Hikaye bu ya; bir adam yıllar boyu çalışmış ve çok para biriktirmiş. “Bari bugün felekten bir gün çalalım” deyip bir bara gitmiş…
Barda içkisini içerken karşısına çok güzel bir kadın oturmuş. Bizimki kadına hayran kalıp hemen garsonu çağırarak, kâğıda “tanışabilir miyiz?” mesajını yazdıktan sonra garsonla kadına göndermiş.
Kadın kâğıdı almış, okumuş. Adama imali bir bakış attıktan sonra kâğıdın arkasına bir şeyler yazıp kâğıdı tekrar adama göndermiş.
Adam kâğıda bakmış bakmış, hiçbir şey anlamamış. Yazı ne Türkçe ne İngilizce ne bildiği başka bir dile aitmiş.
Gitmiş kâğıdı en yakın arkadaşına verip, “ya bunu bir kadın bana yazdı. Ben anlamadım, ne yazıyor burada?” diye sormuş. Arkadaşı kâğıdı okur okumaz, "sakın bir daha beni arama, arkadaşlığımız sona erdi" diyerek yanından ayrılmış…
Adam şaşkın bir halde eve gidip anne babasına, "siz eski insanlarsınız, bilirsiniz, burada ne yazıyor?." diye sormuş. Anne babası kâğıdı okuyunca adamı evlatlıktan reddetmiştir. Adam şok olmuş.
Merakını yenemeyip karısına göstermiş, karısı boşanma davası açmış.
Adam artık çıldırma noktasına gelmiş. "Bu yazıyı en iyi doktor anlar ne de olsa onların yazısı karışık" deyip bir doktora gitmiş. Doktor kâğıdı okuyunca çok sakin bir şekilde izin isteyip odasına girmiş, aradan 1-2 saat geçmiş, doktor yok… Bizim adam merak edip odaya girince bir bakmış ki doktor tavanda sallanıyor! Kendini asmış.
En sonunda pes etmiş. "Bu kâğıdı; başıma çok işler açtı, başkasının da hayatını karartmasın" diye kâğıdı bir bankanın kasasına koyup evine gitmiş. O akşam tevafuk bu ya, bankaya hırsızlar girmiş. Kasadaki bütün paraları almışlar. Tam kaçacakları sırada hırsızların reisi kâğıdı görmüş, şef kâğıdı okuyunca birden “çabuk paraları yerine koyun,” demiş ve bütün paraları kasaya geri koyduktan sonra çekip gitmişler.
Şimdi gelelim yazımıza. Acaba, bu ‘yazı’da ne yazıyordu?
İnsanı bu kadar çarpan kısacık yazı ne olabilir ki?
Bir arkadaşın kendisini terkedeceği, anne babasının evlatlıktan reddedeceği, eşinin boşanacak kadar etkilendiği, doktorun canına kıydığı, hırsızın hırsızlıktan vazgeçtiği bu kısacık satırlarda ne yazıyor olabilir ki?
O kağıtta ne yazdığını bilip bilmediğimi merak ediyorsanız, inanın ben de bilmiyorum. Ama bazı öngürülerde bulunup bir şeyler yazayım, siz de tahminde bulunun derim…
Mesela yazıda ;
Ey gafil, Allah her yerde seni gözetliyorken gizlediklerinden utanç duymalısın!
Ey müflis, sana verilen bunca değerli nimete rağmen değersiz ve sana ait olmayanla iflasa sürüklendiğinin farkında mısın?
Ey cahil, seni asıl kurtarması gereken bilginin peşinde olman gerekirken şu cahilliğine bir bak!
Ey fani, sana verilen ömür sermayesini buralarda harcamak konusunda ne çok zamanın varmış demek ki!
Ey zalim, evde ve elde helal olanlar dururken haram ve bayağı olana bu meylini neden terbiye etmiyorsun?
Ey basit, Seni yaratanı Rab edinmen gerekirken nefsini ilah edinmenin acı sonundan haberin yok mu? ...
yazıyor olabilir mi?
Unutma! "Ben insanları ve cinleri sadece bana ibadet etmek için yarattım" mucibince yaşamıyorsan çer çöp olmayı arzulayacaksın!
Unutma! İman edip, salih amel işleyip hakkı ve sabrı tavsiye etmiyorsan, koca bir ziyandasın.
Unutma! Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, zamanın kısalığından en çok şikayet edenlerdir.
Unutma! Hayatını seviyorsan zamanını boşa harcamamalısın, çünkü zaman hayatın ta kendisidir.
Unutma! Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemezler. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsin.
Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.
Selam ve dua ile.