Son dönemde ülkemiz, birçok badireler atlattı. Önce 17- 25 Aralık’ta yapılan devleti ele geçirme planı, gezi olayları, Seçimler, Darbe kalkışması ve referandum derken, en çok zararı ekonomimiz gördü. İktidar, bu sorunlarla savaşırken, ülkenin en önemli meselesi olan ekonomiye yeterince zaman ayıramadı.
Tabi, önce bu sıkıntılardan kurtulmak gerekiyordu. İnsanlarımızın cesareti ve gözüpekliğiyle bu olay atlatıldı. Darbe bertaraf edildi. Bu olaylarda hayatını kaybedenler ve yaralılarımız da olmuştu.
Bugün yine onları hatırlıyor, şehitlerimize yüce Allahtan rahmet diliyor, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyorum.
Yöneticilerimiz bu sıkıntılarla uğraşırken, dış güçlerin desteğini alan, ülke içindeki hainler, ülkemize başta ekonomi olmak üzere, zarar vermeye devam ettiler.
FETÖ PDY
Aklımızın almadığı konulardan biride yıllardır islami bir örgüt olarak bilinen, Fetullah Gülen gurubunun bu olaylarda başrol de olmalarıydı.
Bu gurubun yaptıkları toplum tarafından karmaşık bulunsa da, anlaşılmasa da, hocaları ve yaptıkları için, vardır bir bildiği, vardır bir hikmeti denilerek geçiştiriliyordu.
Dinlenilen vaazlarla insanlar hipnoza uğramışcasına kendinden geçiyor ve istenilenleri yapıyorlardı. İnsanların kırmızı çizgileri olması gerekiyor, Sınırlarını bilmeleri, yanlış yapmamaları gerekiyordu.
Bir müslüman, hangi gurupta olursa olsun kendi devletine, kendi halkına, kendi kardeşlerine faydalı olmalıdır. Zararı dokunmamalıdır.
Bunu, hocaları da istese, abileri de istese, kim isterse istesin, vatanını, milletini seven, birisi bunu yapamaz. Bu ülkedeki tüm vatandaşlar büyük bir ailedir. Bir insan kendi ailesine zarar veremez, vermemelidir.
Kendi halkına kendi kardeşlerine yanlış yapanlar, hem dünya da, hem de ahirette zelil olmaya mahkumdurlar.
Bunların ülkeye verdikleri zarar, sadece askeri ve sosyal alanda olmadı. Malumdur, ekonomiler, gelir gider dengesinin yanında, ençok, döviz ve faizden etkilenir. Ülkemizde çıkan bu kargaşa dövizin yükselmesine sebep oldu. Bu olumsuzlukların etkisiyle, bir yılda % 30- 40 civarı, tl’nin düşmesine, değer kaybetmesine, sebep oldular.
REFERANDUM
Referandum bir dönüm noktası oldu. Eski seçim sisteminin yerine, yeni cumhurbaşkanlığı sistemi geliştirildi. Akparti ve M.H.P. nin beraberce sahiplenerek halka sunduğu, bu yeni kanunların beklentisi % 60 civarıydı. Çıkan sonucun, beklentilerin altında kalması, %3 gibi az farkla kabul edilmesi, bir uyarı olarak algılandı.
Burada çıkan sonuçları değerlendirdiğimizde, iktidara yeni bir fırsat verildi. Fakat verilen bu yetki, sınırsız da değildi. Bundan sonraki birinci önceliğin, ekonomi olması gerekiyor. Eğer ekonomi de istenilen adımlar atılmazsa, başarı sağlanamazsa bir sonraki seçimde işlerinin zor olduğu bilinmelidir.
EKONOMİ
Dünya ekonomisinde IMF’nin 2015 verilerine baktığımızda Türkiyenin dünyadaki ekonomiye katkısının 753 milyar dolarla, 17. sırada olduğunu görüyoruz. Bunu yukarıya taşımak için iç piyasaya destek verilmelidir.
İç piyasada ise büyük şirketlerin ve küçük esnafın ayakta kalabilmeleri için dövizin ve faizin denetim altına alınabilmesi, piyasanın hareketlendirilmesi gerekiyor. Döviz ve faiz korkusu, iş dünyasını, dolayısıyla iş adamlarını ürkütüyor. Kalıcı çözümler üretilmesi, sürdürülebilir bir ekonomi için mutlaktır.
Terörden arındırılan ülkemiz turizmle, Doğru ekonomi politikası üreterek sanayicisiyle, esnafıyla ve memuruyla, bu yeni anlayışla, atağa kaldırılması gerekiyor. Her kesimin elini, taşın altına koyması gerekiyor. Ekonomisi bozulan toplumlar, ayakta kalamazlar. Sağlıklı düşünemez, geleceğe güvenli bakamazlar. Dua ile