Bir yıldır soğan muhabbetinizden bıktım. Ne bu şimdi. Bakalım Kur'an ne diyor:
Bakara Suresi, 61. ayet:
"Hani bir zamanlar,
"Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden;
Sebzesinden,
Kabağından,
Sarımsağından,
Mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz.
O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz?
Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi.
Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'tan bir gazaba uğradılar.
Evet, öyle oldu.
Çünkü Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı.
Evet, öyle oldu. Çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı."
Konkordatonun düşündürdükleri büyük şirketlerin konkordato ilanı istismar ediliyor. Konkordato sayesinde şahıslara ve küçük işletmelere ait borçlarını ödememe ve zamana yayma hakkı elde ediyorlar.
Böylece ekonomik krizin maliyetini şahıslara ve küçük işletmelere yükleyerek kendilerini kurtarıyorlar. Bu durumda küçük işletmeler alacaklarını alamadıklarında iflas ediyor.
Onların iflası sektördeki tüm küçük işletmeleri üreticileri ve aracı kurumları zincirleme olarak iflas ettiriyor. Bu durumda altta büyük bir işsizlik ve batık oluşuyor.
Bu olay toplumsal patlamaya yol açar. Devlet biraz da altta kalanı rehabilite etmelidir.
DOMUZ ET
Günlerdir Baattin çizgi karakterinin şu sözü dolanıyor Facebook'da;
"Domuz eti yemekten korktukları kadar, kul hakkı yemekten korksalardı bu ülke bu hale gelmezdi."
Bu paylaşımı günlerdir dikkatle takip ediyorum. Genelde mütedeyyin insanlarımızın paylaştığını ibretle görüyorum.
"Ne demek yani, domuz eti yiyelim ama kul hakkı yemeyelim mi?" diye düşüneceğiz ya da "Hıristiyanlar domuz eti yemekten korkmuyor o halde kul hakkı yemiyorlar" önermesindeki yargıya mı ulaşacağız. Böyle şeylerden mi medet umuyoruz?
Domuz etinin yenilmemesini de kul hakkının da yenilmemesini de söyleyen Yaradan. İkisinin birbiriyle hiç bir alakası yok. Bir şer başka bir şerle def edilmez. Bunu beğenmek zamanla domuz etine muhabbetin bilinçaltımıza yerleşmesine neden olabilir.
Sistemli bir çalışmanın ürünü. "Ben domuz etini yiyiyorum ama kul hakkını yemiyorum" çiğliğini yapmalarına yol açabilir.
Bu espri de Müslümanların inancının tiye alınması var. Siz domuz etini yemiyorsunuz ama kul hakkını yiyorsunuz gibi.
Kul hakkını mütedeyyin insan da yiyebilir, mütedeyyin olmayan insan da yiyebilir.
Bunlar tespit edildiğinde cezaları verilir.
Yoksa kul hakkını yiyenlerin inançlarını sorgulamaya ve olaydan inançlarını suçlamaya kalkışmak, hedef şaşırtmaya ve asıl amacın başka olduğunu vurgulamaya götürür.
LÜTFEN OYUNA GELMEYELİM
Ek
Domuz eti yemek veya yememek kişisel bir tercih/günah. Bu günah kişiyi bağlar.
Ama kul hakkı toplumu ilgilendiren bir günah.
Domuz eti yediği için kişinin alacağı ceza manevi iken, kul hakkını yediği zaman hem manevi ve hem de maddi ceza vardır.
Yani kul hakkı yiyen birisini hukuk da aynı zamanda cezalandırırken domuz eti yediği için hukuk cezalandırmaz.
Ayrıca bir kötü başka bir kötüyle savunulamaz.
Kâfirler domuz eti yemekten korkmuyorlar o halde onlar kul hakkına riayet ediyorlar mı dememiz lazım.
Kul hakkı yemek insani bir zaaftır.
Kişi namaz kıldığı halde zina yapabilir, hırsızlık yapabilir.
Yani sen o halde namaz kılma mı diyeceğiz.
Bunların her birisinin yeri farklıdır.
EĞİTİYOR MUYUZ?
Bol bol diplomalı işsiz üretmek amacıyla yeni üniversiteler açarken, gerçek anlamda bilimler akademisi hüviyetinde olacak kurumlar açamadık.
Üniversitelerimizi bilim yuvası haline getirmedik.
Üniversitelerimizin terör yuvası haline gelmesine, örgütlerin örgütlendiği ve adam devşirdiği yer olmasına göz yumduk.
Üniversitelerimizin entelektüel anlamda çağın gerisinde olmasına, bağnaz ve geri olmasına müdahale etmedik...
Çok üniversite ama ilim yok... Boş
Biz düşünmeyi
Analiz etmeyi
Ve çözümlemeyi
Öğretmek yerine
Ezberlemeyi öğreterek
Zombileştirdik...
Çünkü bizim için düşünen, sorgulayan insan tehlikeliydi.
Muti ve itaatkâr olması iyi vatandaş olması için yeterliydi.