İnsanoğlu gücü keşfettiğinden beri hep kendisinden zayıf olanların üzerinde bunu kullanmıştır. Oysa geçmişten beri güçlü olanın değil de haklı olanın üstünlüğüne şahitlik etmiştir tarih.

Ama yine de gelin görün ki gücü elinde bulunduranların yaşadığı güç zehirlenmesi, onları aynı hatayı yapmaya sevk etmiş ve ellerindeki gücü hoyratça mazlumlar üzerinde kullanagelmişlerdir. Bunun en son örneğini geçtiğimiz hafta Amerika' da beyaz bir polisin siyah tenli bir kişiyi boynuna bastırarak nefessiz bırakıp öldürmesi olayında görmüş olduk. O zamandan beri hem Amerika' da hem de Avrupa' nın değişik ülkelerinde adına özgürlük ve ırkçılığa karşı isimlerle değişik protestolar düzenlendi/düzenlenmeye devam ediliyor.

Bu eylemler Amerika' nın veyahut da genel anlamda batının güce dayalı yönetme mantalitesini ne kadar değiştirir, bu onları ne kadar ıslah eder bunu bilmiyoruz. Hatta bu olayların arkasında aslında farklı yapıların ve baronların bulunduğuna dair bilgiler de yabana atılır gibi değil. Bu olay bahane edilerek farklı bir takım iktidar değişiklikleri veya zenginliklerine zenginlik katma gibi planlarda yürürlükte olabilir. Ama genel anlamda haksızlığa karşı başkaldıran ve haksızlığı dile getiren insanlar geçmişten beri çok önemli radikal değişiklikler, inkılaplar meydana getirmişlerdir.

Başta sindirildiği için korkan ve korkudan dolayı haksızlığa baş kaldıramayan bir toplum oluşsa da, eninde sonunda mazlumlar veya nefes alamayacak kadar bıçağı kemiğe dayanmış olanlar seslerini yükseltirler. Bu başkaldırı; güç ve iktidarın dengesini bozar, onları hizaya getirir, onları yeniden sigaya çeker ve böylece bir takım sosyolojik dönüşümlere kapı aralanmış olur.

Burada bizler islam dünyası olarak bu olaylara nasıl bakmalıyız? Nihayetinde sonunda mazlumların canının yandığı, faturaların genellikle garibanlara kesildiği bu tür eylemleri nasıl okumalıyız? Konumuz bu değil ama şu bir gerçek ki adalet ve doğruluk her yerde ve her zaman geçer bir akçedir. Başta işe yaramıyor gibi görünse de veya muhataplar bu isteklerinizi yabana atsa da eninde sonunda herkes bu doğrular çerçevesinde hizaya gelmek durumunda kalacaklardır.

Bizler biliyoruz ki bu dünyada yapılan bütün haksızlıkların karşılığını veya cezasını maalesef yine burada ödetme imkanımız bulunmamaktadır. Geçmişten beri ellerinde bulundurdukları iktidarı ve gücü mazlumların aleyhinde kullandığı halde hesap vermeden tarihe gömülmüş nice zalimler, devletler ve medeniyetler vardır. Ve bu devletlerin birçoğuna hesap dahi sorulamamıştır. Ancak bizler iman ediyoruz ki Allah'ın Mahkeme-i Kübrada kuracağı adalet mahkemesinde bütün bunlar gün yüzüne çıkarılacak ve haksızlar mutlak surette cezalarını çekeceklerdir.

Bu dünyada mazlumun elinde bulunmayan haksızlığı giderme veya intikam alma durumları da tabii ki öbür dünya ve hesap için söz konusu olmayacaktır. Bizler bütün insanlığın menfaatine olacak ve bütün insanlığı adalet ve huzur içerisinde yönetebilecek bir kitaba, bir yasaya ve geçmişte kısmi olarak da olsa uygulanan bir örnekliğe sahibiz. Burada yapmamız gereken şey insanlığa kendimizi iyi ifade etmektir. Hem koronavirüs hem şu anda batıda meydana gelen bu olaylardan sonra yeniden gözler islam dünyasına çevrilirse ve bu çevrilen, umut ile bakan gözlere müslümanlar olarak doğru cevabı vermezsek bunun vebali çok ağır olacaktır. Şu bir hakkattir ki karanlık kendi başına bir varlık değildir. Işığın olmadığı yerde ortaya çıkar.

Yani siz karanlıkta herhangi bir ışık yaktığınızda o karanlığın kendiliğinden dağılıverdiğini görürsünüz. Dolayısıyla bugün dünyada yönetimsel ve toplumsal bazda meydana getirilen bütün karanlıkların asıl sebebi aydınlığın, meşalenin, yakılacak bir mumun olmayışından kaynaklanmaktadır. Bizler inanıyoruz ki bu meşale ancak ve ancak biz de bulunmaktadır. İslamın parlak ışığı bütün evreni ve insanlığı aydınlatmaya yetecektir.

Bizim sadece kendi müntesiplerimiz ile ilgili değil bütün insanlıkla ilgili çare ve çözümlerimiz mevcuttur. Bu çözümler mutluluk ve huzur üzerinedir. Burada sadece ve sadece müslümanların kendi potansiyellerini bilmeleri yeterlidir. Bu potansiyeli dünyaya iyi sunabilirsek dünya akın akın bizim davetimize icabet edecektir. Selam ve dua ile.