Geçen hafta ekonomide ki ani yükselişin ekonomiye zararının çok fazla olduğundan bahsetmiştik.

Türk lirasının bir günde yüzde 5’in üzerinde düşmesi dış güçlerin oyunu olarak değerlendirildi.

Fakat merkez bankasının faizi yükseltmesi sonucu doların eski haline yaklaşması ve piyasaların normale dönme sinyalleri piyasa oyuncularını sevindirdi.

Bunun sonuçlarını doğru değerlendirmek gerekiyor. Dış güçlerin saldırısı mutlaka vardır olacaktır da, güçlü devletler bunu sadece ülkemize değil, diğer devletlere de yapıyor.

Diğer yandan her yapılan etkiyi ve bozulan bu dengelerin tamamını batıya dış güçlere bağlamamak gerekiyor.

Bakın geç yapılmışta olsa yapılan faiz artışı ile dövizin ateşi kısmen düşürüldü. Bu daha önce yapılmış olsaydı, daha az bir müdahale ile makul bir seviye de tutulabilirdi.

Bakın merkez bankası başkanının Londra da yaptığı bir değerlendirme sonucu döviz biraz daha düştü. Bu açıklama ise şöyleydi; ülkemizde eğer enflasyon yüksek çıkarsa bir miktar daha faiz yükseltilebilir.

Bu açıklamanın piyasayı biraz daha rahatlattığını söyleyebiliriz. Çünkü dövizin artması enflasyonu körükleyeceğinden, ekonomi piyasasının bozulmasına, fiyatların yükselmesine sebep oluyor ve faizi tetikliyor.

Birtakım gruplar faiz yükselişini aşırı eleştirerek, yapılanların yanlış olduğunu yüksek sesle söylemeye başladılar.

Şunun bilinmesi gerekiyor ki bu ülkede faizin yükselmesi hiç kimsenin, hiç birimizin hoşuna gitmiyor.

Fakat şu anki ekonomi politikası bizim dışımızda gelişen batının entegresinde olan bir sistemdir.

Onların kurallarında, en bariz bir şekilde görüyoruz ki ekonomide, döviz ve faiz dengesinin dengeli olması gerekiyor.

Günümüzde dövizin aşırı yükselmesi faiz ile engelleniyorken, faizin yükselmesi de döviz ile engelleniyor.

                                                                         

Bunun başka alternatifleri yok mu? Yani ekonomi başka şekilde düzelmez mi sorusu karşımıza çıkıyor.

Bunu da şöyle açıklamaya çalışalım.

Gelişmenin ve büyümenin daha doğru olabilmesi için, cari açığın azalması, üretimin artmasını sağlamamız gerekiyor.

Tarım da, sanayide ve teknoloji de yeniliklere imza atılmalı ve bu alanlar geliştirilmelidir.

Son günlerde şehrimizde de çok konuşulan bir konu var.  Malum şehrimiz üretim noktasında ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir.

Türkiye’nin halı üretiminin yaklaşık yüzde 60-70 civarı şehrimiz de üretiliyor.

Yine tekstil ürünlerinde şehrimiz çok güzel mamüller üretmeye devam ediyor. Bunların desteklenerek büyütülmesi daha yeni makinalarla çalışmaları sağlanarak rekabet şanslarının arttırılması da o sektörleri büyütecektir.

Geçmişteki kara düzen çalışmalardan kurtularak teknolojiye yatırım yapmalı ve ARGE çalışmaları artırılmalıdır.

Şu an birlik ve beraberlik zamanıdır. Bu ülkenin menfaati için herkes üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor.

Ekonomi ile oynanması ve ülkemizin zor duruma düşürülme isteğine hep beraber karşı duralım.

Fakat birileri görevlerini yapmazsa bu çözülmeyecektir. Bu büyük bir vebaldir. 80 milyonun vebaline girmeyelim.