"Kadınlar çiçektir" yerine yanlışlıkla "erkekler çiçektir" yazmadım merak etmeyin.
Bile isteye yazdım ve tekrar yazıyorum "erkekler çiçektir".
Hep alıştık kadınlara iltifat edilmesini, lakin erkeklere iltifat edilince şaşırdınız mı?
Yok şaşırmayın.
Bizim medeniyetimizde kadın da, erkek de kıymetlidir.
Her ikisinin değer ve fonksiyonu başkadır.
Ayakkabı çiftlerine benzerler. Biri olmadan yürünmez ve birbirlerinin yerine de kullanılamazlar.
Yani yaratılış itibariyle birini diğerinden üstün gören anlayışın sahibi biz değiliz.
Bizim kadınlarımızla ilgili bize kanun dayatanlar, mahalle baskısı yapanlar kendilerine baksınlar.
Uzun yıllar kadın insan mı, şeytan mı, sadece erkeğe hizmet eden köle mi, bir reklam ve tüketim objesi mi? diye tartışmaların nerede yaşandığına baksınlar.
Attıkları adımlarla, çıkardığı kanunlarla yok ettikleri toplumlarını kurtarmanın çabası içinde olsunlar.
Dağılan aileler, köpek sevmek zorunda olan kadınlar, veledi zina ürünler, doğurup sokağa terk ettikleri çocuklar için çareler arasınlar.
En geç yirmi yıl sonra yok olacak nüfusları için çözüm bulsunlar.
Biz şunu biliyoruz ki, onların bu çabaları dayattıkları şeylerin ekmel oluşundan değil; bizi kıskandıklarından, bizi kendilerine benzetmek istediklerinden, yok olmamızı arzuladıklarından kaynaklanıyor.
Kadınlarımızın, erkeklerimizin, çocuklarımızın, ailelerimizin, toplumumuzun üzerinden elinizi çekin.
Bu millet, enjekte edilmeye çalışılan şeylere alerjiktir.
Nasıl ki kişisel gelişim saçmalıkları bu topraklarda maya tutmadı, bu da tutmayacaktır.
Şimdi kiminiz "bunun dışarı ile ne alakası var?" diyeceksiniz!
İçeride adı Ayşe, Fatma olan birileri de bu oyuna teşne oluyorsa aynı sözler onlar için de geçerli.
Biz kişileri tartışmayız. Paradigma ve sistemleri konuşuruz.
On yedi yıllık evlilikten sonra bir kadın şunları söylüyor:
Erkek Allah'ın yarattığı en güzel canlıdır. Eşine, kızına, kız kardeşine, annesine, babasına, torununa vermek için sahip olduğu her şeyi feda edip vazgeçer.
Gençliğini ve sağlığını eşi ve çocukları için feda eder. Yaz kış, sürekli çalışır.
Ailesinin hayatını, çocuklarının geleceğini inşa etmeye çalışır. Birkaç işte çalışmak zorunda kalsa ve bu sağlığına mal olsa dahi gözünü kırpmaz…
Sürekli mücadele içindedir. Ailesinden, diğer yakınlarından hatta iş yerinde amirinden işittiği azarlara tahammül eder.
Tüm bunların sonunda yine kabak genellikle onun başına patlar.
Biraz eğlenmek için gezmeye çıksa sorumsuz biri oluverir, evde kalsa tembel.
Hata ettiklerinde çocuklarına kızınca vahşi baba olur, kızmasa boşverici.
Karısının çalışmasına izin vermese geri kafalı, karısının başının belası, izin verse karısının parasını istismar eden bir asalak olur.
Annesinin sözünü dinlerse suçlu, karısının sözünü dinlerse yine suçludur.
Çocuklarının her hususta kendisinden daha iyi olmasını ister.
Çocukları küçükken ayağını büyüyünce yüreğini çiğnediklerinde tahammül eder.
Dünyadakinin en iyisini veremezse dahi sahip olduğunun en iyisini, hatta belki hepsini verir.
Çocukları gökteki yıldızı istese o gücü yetse güneşi getirmeye çalışır.
Anne dokuz ay çocukları karnında taşır baba da aklında, zihninde, ömrü boyunca taşır tüm aileyi.
Aile için babası iyi olduğu sürece tüm dünya iyidir. Bunu yetim bir çocuğa sorun isterseniz. Baba kelimesini duyup da "baba" diyecek kimseyi bulamamak ne zor bir şeydir anlatsın size.
Allah'ım ana babalarımıza bizi ufakken merhametle yetiştirdikleri gibi merhametinle muamele et. Onları başımızdan eksik etme!
Selam ve dua ile.