışmaları ile ülkemizi gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak için özel hayatını feda eden, rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan bahsetmeye çalışacağım inşallah.

  Necmettin Erbakan ve arkadaşları, bu ülkede dindar kesimi temsil eden bir ekolü kurmuşlardır. Fakat o dönemde başlayan engellemeler, parti kapatmalar sırasıyla milli nizam partisi, milli selamet partisi, refah partisi ve fazilet partisi ile devam ediyordu.

  Bu kadar engellemelere rağmen, Necmettin Erbakan ve ekibi yılmamış ve son nefesine kadar mücadelesini sürdürmüştür.

...

  Erbakan hocam İslami bilgi ve becerilerini, mesleği olan makine mühendisliği ile birleştirmiş ve Almanya da kaldığı sürede kendisini geliştirerek, makine üretiminde yenilikler üretmiştir.

  Bu yenilikleri ülkemizde uygulamak istese de yeterince imkân ve zaman bulamamıştır.

  Ben, Rahmetli Erbakan hocam gibi insanların siyasetle değil de, enerjilerini toplumun ıslahı ve imarı için, siyaset dışı, sivil toplum kuruluşlarında harcamalarını isteyenlerdenim.

  Bilge insanların, STK’ların çalışmalarına katkılarının çok önemli olduğu aşikârdır. Bu insanların, sivil toplum kuruluşlarının içinde olmaları, insan kalitesini artıracak ve başarı artacaktır.

  Necmettin Erbakan, insanlar üzerinde hitabetiyle ve etkinliğiyle gönüller kazanmış bir davetçidir.   

  Necmettin Erbakan hocamın felsefesini, bir misalle anlatalım. O, bir seminer de şöyle anlatıyor.

  “Farzet ki sen Hz. Peygamberin s.a.v. bedir savaşını yaptığı gün o civarda develerini güden bir çobansın.

  Efendimiz s.a.v. ile Ebu cehil taraftarları, bedir kuyuları yakınlarında savaşa tutuşmak üzereler.

  Eğer sen, şöyle yüksek bir tepeye çıkayım da yaşanan savaşı seyredeyim dersen, kâfirler zümresinden olursun.

  Eğer, “yarabbi bunlardan kim haklı ise ona yardım et” diye dua edersen, yine kâfirlerden olursun.

  Çünkü Sen bu dünyaya hangisi haklı, hangisi haksız bilmek ve öğrenmek için gönderilmişsin. Bu ayrımı bilmeyen, haklıyı haksızı ayırt edemeyen,  hakkı batıldan ayıramaz ve gerçek bir mü’min olamaz.

  Eğer “ yarabbi peygamberine s.a.v. yardım et, onu muzaffer kıl” diye dua edersen, günahkâr bir fasık olursun. Çünkü o an, dua etme değil, eyleme geçme zamanıdır.

  Eğer hakiki mümin isen yapacağın şudur:  Olaydan haberdar olur olmaz, yerinden öyle bir fırlayacaksın ki savaş alanına kadar düşe kalka da olsa durmayacaksın ve eline ne geçerse, ne bulursan onunla savaşacak ve katkıda bulunacaksın.”

  Hocam bu örneği, siyasi bir çalışmada, partisine destek olunması için söylemiş olsa da, ben bu anlatılan örneğin, İslami çalışmalara daha uygun olduğunu düşünüyorum.

  Bu kısa yazımda Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı bir nebze de olsa yâd etmeye çalıştım.

   Bu vesileyle ülkemize hizmet eden ona ve arkadaşlarına yüce Allahtan rahmet diliyorum.  Dua ile