“Edep ya Hu” derken iki şey isteriz: Birincisi Cenab-ı Allah’ın “Hu” İsm-i şerifine sığınarak Allah’tan bizi edepli kılmasını talep ederiz. İkincisi: Edep sınırlarını aşan muhatabımızı edepli olmaya davet ederiz.
*
Tasavvufta çok önemli bir yeri olan edep, İnsanın hataya düşüp utanacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan meleke, söz ve davranışlarındaki ölçülülük, her hususta haddini bilip sınırları aşmama, terbiye, nezaket, zarâfet kavramlarını ihtiva eder.
İnsanı, insan-ı kâmil haline getiren özelliği ise edebidir.
*
Lokman Hekim'e:
-Edebi kimden öğrendin? diye sorduklarında,
-Edebi, Edepsizlerden öğrendim. Şöyle ki onlar insanların hoşuna gitmeyecek bir şey yaptıklarında ben onlar gibi yapmamaya çalıştım.
*
Mevlana ise edep konusunda “Eğer adem oğlunun edebi yoksa adem değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir.” diyerek edebin insan şahsiyeti üzerindeki değerine işaret eder.
*
Edepsizliği insana şeytan telkin eder, kerih işleri onun nefsine hoş gelecek şekilde fısıldar ve yoldan çıkarır.
“Göz gezdir Allah’ın kelamı Kur’an’a” ayet ayet.
Tamamına bak Kur’anın; hep manası edep...”
*
“Eğer şeytanı ayaklarınızın altında görmek istiyorsanız gözünüzü açın ve biliniz ki şeytanın katili edeptir.”
*
Ömer Nasuhi Bilmen, “edepten mahrum bir insan bir cemiyet için muzır mikroplardan daha tehlikeli bir mahlûktur” diyor.
*
Edep, insanın manevi ziynetidir. Utanmayan, haya ve hicap duygusu yok olmuş bir insan, insan olmaktan çıkar, eşya olur, nesne olur…
*
8 Mart dünya kadınlar günü kutlamalarında ne acıdır ki Müslüman Türkiye'de bu hazin manzaralarla karşılaştık. Edepten, hayâdan, utanmadan nasibini almamış, hicap duygusu yok olmuş bazı eşyalaşmış bedenler en pespaye kelimelerle donattıkları yazılarla kadın olduklarını iddia ederek nümayiş yaptılar.
Kadınlık şerefi sizin neyinize?
Analık şerefi sizin neyinize?
Bir yuvada eş olmak şerefi ve mutluluğu sizin neyinize?
Sizler kendiniz birer cinsel obje olarak tanımladığınız için eşrefi mahluk olarak değil, hep eşya olarak kalacaksınız!...