Bir müslümanın en büyük imtihanı, kendisine verilen ömür'dür. Mü'min olabilmek, hayatı kuran ve sünnet doğrultusunda yaşamaya bağlıdır. Veda hutbesinde geçtiği üzere, hata ve yanlışa, düşmemek için, kuran ve sünnete sımsıkı sarılmak gerekiyor. .

Kurandan sonra ikinci kaynak olan hadisler, geçmiş dönemde hassasiyetle incelenmiş, bizlere kadar ulaştırılmıştır. Bu hadislerin yazılmasında, okunmasındaki gaye ders almak, ibret almak ve bugün aynı hatalara düşmemektir. Bu gün imtihan ile ilgili bir hadisi şerifi sizinle paylaşmak istiyorum.

Ebu Hüreyre r.a der ki, Hz. Peygamber'i s.a.v. şöyle söylerken işittim: Allah cc. İsrâiloğulları'ndan üç kişiyi imtihan etmek istedi. Bunlar, deri hastalığı olan alacalı,(vitiligo), kel ve kör olan üç kişi idi. Allah cc. kendilerine bir melek gönderdi.

Melek alacalı'ya geldi ve "Hangi şey sana daha sevimlidir?" dedi. Alacalı, "Güzel renk ve derimin güzel olması " dedi. Melek onun vücudunu sıvazladı, hemen üzerindeki görüntü kaybolarak, kendisine güzel bir renk verildi. Melek, "Hangi malı daha çok seversin?" diye sordu. O "Deve" dedi Kendisine on aylık gebe, bir dişi deve verildi. Melek ona, "Allah bunu sana mübarek eylesin" dedi.

Sonra melek kel kişinin yanına gitti. "Ençok hangi şeyi istersin?" diye sordu. O kişi"Güzel saçlarımın olması dedi. Melek onu sıvazladı. Kendisine güzel saç verildi. Melek ona, "En sevdiğin mal nedir?" diye sordu. Adam  inek dedi. Kendisine gebe bir inek verildi. Melek ona "Allah bu ineği sana mübarek eylesin" dedi.

 Daha sonra melek kör adamın yanına geldi ve "Hangi şey daha çok hoşuna gidiyor?" dedi. Kör, "Allah'ın gözümü bana iade etmesi ve insanları görebilmem"dedi. Melek onu da sıvazladı. Allah da ona gözünü iade etti. Melek "Hangi mal daha çok hoşuna gider?" dedi. O kişi "Koyun" dedi. Ona da kuzulu bir koyun verildi.

Onların deve ve ineği yavruladı. Bunun da koyunu kuzuladı. Birinin bir vadi dolusu devesi, öbürünün bir vadi dolusu ineği, ötekinin de bir vadi dolusu koyunu oldu. Bir müddet sonra melek adamın iyileşmeden önceki eski kılığına girerek alacalı kişiye geldi ve ona "Ben fakir biriyim, yolda kaldım. Bugün gitmek istediğim yere varmak, önce Allah'ın sonra senin sayende olacak. Sana güzel renk, güzel ten ve çokça mal veren Allah hakkı için, ben senden bir deve istiyorum ki, onun safında gideceğim yere varayım" dedi. O eski alacalı: "Malımın hak sahipleri çok" diyerek meleği reddetti. Bunun üzerine melek ona "Seni tanıyor gibiyim, sen o alacalı değil miydin?" diye sordu. Adam "Hayır bu mal bana ancak (ecdadımdan) büyüklerden miras kaldı" dedi. Melek, "Eğer söylediğin yalan İse Allah seni eski durumuna çevirsin" dedi.

 Sonra melek ilk görüşmelerindeki kel adamın yanına vardı. Ona da alacalıya dediği gibi dedi. o da alacalı gibi reddetti. Melek "Eğer yalancı isen, Allah seni daha önceki hâline döndürsün" dedi.

Nihayet eski kıyafetiyle köre geldi. "Ben yoksul bir adamım. Yolcuyum, yolda kaldım. Bugün ben ancak Allahın, sonra senin yardımın ile gideceğim yere varabilirim. Sana gözlerini iade eden hakkı için, senden yolculuğumu sağlayacak bir koyun istiyorum" dedi. O kimse, "Ben bir kör idim. Allah bana gözlerimi geri verdi. Bu koyunlardan istediğin kadarını al, vallahi Allah için aldığın hiçbir şeyde sana zorluk çıkarmayacağım" dedi. Melek adama "malın sende kalsın. Sizler bir imtihana tabi oldunuz. Allah senden razı oldu. İki arkadaşına da kızdı" onlar imtihanı geçemedi dedi.  (Buhari, Enbiyâ 51; Müslim, Zühd 10)

 Efendimizin s.a.v. anlattıkları ve  hadislerde geçen olaylar bizlere ışık tutuyor. Hadisi şerifte geçen olaylarla bugün bizlerde karşı karşıyayız. Bu günde bu anlatılanlar en canlı haliyle yaşanmaktadır. Elimizdeki imkanların ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması İmtihanın kazanılması açısından çok önemlidir. Geçmişimizi unutmayalım inşallah. Dua ile