Batı tarafından İslam ülkelerine yapılanlar Müslümanların ihya olması için mi, yoksa imha olması için mi yapılıyor, bu gün bunu biraz konuşalım.
Müslümanlar batının yardımları ile ihya oluyor denirse, bu güne kadar bunun karşılığını görmediğimizi söyleyebiliriz.
Hayır, bu yapılanlar biz Müslümanların imhası (yok) olması içinse bunun neden farkına varamıyoruz, düşünülmesi gereken bir durumdur.
BATININ GÜCÜNÜ ABARTIYORUZ
Müslümanlar olarak öyle şartlanmışız ki, batının gündemlerini uyguluyor, onları arkadan takip ediyoruz. Bu konu içimize öyle işlemiş ki kendimizi, onlar olmadan bir şey yapamayacak durumda hissediyoruz.
Peki, batı gerçekten öyle güçlü mü?
Batıdaki gelişmiş ülkeler, insanlığın zaaflarından beslendikleri, onları sömürerek geliştikleri için, bir korku dünyası yaratıyor ve daha az gelişmiş ülkeleri baskı altında tutmaya çalışıyorlar.
Kendilerine karşı çıkanları ise türlü hile ve desiselerle saf dışı bırakarak yollarına devam ediyorlar.
Burada bu çalışmaları kimlerle yapıyor ona değinmeye çalışalım.
Az gelişmiş ülkelerin az gelişmiş insanlarını, biraz övgü ve pohpohlanmayla istedikleri kıvama getiriyorlar.
Sonrası ise hepimizin şahit olduğu örneklerdir. Batının istediği rolleri, noktası ve virgülüne uyarak yapan İslam ülke liderlerine destek oluyor ve ülke insanına yardım yaparak onları kendi ülkelerinde güçlü ve batıyı da dost ülkeler olarak halka lanse ediyorlar.
Bu konuda Dostoyevski şöyle diyor; Avrupa ve Amerika, o ülkelerde o kadar gündem oluyor ki, onları kendi kültürlerinden daha iyi tanıyorlar.
BATI KENDİNİ DÜNYAYA YARDIMSEVER GÖSTERİYOR
Gelişmiş ülkeler ellerinde ki kullanmadıkları ve miadı dolmuş olan ürünleri gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelere göndererek görünüşte onlara yardım yapmış görünüyor. Hâlbuki bu yaptıkları eskilerinden kurtulma politikasıdır.
Bu en masum olanıdır. Sağlık konusunda bilirkişilerin ortaya çıkardığı birçok konu var ki, o yardımsever sandığımız batı, ellerinde ki GDO’lu ürünleri bu ülkelere yardım mahiyetinde sunarak onların üzerinde deney yapıyor ve ondan sonra bu ülkelerin geleceğini olumsuz bir şekilde planlıyorlar.
Son dönemlerde ülkemizde yapılan yardım faaliyetleri, hem devlet hem de sivil toplum örgütleri tarafından büyük başarıyla sürdürülüyor.
İHH’nı önderliğinde başlayan bu yardım kuruluşları, benim bildiğim dünyanın yaklaşık 120 ülkesine gönderiliyor.
Batı ile aramızda ki farkın anlaşılması gerekiyor. Onlar bu çalışmaları kendi çıkarları için yapıyorlarken, ülkemizdeki gönüllü yardım kuruluşları, tamamen dünyevi karşılık beklemeden, tamamen Allah’ın rızasını hedefliyorlar.
Bu yardım anlayışı hem dinimizin hem de kültürümüzün gereğidir. Eski bir özdeyişimiz var. “İyiliği yap denize at, balık bilmezse halık bilir” denir. Bu çalışmaların devamını diliyor ve emeği geçen kardeşlerimize insanlık adına teşekkür ediyoruz.
Ezcümle kültürel gelişim olmayınca, diğer kazanılanlar eksik kalacaktır. Şu anda kısmen kazanılan kültürel gelişim ve özgüveni ülkemizde daha iyi mecralara taşımamız gerekiyor.
İnsanımızı, bilhassa gençlerimizi milli ve manevi gelişmeleri benimseyen, özgüveni yüksek liderler olarak yetiştirmek, geleceğe hazırlamak gerekir.
Gençlerimizin kendilerine güveni, tarihlerini bilmelerine ve geleceğe güçlü ve güvenle bakmalarına bağlıdır. Batı hayranlığının panzehri bu çalışmalar olacaktır.