Ehli sünnet alimleri fitnenin uyanmaması yani insanların boşuna telef olmaması için dikkat etmişlerdir.

Meşru olmayan yönetimleri değiştiremeyecekleri durumda fitneye yol açan fetvalar vermekten kaçınmış, insanları nebevi metoda ve tebliğe yönlendirmişlerdir.

Çünkü onlar biliyorki bir kavim kendilerini değiştirdiğinde Allah onları değiştirir.

Önce birebir insanların ikna edilmesi, kazanılması gerekir. Bir Ebu Cehil'den İkrime gibi büyük sahabi çıkabiliyor.

Resulullah, Taif halkına beddua yerine dua etmiştir.

Bediuzzeman kendisini yargılayanlara karşı bile insanları huruca çağırmamış, beddua etmemiş, onların neslinden temiz bir gurp insanın çıkacağını söylemiştir.

Müslüman geniş olmalıdır.

Kimseyi zorla cennete sokmaya gayret etmemelidir.

İnsanlara şefkatle yanaşmalıdır.

Firavun'a bile giderken yumuşak ve tatlı dilli olmayı tavsiye eden Yaradan, firavunun bu haline bile merhamet gösteren Allah, günümüz insanlarına daha merhametlidir. Biz Musa ve onlar Firavun değiller.

Dilimizi ve gönlümüzü açmalıyız...

Müslümanların ıslahı için çalımalıyız.

Biz insanlar üzerinde şahit olan bir ümmetiz... şehadetimizi güzel yapmalıyız...

Bizim görevimiz kırmadan, düzeltmek... Kimseyi dışlamamak.. tekfir etmemek...

bizim mesuliyetimiz sadece tebliğdir.

Fakat Allah dilemedikçe biz hidayete erdiremeyiz (ayet)

Biz üzerimize düşeni yaparsak kalpleri döndüren Allah onların da kalplerini elbette döndürür...