28 Şubatı her yıl hatırlamamız gerekiyor. O dönemde yapılanların unutulmaması çok önemlidir.

Özellikle bu ülkenin evlatlarına yapılan haksızlıklar hatırlanarak gündem edilmesi çok önemlidir.

Büyüklerimiz o günlerde yaşanan zulümleri, gençlere anlatmalı ve o kuşağın geleceğini karartan zihniyeti, öğrenmelerini sağlamalıdırlar.

28 ŞUBATTA NELER OLMUŞTU KISMEN HATIRLAYALIM

Bu ülkenin evlatları olan kızlarımız sırf başları kapalı olduğundan dolayı okullara alınmıyor ve okuma hakları ellerinden alınıyordu.

Bazı üniversitelerde ve liselerde kısmen izin verilse de başarıları engelleniyor çocuklarımız diplomalarını ve başarı belgelerini alamıyorlardı.

Başörtülü akademisyenlerimiz, öğretmenlerimiz ve diğer kurumlarda çalışan memurlarımız, ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar işten uzaklaştırılıyor ve hiçbir hak iddia edemiyorlardı.

O zaman kuvvet komutanlarından oluşan bir şura(Y.A.Ş.) oluşturulmuş ve milli güvenlik toplantılarında zamanın hükümetine direktifler veriliyor ve mutlaka uygulanması isteniyordu.

Hatta çocuklarını bu vatanın güvenliğini sağlamak için, seve seve askere gönderen anneler yemin törenlerine alınmıyor ve gözyaşları içinde bırakılıyordu.

PEKİ, SONUÇ NE OLDU

Sonuç, bu mahzun annelerin ve çocuklarımızın ahı öyle bir şekilde büyüdü ki, sanki bir karabulut gibi onların üzerini kapladı.

Bu zulmü yapanlar her geçen gün toplumun gözünde küçülmeye başladılar.

Toplum nezdinde itibarsızlaşanların başında bir komutan vardı, bu komutan o dönemin başbakanı olan rahmetli Erbakan’ın, yemek davetinde ısrarla içki istemiş, verilmeyince kendi yaverine aldırmış ve bu yaptığını medyada paylaşarak içki sayesinde zafer kazandığını söyleyecek kadar çukurlaşmıştı.

O zaman ki haberlerden aldığımız bilgilere göre, bu komutan 20 trilyonluk bir servet kazanmış. Bu komutan, 20 trilyonluk devasa mal varlığını, ne şekilde elde ettiğini izah edememiştir. Savcılar tarafından hazırlanan iddianameler ise Sümen altı edilerek kapatılmıştır.

Asıl gayeleri devletin imkanlarını kendi menfaatlerine kullanan bu insanlar hedef saptırarak irtica yaygaraları ile toplumu uyutarak saman altından su yürütmekti..

BUGÜN NE DEĞİŞTİ

Okullarımızda okuyan çocuklarımızdan isteyenler, başları kapalı bir şekilde eğitim alıyorlarsa sakınca var mı?

Öğretmenlerimiz ve memur hanımlarımızdan yine isteyen başörtüleriyle görevlerini yapıyorlar ve hiçbir sakınca olmuyor.

Çocuklarını askere gönderen anneler, yemin törenlerine katılıyor ve hiçbir şekilde bir sorun teşkil etmiyor.

Sormak gerekiyor.

O zaman sorun olduğu söylenen bu konular bu gün neden sorun olmuyor.

Bunun cevabı aslında içindedir. Bu konular hiçbir zaman sorun olmamıştır. Bu sorunu o zaman ki bir kesim baskı yaparak oluşturmuştur.

Bu baskıya sadece başbakan ve çevresi karşı koymaya çalışmış ise de yeterli olmamıştır.

O zamanın cumhurbaşkanı da dâhil, çoğunluk baskıyı kabul etmiş ve çıkarılan kanunları imzalamıştır.

Ezcümle O karanlık dönemin bitmesi bu gün, hemen her kesim tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Doğru bir yönetimle ekonomi o zamanlara göre çok iyileşmiştir.

Ülkemizde kişi başına düşen milli gelir 1.500 dolardan, 11.00 dolar civarına çıkmıştır.

İnsanlar inanç ve ibadetlerini rahat bir şekilde uygulamaya başlamışlardır.

Eksiklerimiz yok mu, mutlaka vardır ama elbirliğiyle daha iyi bir yarınlara ulaşacağız inşallah.