Eleştiren, geliştiren, yeni fikirler üreten, geleceği kurgulayan, ufku açık bir çevre oluşturmaya ihtiyacımız var. Yoksa, dış dünyadan habersiz, sadece kendi dünyasında yaşamaya başlayan, geçmişten kurtulamayan insanlar olmaya başlıyoruz.
Çevremize baktığımızda onaylanmayı seven, başkalarının fikrine çokta önem vermeyen, daima haklı çıkma sevdasında olan insanları görüyoruz. Acaba burada izlenmesi gereken yol nedir, diye baktığımızda karşımıza bakın ne gibi çözümler çıkıyor.
DOĞRU ARKADAŞ SEÇİMİ
Bir hadisi şerifte Hz. peygamber s.a.v. bizlere nasıl bir arkadaş seçmemiz gerektiğini açıklıyor. O şöyle buyurur. "Gördüğünüzde size Allah'ı hatırlatan, ilmiyle bilginizi artıran ve size ahireti unutturmayan, yanlış yapmanızı önleyen, sizin için en hayırlı arkadaştır" der.
Mevlâna ise “Bir eş yaran isterim Cana can olan, yaraya merhem olan, canı ben yarası ben olan, bana Mevlâ’yı anlatan ve Mevlayı hatırlatan.”der.
DOST ACI SÖYLER
Doğru, yapıcı eleştiriye her zaman açık olmalıyız. Eleştiriye kapalı, alkışa açık olursanız, daima tehlikedesiniz demektedir. Çevremizde olan, bizi kuşatan insanları doğru seçmek durumundayız. Seçtiğimiz bu arkadaşlarımız, her yaptığımızı onaylayan değil de, gerektiği zaman bizleri uyaran ve sözünü esirgemeyen birileri olmalıdır. Hani hoşumuza gitmese de, atasözümüzde geçtiği gibi "dost acı söyler" sözünü hiç unutmamalıyız. Yaşadığımız bir ziyaretle de bunu biraz daha açalım.
ZİYARET
Çok sevdiğim bir abimiz hasta olmuştu. Arkadaşlarla birlıkte ziyarete gittik. Bu abimizin varlıklı bir geçmişi vardı. Hem hasta olması hem de farklı sektörlere girdiğinden olsa gerek, mali sıkıntılara girmişti.
Geniş katılımlı ve ziyaret saatimiz de uzundu. Sohbet ilerleyince bir fırsat bulduğumda bir soru sormak istedim. Üstad size bir soru sormak istiyorum, fakat eğer sizi üzecekse cevap vermeyebilirsiniz dedim.
Abimiz çok mütevazı birisi. Tabii mustafacığım dedi.
Sorumu şöyle sordum. Abiciğim bildiğim kadarıyla maddi açıdan iyi bir durumunuz vardı, fakat şimdi mali sıkıntılarınızın olduğunu duydum, bu işin aslını, bize tecrübe olması açısından anlatırmısın dedim.
Üstad içini çekerek anlatmaya başladı:
- Arkadaşlar dedi, benim yıllardır faaliyetlerimi biliyorsunuz, bu çalışmalarımda etrafımda bir çevrem oluşmuştu. Bu arkadaşlar, benim her dediğimi onaylarlar, hiç itiraz etmezlerdi. Ben ise hep yaptıklarımı doğru zannederdim. Fakat yanlış yaptığımı çok geç anladım, buda bana çok pahalıya mal oldu. Meğerse çevremde gerçek akıl danışacağım kimse yokmuş dedi ve devam etti.
-Ne zaman ki çevremde birine bir şey sorsam abi "siz bilirsiniz" diyorlardı.
-Başka bir zaman yine bir şey sorduğumda "Abi siz varken bize laf düşmez" diye cevap verdiler. İşler bu minval üzere devam etiğimde yanlış kararlar verdim. Çünkü bana hiç kimse farklı bir yol göstermedi, yanlış yapıyorsun dememişti. Neticede bilmediğimiz "bilmediğimizide bilmediğimiz" işler bizi bu duruma getirdi. dedi.
Üzülmemesi için konuyu kapattık. Fakat bu abimizin anlattıkları ziyarete katılanlara güzel bir ders olmuştu.
Ne mutlu her konuşmadan ders alabilenlere, ne mutlu aldıkları dersleri yaşamlarında uygulayabilenlere. Dua ile...