Ramazan ayının son günlerine gelmiş bulunuyoruz. Rabbimize bizleri bu günlerde ibadetler ile meşgul ettiği için ve bu ibadetlerin lezzetini almamızı lütfettiği için şükrediyoruz.

Biz Müslümanlar ramazan ayında ne şekilde olursa olsun oruç tutmayı kendimize şiar ediniriz. Ramazan ayında oruç tutmak bu ayda yapılabilecek en güzel ibadettir.

Buhari de geçen bir hadisi şerifte efendimiz s.a.v. (Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahu Teâlâ’dan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) buyurur.

Oruç tutmak, gerçek manada iman eden Müslümanların yapacağı bir ibadettir. Hadiste geçtiği üzere, mümin oruç tuttuğunda, Allah’u Teâlâ’nın meleklere; siz sadece bir günlük oruç yazın, onun sevabını ben vereceğim diye ifade etmesi, sanki onu ben özel olarak mükâfatlandıracağı anlamına geliyor. Bu bilince sahip olan bir Müslüman mükafatı bu kaçırmayacaktır.

İbadetlerin birer örf olarak algılanması ve istersem yaparım, istemezsem yapmam mantığı topluma hâkim olmuş durumdadır.

Belki de daha kötüsü toplumun, oruç tutanlara saygı duymamasıdır.

Bu yıl havaların serin gitmesine rağmen oruç tutmayanların sayısının çok olması düşündürücüdür. İnsanlar rahatsız olduğundan dolayı veya tutmak istemediğinden oruç tutmayabilir, fakat tutanlara saygı göstermeleri bekleniyor.

Bu bir eğitim meselesidir. Bunun ailede verilmesi gerekiyordu. Fakat bu konuda çok geç kalındı ve bu pervasızca ulu orta oruç tutmayan insanlar, oruç tutanları rahatsız etmeye devam edecekler.

BAYRAMI YAŞAMAK VE YAŞATMAK

Ramazan ayında bayramı yaşamak ve yaşatmak için ibadetleri artırmak gerekiyor.

Bu ibadetlerden en önemlilerinden biri de son zamanlarda çokça yapılan yetim ve ihtiyaç sahibi aileleri ziyaret etmektir.

Bu aileler ziyaret edilerek, bu toplumun onları unutmadığını ve her zaman yanlarında olduğunu hissettirmesi çok önemlidir.

Bu ziyaretlere giden arkadaşlarla konuştuğumuzda, onları çok mutlu görüyoruz. Hatta bu lezzeti alan kardeşlerimiz, lüks restoranlarda verilen davetleri iptal ederek, bu aileleri ziyarete gitmeyi tercih ediyorlar, bizler burada görüyoruz ki, ramazan ayının içinde kardeşlerimiz bayramı bu günden yaşamaya başlıyorlar.

Gidilen aileler de bu kardeşlerini yanlarında gördüklerinde, yalnız olmadıkları için mutluluğu buluyor ve o günleri, geceleri bayrama dönüşüyor.

Hazreti peygamberin s.a.v. kıyamet günü ben ve yetimi sevindiren kıyamet günü yanyana olacaktır, müjdesi de ahirette ikinci bir bayrama dönüşecektir inşallah.

Yine taberani de geçen bir hadisi şerifte efendimiz s.a.v. ” Allahu Teâlâ’nın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.”Buyuruyor.

Sadece Allah rızası için bu yetim ve ihtiyaç sahibi Müslümanları ziyarete giden kardeşlerimizin, bu hadisi şerifte geçtiği üzere rabbim sofralarını bereketlendirsin, huzur ve sıhhat versin inşallah.

BAYRAMLAR MUTLU GÜNLERDİR

Bayramlar mutluluk ve huzur dolu günlerdir. Buhari’de geçen asrısaadet döneminde bayramı anlatan ve bayramı bize nasıl olmasını öğreten hadisi paylaşarak konumuzu sonlandırmak istiyorum.

Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, Rasûlullah’ın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu.

Bayramları bugünden yaşamaya başlayalım. Hayatta en güzel duygulardan biride paylaşmayı bilmektir. Nu mutlu paylaşanlara, ne mutlu bayramı bu günden yaşayanlara. Dua ile.