Kendimi bildim bileli İslami yapıların içindeyim hamdolsun.
İslamı; ana kaynaklarından, büyüklerimden öğrendiğim ve hakiki bilgiye ulaştığımdan beri de her platformda ve herkese dinimi anlatmaya çalıştım.
Dünya düzenini ve uluslararası şebekeleri çözmeye çalıştım.
Hiçbir boşluk kalmayacak şekilde dünyanın her bir bölgesini dizayn eden ve toplumları iğfal etmek için gerekli sistemleri kurmuş olanların oyunlarını gücüm yettiğince bozmaya çalıştım.
İnsanlığı metaya kul etmek için çalışan çetelere karşı fikri mücadelede bulundum.
Bu çetelerin sadece Müslümanları değil tüm insanlığı hedef aldığını gördüm ve kurtuluş için az çok çaba içinde olmaya gayret ettim.
Bu bağlamda çeşitli resmi ve sivil kuruluşlarda vazife yaptım.
Türkiye' deki birçok şehirde gözlem ve çalışmalarım oldu.
Nihayet son bir kaç yıldır çeşitli ülkelere yardım ulaştırma ve ziyaret imkânı buldum.
Gittiğim her ülkede bizim yaptıklarımızdan daha fazla şeyler yapmamız gerektiğine kanaat getirdim.
Beklentilerden şunu gördüm ki, bizi üstlendiğimizden daha büyük bir sorumluluk bekliyor.
Bir kaç gündür batı Afrika ülkesi Sierra Leone' deyim.
Ülke önce Fransızlar, ardından İngilizler tarafından iliklerine kadar sömürülmüş.
Yoksulluk, imkânsızlık, çaresizlik kokuyor toprakları ve havası.
Gözlem ve görüşmelerimizde tespit ettiğimiz kadarıyla bu durumun farkındalar ve dayatılan bu kaderden bir çıkış yolu bulmaya çalışıyorlar.
Evvela İslam Konseyi Başkanı (diyanet işleri başkanı) Muhammed Habib Sheriff ile faydalı bir görüşme gerçekleştirdik:
Başkan, Osmanlı'nın adil dünya yönetimini çok özlediklerini, varisi olan Türkiye' ye büyük umut beslediklerini, Türklerin buradaki çalışmalarının heyecan verici olduğunu ve ellerinden gelen her desteği vereceklerini söyledi.
Üç şeye çok çok dikkat edeceğiz dedi:
1- Müslüman ve olmayanları kavga ettirmeyecek, farklı dinlere saygılı olacağız.
2- Müslümanları devlet ile asla karşı karşıya getirmeyecek ve devlet yönetimi kimin elinde olursa olsun devlet ile kavga etmeyeceğiz.
3- Müslümanların kendi arasında kavga etmesine izin vermeyecek ve kavga konularını ortadan kaldırmaya çalışacağız. Zaten Sierra Leone halkı bu konuda uyumlu bir halk ve ayrıntıya takılarak nifak çıkarmaya yatkın değil.
En önem verdiğimiz şeyin eğitim olduğunu, bu konuda kurumsal ve fırsat sunumu anlamında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.
On bin civarında cami ve imam olduğunu, imamların bazılarının ilkokul ve alt eğitim kurumlarından mezun olduğunu ve ücret ödenemediğini ifade etti.
Sonra bir rahip olarak yetiştirilen ve ülkenin büyük kiliselerinde rahiplik yapan Musa Bangura ile tanıştık.
Bangura, İslam ile şereflendikten sonra misyonerlerin ciddi tehditlerine rağmen ihtida çalışmaları yapıyor. Müslümanlığına vesile olduğu insanların sayısı on binleri bulmuş.
Rahipken lüks arabalarla, özel şoförlerle, gelişmiş imkânlarla hizmet yaparken şu anda boğazına bakmakta güçlük çekiyor.
Lakin hidayet çalışmaları büyük yankılar uyandırıyor. Çünkü Hıristiyanlığın bütün zaaflarını çok iyi biliyor. Batıla galebe çaldığı için kendisini tebrik edenlere "marifet bende değil, dosdoğru ve tastamam olan dinimizde" diyerek de manifesto niteliğinde bir tespit yapıyor.
Yine Ganalı Abdun-Nasuriddin kardeşimiz ile tanıştık. O da Afrika’yı karış karış dolaşarak ihtida ve tebliğ çalışmaları yapıyor.
Üniversite, medrese ve lise öğretimi ile ilgili çalışmalar yürütüyor.
Afrika için anlattıkları ve Türkiye' ye gidip gelen kişilerde müthiş bir ufuk oluştuğuna dair tespitleri çok dikkat çekiciydi.
Sonuç olarak şunu ifade edeyim ki, Afrika’da bizi bekleyen çok önemli işler var. Elleri bağrında bırakılmış nice mazlumlar bizden yardım beklemekteler.
Güçlü ve büyük olan devletlerin hepsi sömürü mantığı ile hareket etse bile biz dünyanın umudu olmaya devam edeceğiz.
Selam ve dua ile.