İnsanlarımız ihlâsı samimiyeti unutarak, teknolojinin etkisiyle, gösteriş meraklısı, modernist bir hayat yaşamaya başladı.

Öyle ki yediklerini, içtiklerini, gezdikleri yerleri hatta mahrem yaşantıların bile paylaşmaya başladılar.

İnançlı görünen insanlarımız da bu kervana katılanlardan oldu. İbadetleri yaparken telefonlarla iletişime geçerek, sosyal medyada paylaşımları marifet zannederek birbirleriyle beğeni yarışına girdiler.

Hatta İslam’ın beş şartından olan namaz, zekât ve hac gibi ibadetlerde bile ihlâstan uzaklaşıldı.

Maalesef şimdi hacca gidenler “Kâbe’de tavaf ederken, namaz kılarken fotoğraf ve selfi çekenlerin yüzünden tavaf yapmakta zorlanmaya başladılar”

Geçenlerde bir konferansa katılan Mehmet Görmez Hocam da gösterişin bir hastalık olduğunu altını çizerek, İslam’ın yeni yapılandığı yıllardaki ihlâsı, samimiyeti anlattığı konuşmasında, bu konuya parmak bastı.

-İslam’ın hayat bulduğu ilk günler, bilgi üreten bir toplum değildi. O dönemde yazılı bir kitabımız dahi yoktu. Kuran yeni iniyor ve ceylan derilerine yahut hayvan basküllerine yazılıyordu.

Müslümanlar kuranı kerim ile tanıştılar. Kuranı kerim ilk kitapları oldu.

-Bu kuran bir mucizeydi ve peygamber efendimiz s.a.v. o mucizeyi hayata dönüştürdü.

Müslümanlar bu ihlâsla yeni yerler fethettiler. Fethettikleri bölgelerde kalıcı oldular. Müslümanların kalıcı olmaları adalet ve idare sistemleriyle oldu.

Matbaanın icat edilmesiyle dinlerde birçok değişim yaşandı. Kitapların çoğalmasıyla insanlar bilgi sahibi olmaya başladılar.

Bu o dönemde bir devrimdi.

Daha sonra sırasıyla radyo televizyon ve internet hayatımıza girdi. Bu teknolojilerin olumlu tarafı vardı ama olumsuz tarafları daha fazla oldu.

BUGÜN İNTERNETTE BİLGİ KİRLİLİĞİ YAŞANIYOR

İnternetin hayatımıza girmesiyle de yeni sorunlar oluştu. Bilgiye ulaşmak kolay olduğu gibi bilginin kontrolü elden çıktı ve çok fazla yalan yanlış bilgiler internet sitelerine yüklendi.

İnternetteki bilgilerin yüzde 80 civarı hatalı bilgidir. Yazılı olmanın yanında bir de görsel videolar yayınlanmaya başlandı. Bu da sorunu daha da büyüttü.

İnternet siteleri, bilgi vermekten ziyade kendi ideolojilerini pazarlamaya başladılar

Maalesef bu hastalık ülkemizde, dünya ölçeğinin üzerinde artarak devam ediyor. İnsanlar okumak araştırmak yerine, kolay olanı tercih ediyor, internetteki bilgileri alıyor ve doğru kabul ediyor.

Mehmet Görmez gibi birçok hocalarımız da bu konu hakkında rahatsızlıklarını bildiriyorlar.

Bu yanlıştan dönmek için çözüm bulunması gerekiyor. Toplumun boş şeylerden uzaklaşmaya tekrar okumaya, araştırmaya ve üretmeye geçmesi gerekiyor.

Bunun için çalışmaların bir an önce yapılması önem arz ediyor. Yöneticilerimizin ve sivil toplum örgütlerinin çabası ile bu sorunun kısmen de olsa önüne geçilebileceğini düşünüyorum.