"Eskiden" diye başlayan cümle kurdu mu biri bil ki özlem duyuyor eskiye.
Eskiden kuru ekmek yerdik ama tadı ve kokusu bambaşkaydı diyorsa mesela.
Zeytini ikiye bölüp yemenin verdiği tadı hala unutmamışsa.
Yan yana serilen yataklarda birlikte yattığı kardeşlerinin sıcaklığını şimdi bile hissettirebiliyorsa.
Evin tek kilitli sandığında saklanan albümde bulunan siyah beyaz resimlerdeki silüetleri hala gözlerinin önünde duyuyorsa.
Ortamı aydınlatmak için ocakta yanan çıranın kokusunu özlemişse.
Askerdeki abisinden gelen mektubu evin okumaya yeni geçmiş çocuğundan dinlemenin muştusunu duyuyorsa hala.
Bayramdaki badana ve genel temizliğin kokusu burnunda tütüyorsa yani.
Köyün tek pınarında su kuyruğundaki sohbetlerin tadı ağzındaysa.
Köyün deresinde yüzdüğü anları dünyaya değişmiyorsa.
Patlak topla yamaçtaki sahada oynadığı futbolun zevki hala tazeyse.
Kınalısının kuzlamasına aileye yeni bir fert katılmış kadar sevindiğini anlatıyorsa.
Üttüğü bir kırık misketin verdiği mutluluğu asla tarif edemem diyorsa.
Kendi eliyle yaptığı tahta arabanın kırılan tekerini bir tamirci edasıyla tamir etmenin hazzını hala yaşıyorsa.
Abisine dar gelen kıyafet kendisine giyrildiğinde onu ilk defa görüyormuş gibi özenle üzerinde taşımaya başladığını söylüyorsa.
İlk yağmurların toprakta bıraktığı kokuya hasret kalmışsa.
Yağmur arttırdığında kocuğunu giyip dam loğlarken sırılsıklam olmuş kıyafeti hala kurumamışsa.
Yerli malı haftasında torbasında çıkarttığı menengiç, fıstık, kuru incir ve cevizi ilk defa yiyormuş gibi bir heyecandan bahsediyorsa.
Pilli radyoda merakla beklediği arkası yarın hikâyelerini ve kahramanlarını hala hatırlıyorsa.
Tek kanalın açılmasını beklerken izlediği karıncalı filmlerin heyecanından bahsediyorsa...
Bil ki o geçmiş günleri çok özlüyor.
Kaybedilen değerler için gözyaşı döküyor.
Köprünün altından akan suları ters yöne akıtmak istiyor.
Demek ki hayat umduğunu değil bulduğunu yaşatmış ona.
Mutluluk ve huzur taşıyan katarlar git gide azalmış hayatından.
Ak hayaller taşıyan kara trenler artık şehirlerinden geçmiyor.
Şimdi artık her şeyimiz var biliyor musun çocuk?
Büyük evlerimiz, son model arabalarımız, akıllı telefonlarımız, binlerce sosyal medya arkadaşımız.
Ama nedense mutlu değiliz şimdi.
İşin kötüsü mutlu olması gereken çocuklarımız da mutlu değil.
Biz "sıkılmak" kelimesini yeni öğrendiğimiz halde onlar iki yaşından itibaren sıkıldıklarını söyler oldular.
İşte böyle çocuk:
Şimdi bütün bunlara rağmen bize mutlu olmayı öğret!
Her (hiç) bir şeye rağmen nasıl mutlu olunuyormuş öğret bize.
Bir telefonumuz, internet paketimiz olmadığında nasıl mutlu olunur sorusuna cevap ver lütfen.
Bize ait bir odamız ve oda takımımız yokken bile nasıl mutlu olunacağını öğret.
Hatta bir sonraki öğünde yemeğim olmasa da şimdi bir şeyler yemiş olmaktan nasıl mutlu olunacağı öğret bize.
Senden öğreneceğimiz çok şeyler var çocuk.
Senden öğrenecek ne de çok şeyler varmış be siyah çocuk.
Selam ve dua ile.