Körfez emirleri başta olmak üzere, İslam diyarından kimi Bel'amların, Haçlı Siyonist tuzağı olan "Dinler arası Diyalogu" yeniden canlandırma çabası içine girdiklerini üzülerek ve endişeyle izliyoruz. Bu zavallılar, hiç mi Kur'an okumazlar. Hiç mi Resullullah’ın konuyla ilgili tutum ve hadislerini incelemezler. Onu da geçtik. Bunlar 15 Temmuzda Anadolu’ya örülen çorabı, darbe girişimini görmediler mi?

Bunlara sadece bir kaç ayet ve uyarıda bulunmak, bir borç oldu. "Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." (Maide 51) "Onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar senden memnun olmazlar. De ki: 'Gerçek hidayet Allah'ın hidayetidir.' Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan Allah'tan sana ne bir koruyucu ne de bir yardımcı bulabilirsin. (Bakara 2/120)

Önce şunu ifade edelim ki; İslam kıyamete dek tüm insanlığa gönderilmiş yegâne dindir. Âdem (as) den son peygamber Resûlullah (sav) a dek tüm peygamberlerin dini tektir ve İslam’dır. “Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır.” (Ali İmran 3/19) “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Ali İmran 3/85)

Yani İbrahim (as) in dini de Musa (as)’nın dini de İsa (as)’nın dinide İslam’dır. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise, ehli kitabın Tevrat ve incilin asıllarını tahrif ettikten sonra kendilerine taktıkları sıfatlardır. Kur'an-ı kerim de geçen Yahudilik ve Hıristiyanlık ifadeleri de bu manadadır. Yoksa Allah (cc) Musa (as) ya Yahudilik, İsa (as) ya da Hıristiyanlık diye bir din göndermiş değildir.

Dolayısıyla “Dinler arası diyalog” “semavî dinler” “İbrahimî dinler” gibi ifadelerdeki çoğul takıları Allah (cc) ın birden fazla din indirdiği izlenimi veriyor ki; buna inanmak imanı yok edebilecek tehlikededir.

“İbrahimî dinler” ifadesi ise İbrahim (as) e birden fazla din nisbet etmek olup aynı tehlikededir. “İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.” (Ali İmran 3/67)

Diyalogcular da bu ifadelerde suçüstü olduklarının farkına vardılar ki; hilelerini kamufle edecek “dindarlar arası diyalog” “medeniyetler arası diyalog” “medeniyetler ittifakı” gibi farklı söylemler geliştirdiler. Ancak isim değişikliği işin aslını değiştirmedi.

Diyalogdan maksat değişik inançlardaki insanlar arsında bir yakınlaşma ve hoşgörü ortamın oluşturulması olsa bu zaten asırlardır İslam ümmetinin uyguladığı bir şeydir. Tarih boyu ehli kitap İslam ve Müslümanlara hiçbir hoşgörü örneği sergilemediği halde ne oldu da bin beş yüz yıldır devam eden kin ve nefretten sonra tersi bir tavra büründü. Misyonerlik vb. maksatlarla özel yetiştirilmiş haham ve papazlarla yapılan bu çıkarma neyin nesi?…

İhaneti belgelenmiş, haçlı siyonist ittifakının; İslama ve tüm Müslümanlara karşı bir projesi olduğu ayan beyan ortaya çıkmış olan diyalog saplantısından vazgeçin.

Gazze’de katledilen masum yavrular, kadınlar ve yaşlılar hatırına, nice Ebu Gureyblerde işkence ve insanlık dışı muamelelere maruz kalan mazlumlar hatırına, namusları payı-mal edilen mümine kadınlar hatırına, bu gün Yahudi işgali altında inleyen, İslam’ın ilk kıblegâhı, Miracın ilk durağı ve etrafı mübarek kılınan mescidi aksa hürmetine. Yakılıp yıkılan Bağdat, virane olan Şam diyarı, ölüm tarlalarına dönüştürülen, Libya, Yemen hatırına...

Gelin bu haham ve papazların kanlı ellerini sıkmaktan vazgeçin. Onları İslam diyarına, Ezher vb. Ilim havzalarına davet ederek şirk ve katliamlarını meşrulaştırmayın. Yok, eğer ille de devam edecekseniz diyalog konusunda samimiyetlerini ispat etsinler. Bunun için, İslam âleminde süregelen katliam, vahşet, işgal ve sömürülerin karşısında olduklarını dünya kamuoyuna deklare etsinler. Yok eğer bunu yapmazlarsa Filistinli her malum gibi sizde “hasbunellâhu ve ni’mel vekîl / bize Allah (cc) kâfidir ve o ne güzel vekildir” deyin.

O zaman mevki makamlarınıza, koltuk ve servetlerinize, şan ve şöhretinize bir şey olmaz, korkmayın. Şu ayetleri hatırlayın. “Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler.” (Ali İmran 3/160) “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed 47/7)