Dünkü grup toplantılarında muhalefet liderleri FETÖ’nün siyasi ayağı ile mücadelenin yeteri kadar yapılmadığını dile getirerek iktidar partisine oldukça sert eleştiriler yönettiler. Özellikle Devlet Bahçeli konunun üzerinde durarak FETÖ’nün iktidar partisi içindeki siyasi ayağının temizlenmesini istedi.

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da konuyu gündeme taşıdı, iktidar partisine; "Bu Işin siyasi ayağı ortaya çıkmazsa olmaz, siyasi ayağın ortaya çıkması lazım” diyerek “Tatlıcıları alıyorsunuz, esnafı memuru alıyorsunuz, polisi askeri alıyorsunuz; ama sıra siyasi ayağa gelince ağırdan alıyorsunuz” mealinde oldukça sert eleştiriler yaptı.

***

Her iki muhalefet lideri de eleştirilerinde sonu kadar haklılar. Bu talep sadece muhalefetin değil, aynı zamanda kamu oyunun da beklentisidir. Devletin kılcal damarlarına kadar sızıp örgütlenen bir ihanet şebekesinin iktidar partisinin içine el atmamış olması elbette düşünülemez.

***

AK Parti’den, özellikle Genel Başkan seçilen Cumhurbaşkanından beklenen şey, milletvekillerinden başlayarak belediye başkanlarına, meclis üyelerine, oradan da parti teşkilatlarında görev almış FETÖ ile iltisaklı kim varsa ortaya çıkarılıp adalete teslim etmesidir.

***

Cumhurbaşkanın “Babamın oğlu olsa gözünün yaşına bakmam” sözü, bu ihanet şebekesiyle öyle veya böyle irtibatı ve ilişkisi olanların peşini bırakmayacağını göstermektedir. Zaten dediklerini yapmazsa zaman içinde o “kripto”lar hiç acımadan kendini al aşağı ederler.

***

Ancak burada sorulması gereken bir soru var: “temizlik süreci” nasıl yürüyecek?

Cumhurbaşkanı, partisinin içinde kimlerin FETÖ ile iş tuttuğunu tek tek biliyor. İlçe başkanlarından milletvekillerine kadar uzanan teşkilat zincirinin hangi halkası bu pisliğe bulaşmışsa onun bilgisi masasının üzerindeki dosyada mevcut…

O masanın üzerindeki başka bir dosyada bu zincirin halkalarıyla ilgili hazırlanmış kalınca bir istihbarat raporunun da bulunduğunu tahmin etmek hiçte zor değil.

***

AK Partide ilk dönem FETÖ temizliği 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri öncesi yapılmıştı. O zaman FETÖ’cü olduklarını gizlemeye gerek duymayan İdris Bal, İdris Naim Şahin, Hakan Şükür gibi milletvekilleri partiden uzaklaştırılmıştı. Ancak Bülent Arınç, Beşir Atalay, Ertuğrul Günay, Sadullah Ergin gibi parti üst kademesinde görev alıp bakanlık yapmış isimler FETÖ ile mücadelede ayak sürümeye devam ediyorlardı.

***

Bu isimler FETÖ meselesine daha iyimser yaklaşıyor, böyle bir mücadelenin ülkeye zarar vereceği endişesiyle teşkilatta ve bürokraside görev almış olanlara müzaheret gösteriyorlardı. Ahmet Davutoğlu hükümetinde görev alanlar da buna yakın pozisyon almışlardı.

Hatta bazıları teşkilat içinde Recep Tayyip Erdoğan’ın altını boşaltma gayretine bile düşmüştü. Bin Ali Yıldırım’ın hızla AK Partinin başına getirilmesiyle hem hükümetin hem de partinin kontrolü yeniden sağlandı.

***

Bu noktadan sonra AK Parti içindeki FETÖ temizliği ve yeniden yapılanma süreci muhtemelen teşkilatlardan ve belediyelerden başlayacak. Önce teşkilattaki FETÖ ile iltisaklılar kongrelerde görevden alınacak sonra da haklarında adli süreç başlatılacak. Bu yöntem belediye başkanlarını ve milletvekillerini de kapsayacak şekilde aşağıdan yukarıya doğru devam edecek.

***

2019 seçimlerine giderken yenilenmiş bir AK Parti ve milletvekili kadrosu ön plana çıkacak. Seçimden sonra da Cumhurbaşkanın masasındaki dosyada adı bulunan vekiller, belediye başkanları, meclis üyeleri hakkında yasal işlem başlayacak. Gerçekten bu pisliğe bulaşmış olanlar adalete hesap verecek, bi-günah olanlar ise aklanacaktır.

***

Görünen o ki, cumhurbaşkanı dosyasındaki şüphelileri siyasi mülahazalarla AK Parti rozetiyle derdest edip hakim önüne çıkarmak istemiyor. Zira böyle bir hamle Reis için siyasi kamikaze olur. Bunu da anlayışla karşılamak lazım. Zira zor olan pirincin içindeki beyaz taşları ayıklamaktır; siyahlar zaten belli!..