Okulların tatil olduğu bu virüslü günlerimizde Ücretli ve Usta Öğreticilerin işsiz kalmasına devletimiz kerim özelliğini göstererek, onların da maaşlarını ödemeyi kabul etti.

Devletimizin bu süreçte çalıştırdığı insanları açlığa mahkum etmemesi ve desteklemesi alkışlanacak bir şeydir. Bu işte emeği geçen Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk, Maliye Bakanımız Berat Albayrak ve Eğitim Bir Sen Başkanı Ali Yalçın beyler teşekkürü hak ettiler..

Fakat durumun yasal düzenlemesi için akşam resmi gazetede yayınlanan genelge gerçekten bir hayal kırıklığı yarattı..

Genelgenin ana temasında devlet babamız evlatlarına yaptığı iyiliği bir lutüf gibi sunuyor ve bir anlamda başa kalkıyor, sopasını sallıyordu.Bu kerim devlet, baba devlet motifine yakışmayan ceberrüt devlet tavrıydı.. 

Sonuçta okulları tatil eden devletin kendisiydi.. Bunu Ücretli Öğretmenler veya Usta Öğreticiler yapmadılar. O halde işe başlattığı kişilerin ücretini vermesi gerekirdi..

Fakat önce o insanların ücretini vermek istemedi, tepki alınca da veririm dedi ama..
"ileriki bir tarihte ek ders veya telafi yaparsam buna katılacak ve para istemeyeceksiniz. Katılmazsanız size verdiğim paraları geri alırım" dedi..

Bu hiç devlete yakışan bir dil mi?

Zaten bu öğretmenler, idari tatil sürecinde uzaktan eğitime katılacak ve oluşturulacak sanal sınıflarla çocuklarla ilgileneceklerdi. 

Belki ek ders veya telefi durumunda kadrolulara ek ders ücretini vermemesi doğrudur ama zaten ek dersten başka bir geliri olmayan insanlarının bu ek derslerine göz dikmesi, onların mağduriyetlerini istismar etmesi bizim 2000 yıllık devlet geleneğimizde olmayan bir unsurdur.
Devlet, vatandaşına gelince bu kadar ceberrut olurken, futboltakımların milyon dolarlık borçlarını silerken neden böyle ceberrut olmuyor?

Devlet, üstelik görevi ifa etmezseniz verdiğim paraları geri alırım diyerek resmen vatandaşıyla dalga geçmiş oluyor... ayıptır.. insanların mağduriyetleriyle bu kadar alay edilmez.. zaten tüm vatandaşlar felaket sürecinde gönüllü olarak her türlü hizmete hazırdır. Devlet istediğinde her vatandaş üstüne düşen görevi seve seve ifa etmektedir.

Hatta virüsün yayılması olasılığına karşı tüm öğretmen ve imamların sağlık eğitiminden geçirilip yedek güç olarak bulundurulması teklifinde bile bulunduk..

Devlet bu kararıyla tıpkı evladına şeker verip ardından sözünü dinlemedi diye elindeki şekeri alan zalim babaya benzedi..

Bu 2000 yıllık devlet baba profilimize uymadı.

Tek umudum, oluşturulacak genelgelerle bu kararnamenin içinin doldurulması, muğlak ifadelerin aydınlatılması ve insan onuruna yakışan maddelerin eklenmesidir.

Umulur ki devlet mekanizmasının başındakiler süreci doğru yönetir, insan onuruna ve haysiyetine uygun maddeler koyarlar. Hükümetimiz, halkın destek ve sempatisini kaybetmek istemiyorsa böyle zor zamanlarda yardımcı olması gerekir. Bir çok devletin bila bedel halkına salgın sürecinde maddi destek sağladığı göz önüne alınırsa talebimiz daha iyi anlaşılır. Hatadan dönülmesini tavsiye ediyorum.

Unutmayın ki devletimizin kurucu atalarının buyurduğu gibi "İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN" dusturu başımızın üzerinde durmaktadır. Biz de aynı uyarıyı hatırlatıyoruz.. Devlet ve millet arasındaki duygusal bağı kaybetmeyin.. Halkın derdiyle dertlenin.. onların acısı sizin acınız olsun ki sizi yüceltsinler.

ibrahim halil er