Gelibolulu Mustafa Ali Efendi bir beytinde:
'Neşve tahsil ettiğin sagar da senden gamlıdır
Bir dokun bin âh işit kase-i fağfurdan' diyordu...
*
Günümüz diline çevirirsek:
Neşe aradığın o kadeh, aslında senden daha dertlidir.
Bir dokun bin âh işitirsin o zarif kâseden...
*
Dün emeklilik ile ilgili bir kaç paylaşımda bulunmuştum. Meğer herkes benden dertliymiş!
Özellikle emeklilikte yaşa takılanlar (ETY), El Yapımı Patlayıcılar (EYP) gibiler adeta. Hepsi öfkesini benden çıkarmaya kalktı.
İşin tadını kaçıran bir kaç kişiyi de arkadaş engelledim ve arkadaş listemden sildim.
*
Bildiğim kadarıyla emekliliği hak etmenin iki şartı var.
Birincisi belli bir zaman prim ödemek (25 Yıl),
İkincisi belli bir yaşa gelmek (65 yaş).
Bu iki şarttan biri eksik olursa emeklilik gerçekleşmez.
*
EYT (Emeklilikte yaşa takılanlar) "bize 25 yıl prim ödeyin, yaşa takılmadan emekli olursunuz denildi, biz de 25 yıl primi yatırdık, şimdi de yaşı şart koşuyorlar, biz mağduruz" diye itiraz ediyorlar.
*
Kendi menfaatleri açısından bakıldığında haklı olabilirler. Devlet de diyor ki "EYT grubunda 6 milyona yakın emekli olmayı bekleyen var, sosyal sigorta kurumunun imkânları bu emeklileri finanse etmeye kâfi değil, yaş sınırını beklesinler" diyor...
*
Ben de yaş sınırının beklenmesini savunanlardanım. 45-50 yaşında emekli olunmasına karşıyım. Halen Türkiye'de 1,8 çalışan 1 emekliyi besliyor. EYT grubunda bulunan 6 milyon kişi da emekli olunca 1 çalışan bir emekliyi besleyecek demektir. Asıl haksızlık bana göre budur.