Malumunuz Türkiye, Afrin' e beklenen operasyonu başlattı.

İlk günden bu yana bu konu hakkında çok şeyler yazılıp çizildi.

Siyasi ve stratejik analizler hırla gitti.

Suriye meselesini yüreğinde hisseden de bu meseleyi umursamayanlar da yorumlar yaptı.

Ben siyasi ve reel politik yorumları yüksek akıl sahiplerine bırakmak istiyorum.

Ama şunları söylemekten de geri kalmayacağım.

Lütfen empati melekesi körelmiş vicdanlar yorum yapmasın.

Bir Suriyelinin başını okşamayanlar yorum yapmasın.

Bir toplanma kampını ziyaret etmeyenler yorum yapmasın.

Bir savaşın yarattığı travmalar hakkında en ufak bir fikri olmayanlar yorum yapmasın.

Kendi topraklarının, kendi memleketlerinin hemen dibindeki kamplarda perişan bir halde yaşamak zorunda olanların duygularını bilmeyenler analiz yapmasın.

Bu kampları ziyaret etmeyenler "Afrin neden kurtarılmalı?" sorusuna cevap aramasın.

...

Keşke nefes alan hiçbir canlıya zarar verilmeden dünya dönebilse!

Hele hele keşke hiç bir insanı öldürmek zorunda kalmasak!

Keşke "sadece yok edilerek ıslah edeceğimiz" hiçbir insan olmasa!

Keşke DAEŞlisiyle, PYDlisiyle, JPGlisiyle, PKK'lısıyla herkes yola gelse ve öldürmek zorunda kalınmasa!

Ama aklını, ruhunu, eylemini kiraya vermiş ve kendi toplumunun bağrına bir virüs gibi saplanmış teröristler bize başka bir seçenek bırakmıyor.

Binlerce insanın ölümü, milyonlarca insanın evsiz kalması onların hiç mi, hiç umrunda değil!

 

İşte bu yüzden Afrin'in tek umudu buydu.

İşte bu yüzden Afrin'e operasyon kaçınılmazdı.

Nasıl ki Fırat Kalkanı ile belli bölgelere huzur geldi, Afrin'e huzur gelmesi için bu operasyonun yapılması şarttı.

Keşke bu savaş hiç olmasaydı ama maalesef bu savaş oldu ve Türkiye gibi sağduyulu, vicdan ehli, halkların iyiliğini düşünen, o toplumun dramlarını yüreğinde hisseden ülkeler eğer olaya el koymazsa oradaki insanlık dramları yaşanmaya devam edecek.

Ne Amerika'nın ne Rusya'nın ne de bir başka ülkenin Suriye'de barış olması, insanlarının mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşaması gibi bir derdi bulunmuyor.

Onlar ancak silahlardan edinecekleri paralarla, sömürecekleri yeni petrol yataklarıyla ve İsrail'in güvenliğini sağlamak için açılacak koridorlarla ilgileniyorlar.

Bu yüzden Türkiye, Afrin'e girmeliydi.

Bu operasyon, mecburen yapılması gereken bir operasyondu.

...

Ben bundan yaklaşık 10 ay önce Afrin yakınlarındaki Atme ve diğer kampları ziyaret etmiştim.

On binlerce insanın bez çadırların içerisindeki yaşam mücadelesi bizi gözyaşlarına boğmuştu.

Yağmur yağdığında çadırlardan içeri sızan sular, rüzgâr olduğunda uçup giden tavanlar, çamurdan yürünmez hale gelen yollar...

Küçücük çocuklar 4 metrekare çadırın içindeki dünyalarında yaşamak zorunda bırakılıyor.

Yaşlı nineler "üşüdüm" diye kimseye nazlanamıyorlardı.

Anneler, yemek yapmak için su tankerinin yolunu gözlemek zorunda kalıyorlardı.

Babalar, aç kalan yavrularına bakarak gizli gizli ağlıyorlardı.

Şimdi bu insanların acısını ve dramına yüreğinde hissetmeyenler ne hakla Afrin operasyonunu eleştirirler?

Sıcacık evleri ellerinden alınmış, yuvaları ve şehirleri tarumar edilmiş, sonra da çadırlarda yaşamak zorunda bırakılmış bu insanların hakkını kim savunacak?

Onlara yeni bir yaşam sağlamak için kimin, ne tür bir politikası var?

Orada PYD dediğimiz, JPG dediğimiz, PKK dediğimiz örgütler acaba gerçekten oradaki insanların iyiliği için mi uğraşıyorlar?

Hayır, tabiî ki.

Yerin altının yerin üstünden daha cazip olduğu bir zaman diliminde yaşamaktayız.

Türkiye'nin de ümmetin de kendisine gelip, özüne dönmesinden başka seçeneği yok.