İnsan olan herkes dünyanın daha yaşanabilir bir yer olmasını ister.
Dünyanın daha yaşanılır bir yer olması için kafa yormak ve çaba sarfetmek ise bir tık daha duyarlı olanların içinde bulunduğu haldir.
Bu anlamda insanları kategorize etmek istesek şöyle bir tablo oluşur sanırım:
1- Dünyanın gidişatını umursamayanlar.
2- Dünyanın gidişatını umursadığı ve rahatsız olduğu halde bir şey yapmayanlar.
3- Dünyanın gidişatını değiştirmek için kafa yoranlar.
Siz hangi sınıfa yakınsınız bilemem. Ama hangi sınıftan olursanız olun, dürüstlüğe ihtiyacınız vardır. Dahası dünyanın dürüstlüğe ihtiyacı var.
Muhtemelen şunlara benzer olaylar hepinizin başına gelmiştir ve kiminiz tepki vermiş, kiminiz uzaktan izlemekle yetinmişsinizdir.
Oysa dünyanın daha yaşanılır bir yer olması için hepimize düşen görevler vardır.
Sabah markette alışveriş yaparken portakal almaya gittiğimde biri 1.99 TL diğeri 3.99 TL olan iki farklı cins portakal gördüm. Biraz daha kaliteli olduğu için 3.99 olana gittim. Yanımda benimle birlikte aynı portakaldan alan bir adam daha vardı. Ben bir şey demeden "İçine ettiler memleketin" diye laf attı, cevap vermedim.
"Tarımı bitirdiler, şu fiyatlara bak." dedi, yine cevap vermedim. "Marketler de şerefsiz, belediye satış yapmaya başlayınca hemen fiyatları düşürdüler" dedi, tebessüm ettim sadece.
Sonra birlikte kasaya doğru ilerledik. Kasadaki hanım, portakalı tartarken 1.99'luk olandan mı, yoksa 3.99'luk olandan mı aldığını sordu. Adam pahalı olandan almasına rağmen 1.99 olandan aldım dedi.
Belki yanlışlıkla söylemiştir diye bekledim ama düzeltmedi. "Beyefendi yanlış hatırlıyor herhalde, 3.99 olandan aldı" dedim. Hem kıpkırmızı oldu, hem kızgınlıkla baktı bana.
Aldığı alacağı 2 kilo portakalda yapacağı sahtekarlıkla edeceği en fazla 4 lirayı kâr saydı zavallı. Belki de ne zorluklarla kazandığı paraya, kim bilir kaç kere böyle ufak ufak haramlar kattı. Az önce başkaları yaptığı dürüstlük vaazlarını düşününce daha çok üzüldüm.
Daha sonra otobüse bindim, adamın biri akbil bastı, yetersiz bakiye uyarısı verdi. Hiçbir şey demeden cüzdanından 5 lira çıkardı, şoföre verdi. O da hiçbir şey demeden para üstünü verdi. Şoförün kendi akbilini çıkarıp basmasını bekledim, yapmadı. Belki unutmuştur diye 2-3 dakika sonra hatırlatmak için şoföre "akbil basmadınız" dedim. Şaşkın şaşkın yüzüme bakıp “niye?” dedi. "Otobüs ücreti aldınız az önce" dedim, "Eee?" dedi. "Onun içinde belediyenin alması gereken pay da var" dedim, "Akşama kadar direksiyon sallıyorum ben burada, bir de senle uğraşmayayım. Git işine" dedi. Birkaç kuruşluk paraya, milyonlarca kişinin hakkına girme pahasına tamah etti zavallı. Akşama kadar İstanbul trafiğinde debelenerek kazandığı paraya kim bilir kaç kere böyle ufak ufak haramlar kattı.
Hakka girmek illa maddi bir şeyi çalmakla olmuyor. Metrodayım, yanımda ayakta duran hanımın hemen önündeki koltuk boşaldı. Kadın oturmak için yere koyduğu poşetleri alırken 2-3 metre ötedeki bir adam fırladı ve koltuğa oturdu. Kadıncağız elinde poşetle kalakaldı.
Dayanamayıp "Hanımefendi oturacaktı oraya" diye müdahale ettim, "e oturmadı" dedi. "Fırsat vermediniz ki" deyince kadın uzatmamak için "Tamam oturmayacağım önemli değil" dedi.
Belki de 10 dakika sonra kalkacağı koltuğa, sırf feysbuktaki komik videoları daha rahat seyretmek için tamah etti zavallı.
Bu hadiseleri gördükçe sebze meyve fiyatlarını manipüle eden komisyoncuları, stokçuları; 5 katlık ruhsat alıp 8 kat bina yapan müteahhidi; binanın kolonları kesildiği halde avantasını aldığı için göz yuman belediye denetçisini garipsemiyorum. Herkes kendi imkanınca bir şeylere tamah ediyor. Herkes imkanı elverdiğince hırsız.
Büyük siyasilerin ve koca baronların hortumladığı büyük paraların hesabını soran küçük hırsızlar aynı imkânlara sahip olsa aynısını yapar maalesef.
Tepeden tırnağa her kademede, dünyalık şeylere tamah eden bir yozlaşma var. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyevi çıkar odaklı bir anlayış hâkim. Hâlbuki öleceğiz. Belki bir dakika sonra belki de en fazla yüz sene sonra bu dünyada olmayacağız ve insanı bu dünyada da ahirette de zavallı konumuna düşüren şeylerin hiçbirini yanımızda götüremeyeceğiz.
Bazen herkesin şikayet ettiği sorunlara, büyük büyük çözüm önerileri, acil eylem planları yapıldığını görüyorum. Bazısı çok mantıklı geliyor. Ama ölümü unuttuktan sonra hepsi pansuman nispetinde. Çünkü hiç ölmeyecek gibi dünyalık şeylere tamah eden toplum, en mükemmel yapısal düzenlemeler yapılsa dahi bir açık bulur.
Selam ve dua ile.