Türkiye cumhuriyeti başbakanlarımızdan dört tanesi var ki, çalışmalarıyla, halkın teveccühlerini alarak, gönüllerde taht kurmuştur.
Halkın gönüllerinde taht kuran bu güzel adamlar, rahmetli Adnan menderes, rahmetli Turgut Özal, yine rahmetli Necmettin Erbakan ve Akparti hükümetinde başbakanlık yapmış olan, şu anda ki cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’dır. Bu gün rahmetli Adnan menderesten bahsedeceğim. Diğer mümtaz şahsiyetlere daha sonra yer vereceğim inşallah.
MİLLETİN ADAMI
Rahmetli Adnan Menderes, siyasete Ali Fethi Okyarın kurduğu serbest fırka partisinde girdi, fakat bu parti kapatılınca, yoluna CHP’de devam etti. TBMM’de komisyon raportörlüğü yapan Adnan menderes 12 Haziran 1945’te partiden ihraç edildi. Celal Bayar’la birlikte 1946’da Demokrat Partiyi kurdu ve 22 Mayıs 1950’de Türkiye cumhuriyetinin 10. Başbakanı oldu.
Türkiye siyasetine 1946 ve 1961 arası, Adnan Menderes ve arkadaşları damgasını vurmuştur. Demokrat Partiyi kurarak yeni bir açılımla, Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarına son vermişlerdir. Adnan menderes o dönemde, seçmenleri tarafından milletin adamı olarak adlandırılmış ve halkın sempatisini kazanmıştı.
BAŞARIYI HAZMEDEMEYENLER
Adnan menderes başbakan olunca ülkeyi kalkındırmak için projeler üretmeye başladı. Kalkınmaya başlayan, genç bir ülkeyi yeni ufuklara taşıyarak, bu tarihe kadar görülmemiş yenilikler getirdi.
Ülkeye yaptığı hizmetler bazı kesimlerce anlaşılamadığı gibi düşmanlık beslenmesine de sebep oldu. Adnan Menderes’i siyasi ve ekonomik olarak sıkıntıya sokmaya çalışanlar amaçlarına ulaşamayınca suikast düzenlemişlerdir. Bu konuda o kadar ileri gitmişlerdir ki, Menderes’in uçağına saldırı düzenlemişlerdir.
Bütün bu baskı altında geçen yılların nihayetinde milletin sevgisini ve takdirini kazanan Adnan menderes’ten kurtulmak adına askeri ihtilal gerçekleşti.
Bu başarıdan rahatsız olan bazı gruplar, dış güçlerin desteğini alarak darbe yaptırmış ve demokrat parti yöneticilerinin tutuklanmasını sağlamışlardır.
17 Eylül tarihi, cumhuriyet tarihinin kara günlerinden biridir. Çünkü bu günde, ilk kez Türkiye cumhuriyetinin bir başbakanı idam edilmiştir.
Adnan Menderes, birçok görevde bulunarak, ülkesine başarıyla hizmet etmesine rağmen, demokrasiyi bilmeyenler ve hazmedemeyenler tarafından yapılmış olan, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra tutuklanmış ve 17 Eylül 1961 de idam edilmiştir.
Ülkemizde Başbakanlık yapmış olan birinin, hiçbir suçu olmamasına rağmen, sudan sebeplerle, düzmece mahkemelerde alınan kararla, idam cezası verilerek asılmasını sağlayanlar, iki cihanda utanç duyacakları bir suç işlemişlerdir.
Bu düzmece mahkemeler ve sudan sebepler konusu, o döneme şahitlik edipte, sonradan pişman olanlar tarafında itiraf edilmiştir.
İNANÇLI İNSANLAR OLMALARI
Suçlananlar arasında bulunan Ülkemizin üçüncü cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri bakanı Fatin Rüşdü Zorlu ve maliye bakanı Hasan Polatkan da vardı.
İdam cezasına çarptırılan bu şahsiyetlerin ortak noktası, inançlı olmalarıdır. Celal Bayar yaşından dolayı idam edilmemiş, cezası ömür boyu hapse çevrilmiştir. Fakat Adnan Menderes, Fatin Rüşdü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmeden önce abdest almış ve iki rekât namaz kıldıktan sonra, idam sehpasına çıkarak son nefeslerini vermişlerdir.
Bu insanlar, halkın üzerinde kurulmak istenen birtakım zulümleri kaldırmak istediler. Ezanın Türkçeye çevrilerek okutulması, Şalvar giyenler yakalanarak şalvarların ortalarının kesilmesi, kuran okutulan evler basılarak hocaların darp edilmesi, kuranı kerimlerin toplanarak yakılması, bu zulümlerden bize anlatılanların bazılarıdır.
Yıllardır bu insanlar, halka kötü olarak anlatıldı. Onların vatana ihanet ettikleri gibi dedikoduları yaymaya çalıştılar. Fakat bunu ispat edemediler ve başarılı olamadılar.
DEVLETİN HALKLA BARIŞMASI
Bu ülkenin Osmanlının devamı olduğu unutturulmak istenmiştir. Bu yüzden halka baskı yapılarak, özünden uzaklaştırılmaya çalışılmış, fakat bunda başarıya ulaşılamamıştır.
Ülke demokrat partinin politikalarıyla gelişmeye başlamış ve halkın devletle barışması için adımlar atılmıştı. Bu adımlardan en önemlisi halkın dini duygularına saygı duyulmasıdır.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi “İslam ülkeleri kur’ana hizmet edip, ona uygun yaşadıkları her zaman yükselmişlerdir. Kurandan uzaklaştıkları zaman ise çöküş başlamış ve zelil duruma düşmüşlerdir”.
Ezcümle; İnandığı değerlere saygı duyulmaması bu halkı devletten soğutmuştur. Belki de o dönemde ülkemizin toparlanamamasına bereketsizleşmesine, dine karşı takınılan tutum sebep olmuştur.
O günlerde yaşananlar, günümüzde daha iyi anlaşılmıştır. Geçen yıl 15 Temmuz’da aynı oyunlar oynanmak istenmiş, Fakat halkımız buna müsaade etmemiş, aynı hataya düşülmemiştir.
Tarih merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarını hayırla anlatmaktadır. Bizlerde bu yaşananlara şahitlik ediyor ve o güzel insanları rahmetle anıyoruz. Dua ile.