(Ey Peygamber!) "Biz bu kitabı (Kur'an'ı), insanların faydası için sana hak ve gerçek olarak indirdik.
Artık kim doğru yola girerse kendi yararına olarak girer, kim de doğru yoldan saparsa kendi aleyhine sapar. Sen onların üzerine bekçi değilsin."
(Zümer; 41)
--------------------------------
Önceki gün Boğaziçi Üniversitesi'nde 15 Temmuz şehitleri için Kur'an okunmasına tepki gösteren bir fizik profesörü programı terk etmiş.
***
Olayın zahiri yönünü ''Üniversite bilim üreten bir müessesedir. Bilim teolojiden bağımsız olmalı ki bilim olsun. Dolayısıyla bu mekanda Kur'an okumak üniversitenin bağımsız bilimsel kimliğine saygısızlıktır. Kuran'ın okunma yeri camiidir." diye savunanlar olabilir. Tepki veren profesörün gerekçesi de muhtemelen bu minvaldedir.
***
Bu yaklaşım, 19. Asır Avrupa'sının pozitivist düşünce adamlarına aittir. Örneğin O. Comte bunların önde gelenlerindendir. Bu düşüncenin temeli, aklı kutsamanın yanında Allah'ı hayatın her alından dışlamaya dayanır. O devrin bazı Osmanlı entelektüelleri de bir nevi aklı ilah edinme olan bu akımının tesiri altında kalmışlardır.
***
Ne var ki, pozitivizmin İnançlarına bağlı bir devletten yayılması çok zordu. Bu nedenden dolayı Osmanlı’ya pozitivizm ilmi alandan değil de edebiyat yolu ile girmiştir. Başta Beşir Fuad olmak üzere Hüseyin Cahit (Yalçın), Ahmet Rıza, Tevfik Fikret, Ahmet Şuayb, Satı Bey, Bedi Nuri, Rıza Tevfik, Salih Zeki, ve Ziya Gökalp Pozitivizm’in Osmanlı’da yayılmasını sağlamışlardır.
***
Halbuki günümüzde bilim, bilginin asıl kaynağının ilahi olduğu, aklın vahiy ile çatışmasının söz konusu olmadığı noktasındaki gerçeğe gelmiştir. Bu gerçeklik özellikle fizik, astronomi ve genetik ilminde inkarı mümkün olmayacak şekilde ortadadır.
***
Hal böyle iken hala 19. Asrın köhnemiş pozitivist kafasıyla bilim yaptığını sananlardan başka türlü bir tepki beklememek gerekir. Müslüman Türk toplumu olarak artık bu gibi çağdışı görüşlere ve tepkilere asla itibar etmiyor ve kaale almıyoruz. İstedikleri kadar tavır koysunlar. Biz inanıyoruz ki, ilmin sadece aklî olanı tek kanatlı kuş gibidir, hep kendi ekseni etrafında bir fasit daire içince döner durur ve asla ileriye gidemez. İlmin asıl kaynağı aklı da yaratan Allah’tır. Bu kadarcık hakikati anlamayandan ilim adamı olur mu?