Türkiye’de yapılacak olan 2019 seçimleri için bugünden çalışmaların başladığını görüyoruz.

Son yapılan referandumla seçim sisteminin değişmesi, siyasi partileri farklı düşünmeye sevk etti.

Yeni sistemde partilerin kazanması için, oy verenlerin % 50+1’ini almaları gerekiyor.

Liderler 2019 seçimlerini kazanmak için farklı yollara başvurmaya başladılar. Akparti de bu çalışmalara yeni yüz kazandırmak için, metal yorgunluğu teşhisi konuldu ve çözüm için düğmeye basıldı.

İlk değişime belediye başkanlarının istifası istenerek başlandı ve bu başkanlar istifa etmeye başladılar.

Meral Akşener’in kuracağı partinin vizyonu, seçmende ne kadar etki edeceği de merak konusu oldu. Önümüzdeki günlerde yeni gelişmelerin devam edeceği görülüyor.

Bu seçimde seçmen profilinin değişebileceği öngörülüyor. Vatandaşın önümüzde ki günlerde yapılacak yeni gelişmelere bakacağı ve kararını ona göre vereceği, dolayısıyla önümüzde ki bu seçimin daha zor geçeceği öngörülüyor.

Fakat ben burada, iktidarda olan Akparti’nin önümüzdeki dönemdeki çalışmalarında yapması gerekenlere değinmek istiyorum.

Akparti iktidarında, ülkemiz de, çok olumlu gelişmeler olmuş, güzel çalışmalara imza atılmıştır. Bizler bu güzel ülkemizi ve vatandaşlarımızı, gelecekte daha iyi yerlerde görmek istediğimiz için yapıcı eleştirilerde bulunmak istiyoruz.

 Akparti, bir sonraki seçimler de başarılı olabilmesi için, halkın nabzını doğru tutabilmesi, hayatın içinde olması, (politikacılarımızın bir kısmı bunu yapıyor ama çoğunluğunu kastediyorum) ismiyle değil de çalışmalarıyla öne çıkan yöneticilerimizin, yüzeysellikten uzak, biraz daha derinlere inilerek çalışması gerektiğine inanıyorum.

Son seçimler de % 50 civarı alınmış olan oyların, vermiş olduğu özgüveni aşıp yeni çalışmalar yapılması, yeni projelerin üretilmesi, halkın içine girip onları bir bakan veya milletvekili kimliğiyle değil de yakın bir dost olarak dinlemeleri gerekiyor.

Halkın içine girerek, değişik meslek ve gelir gruplarını dinlemeleri, onların yaşadığı zorlukları hissetmeleri, onlara bölgesel ve ulusal manada, gerçek bir çıkış yolu bulmaları, üretmeleri gerekmektedir.

Burada sayın cumhurbaşkanının yapmak istediği yeniliklere saygı duymak gerekiyor. Fakat bu görev sadece liderin görevi değildir. O çatı altındaki herkesin, hatta bu davaya gönül vermiş olan her bireyin görevi olmalıdır.

Yapılan bu yeniliklerin yanında hata yapılmaması gerektiği, önceden yapılan hatalar varsa o hataların düzeltilmesine katkıda bulunmaları, yanlış politikalardan dolayı oluşan küskünlerin, gönlünün alınmasına katkıda bulunmaları, mutlaka çok önemlidir.  

Son günler de siyasi gelişmelerin odağında olan belediye başkanlarının istifaya zorlanmaları, yeni küskünler doğuracak gibi görünüyor. Bu değişimlerin medya önünde değil de, parti içinde yapılması daha doğru olurdu.

Parti içinde bu tartışmalar yapılıp, muhataplar ikna edildikten sonra, bir açıklama yapılarak kamuoyuna duyurulsaydı, daha sonra taraflar ortak bir dil kullanarak halkı aydınlatsaydı, hem parti hem de yöneticiler yıpratılmamış olurdu diye düşünüyorum.

Bu ülkeye hizmet eden şahsiyetleri kaybetmemek gerekiyor. Yapılan yanlışlar varsa, o kişilerin cezalandırılması gerekir. Fakat yeni kan değişimi için yapılan değişiklikler aynı kefeye konulmaması gerekir.