Birkaç gün önce darbeci Sisi cuntasının İhvanı Müslimin cemaatinden 9 genç yiğidi asması, dikkatleri yeniden bu camiaya çevirdi. Bu camia kurulduğu günden bu yana, Allah yoluna kurbanlar sunmaya devam ediyor. Öyle ki, cemaatin tarihi boyunca şehit olanların sayısını bilmek mümkün değil. Hoş zaten onlar da o kadar hasbidirler ki, Allah (cc) yolunda yaptıklarının bilinmesini pek de istemiyorlar.

“Ama yiğidi öldür hakkını inkâr etme” diye çok güzel bir söz var... Biz onları ancak böylesi zor günlerde birazcık hatırlarız. Sonra algı operasyonlarının rüzgârına kapılıp kimi çevreler gibi yine “ihvanın çizgisi değişti” “Hasan el Benna başka, bunlar başka” vb. Karalayıcı sözler sarf ederiz. Hâlbuki biraz olsun, önyargılarından kurtulup araştırsalar bu iddiaların kuru iftiralar olduğunu göreceklerdir.

Elbette hiç kimse ihvanın günahsız, müntesiplerinin melek olduklarını söyleyemez. Onlar da insandır, be doğal olarak hata yaparlar. Hatta içlerinden davalarına ihanet edip aksine davrananlar da olabilir. Ama bir cemaat olarak “İhvanı Müslimîn” öyle sağlam prensipler üzerine oturmuştur ki, aleyhindeki iddiaları boşa çıkarır. Evet, o prensipler, bizzat İslamın temel ilkeleridir.

Şimdi gelelim “ihvanın çizgisi değişti” iddialarını dillendiren ve yayanlara… Bunları irili ufaklı detaylarıyla belki daha fazla olabilir. Ama biz başlıca üç beş kısmı üzerinde duracağız. Zira çok vaktimiz de yerimiz de yok. İşte iddiacıların bir kısmı:

  1. Ümmetin uyanışından korkan batılı klikler. Başka bir deyimle küresel derin güçler.
  2. Şia ve onların dolmuşuna binen ehlisünnet düşmanı çevreler.
  3. Hiç araştırmadan, İslami bir hayatın ikamesini hedefleyen her yapılanmayı vahhabilikle suçlayan sözde tarikat çevreleri.
  4. İyi niyetli de olsa bu kasıtlı çevrelerin dedikodularına çanak tutan sıradan insanlar. Siz bunlara başka kısımlar ekleyebilirsiniz.

BİRİNCİ kısımdan zaten bu beklenir. Onlar ciddi olarak ümmetin derdine derman olmak için çabalayan yiğit davetçiler hakkında dedikodu ve iftiralar uydurmasa asıl ona şaşılır. Böylesi muhidlere cevap vermeye dahi değmez. Hoş cevap versen ne yazar ki…

Bunlar küresel derin güçler veya emperyalist zalimlerdir. Bunlar çok iyi biliyorlar ki, kendilerinin emperyal emellerinin önünde duracak tek güç, vasat ümmet anlayışındaki; İhvan vb. Camialardır. Zaten onlar ifrat ve tefrit içindeki İslami (!) kurum ve kuruluşları, gizli aşikâr, desteklemektedirler. Veya en azından önlerini açmaktadırlar. Çünkü onlar İslamın, ancak yine İslam adına çıkmış, ama kendi kontrollerindeki ifratçı, tekfirci örgütler veya ehlileştirilmiş, tefritçi gruplar vasıtasıyla durdurulabileceğini biliyorlar. (Bu konuda “Dine Karşı Din” başlıklı makalelerimize müracaat ediniz)

İKİNCİ kısma gelince iftira ve karalama kampanyasının piridirler. Ashabı Kiram (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) hazeratı hakkında onca iftira ve karalama kampanyaları yürüten, hatta onları tekfir etmekten çekinmeyen bir güruhtan başka ne beklenir. Peygamberlerden sonra insanlığın en efdali olan Ashabı Kiram’ı (Rıdvanullahi aleyhim ecmain) tekfir etme cür’etinde bulunan bedbahtlar, seni beni, ihvanı karalamış, iftara etmiş çok mu?

Sonuç olarak ihvan çizgisinin değiştiğini en çok dillendirip yaymaya çalışan Şia olmuştur. Zira ehlisünnet dünyası içinde ümmetin kıyamını gerçekleştirmeye en yakın oluşum İhvanı Müslimin’di… böyle bir kıyam, İslam ümmetini sadece batılılara karşı gereken izzetine kavuşturmakla kalmayacak, Şia’nın İslam neslini şiileştirme çalışmalarını da sonlandıracaktı. Dolayısıyla önü kesilmesi gerekiyordu. Bunun için çizgisinin değiştiği, iddiası, Amerikancılık ve rabıtacılık iftiraları da daha çok bu sebeplerden dolayı ve bu meş’um kaynaktan kaynaklanıyordu. Diğer grupların etkisi kale alınıp tartışamaya değecek kadar olmamıştır. Şunu net olarak tekrar edelim ki, Şehit imam Hasan el Benna’dan sonraki uygulamalar, yazılan kitaplar, dergiler, gazeteler ve çekilen eza ve cefalar ve ödenen sayısız bedeller, İmam’ın çizgisinin aynen korunduğunun ve devam ettirildiğinin açık ve net delilleridir. Selam... Dua...