Anadolu Platformunun on üçüncüsünü düzenlediği Anadolu Buluşmaları programı için Afyonkarahisar Sandıklı’dayız.
Alanında uzman sunumcuların ve misafirlerin yer aldığı programda İslam dünyasının birlikteliği ve geleceği masaya yatırıldı.
Program Anadolu platformu başkanı Turgay Aldemir’in konuşması ile başladı ve sırasıyla önceki diyanet işleri başkanımız Sayın Mehmet Görmez, Azmi Özcan, Hasan Kösebalaban, Ramazan Kayan, Refik Korkusuz, Zekeriya Kurşun, Mustafa Özel, Ayşe Böhürler, Ahmet Turan Koçer, Ali Gür, Berdan Aral, Mehmet Barca ve Yasin Aktay’ın sunumları oldu.
Devam eden programda Raşid el Gannuşi, Nihat Erdoğmuş, İbrahim Özmantarın’ın sunumlarıyla ve sonuç bildirgesiyle sempozyumutamamlayacağız inşallah.
Bu yıl konu başlığı “İslam dünyası birliktelik modeli ve gelecek perspektifi” seçildi.
Bu konu ile ilgili sunumlarını yapan hocalarımız, hazırlıklarını salonu dolduran yaklaşık 1000 üye ile paylaştı.
Bu bilgilerden sonra önceki diyanet işleri başkanımız Sayın Mehmet Görmezin yaptığı sunumunda aldığım notları sizinle paylaşmak istiyorum.
Emri bil marufu açıklamasını yapan Mehmet hocam, siz marufu emredersiniz sözünü “siz marufu (iyiliği) yaşarsınız, yaşamalısınız” olarak açıkladı ve devam etti. Bir Müslümanın yaşamında etkili olan, sözlerinden ziyade yaşaması ve bu yaşadıklarının değerlendirmesidir.
İslam’ı dünyaya âlimler (hocalar) değil, tüccarlar taşımıştır. Bunun örnekleri çoktur.
Endonezya, Malezya örneği bunlardan sadece biridir. Yemenli tüccarların bu ülkelere gitmeleri ve dürüstlükleri ile gittikleri yerlerin gönüllerini kazanmaları ve bu yaptıklarının İslam’ın bir emri olduğunu anlatmaları sonucu o insanların İslam’ı öğrenme istekleri oluşmuştur. Bunun sonucu olarak ta bu ülkelerin nüfusunun büyük çoğunluğu İslam’ı kabul etmiştir…
Hocamın sunumundan bir kısmını aldığım bu sözlerinin pratiğe taşınması hepimiz için çok önemlidir. Bugün İslam’ı bırakın başka ülkelere taşımayı kendi ülkemizde bile yaşamaya zorlanır olduk.
Ticarette hepimizin ayrı kıstasları oluşmuş durumda. Bunun ortak bir noktasını oluşturamamış durumdayız.
Batının ticarete bakışı o kadar benimsenmiş ki bizim Kuran’i değerlerimiz neredeyse yok sayılmış bir durumda.
Gelişmiş teknolojiyi kullanmak mutlaka gerekiyor, başarıyı getirecektir de. Fakat bunun banka kredileri ile alınması ve faiz’in neredeyse normal bir hale gelmesi çok yanlıştır.
Bugün bankaya borcu olmayan, kredi kullanmayan bir işletme yoktur veya sayısı çok azdır. Bu işletmeler bu borçları ödemek için uğraştığından, bırakın başkalarını İslam’a davet etmeyi, günlerini kendi hesapları ile boğuşarak geçirmek zorunda kalıyorlar.
Bu bakışla geçmişteki bu tüccarların başarısına ulaşmak mümkün değildir. Önce kendi ekonomik bağımsızlığı kazanmak zorundayız. Ticareti kuralına göre ama önce İslam’a göre yapmalıyız.
Mehmet hocam İslam’ın anlaşılması noktasında, kendisini ilme adamış çok kıymetli bir hocamızdır. Onun bu anlatımlarına değer vermek, biz Müslümanların faydasına olacaktır.