Kalbinizi tanıyor musunuz?
Kalbinizle ilgili hiç düşündünüz mü?
Kalbinizi en son ne zaman dinlediniz?
Kalbinize günde birkaç dakika da olsa hiç zaman ayırabiliyor musunuz?
Kalbinize gün ve gecelerde ne kadar yatırım yapıyorsunuz?
Kalbinizi hangi gıdalar ile besliyorsunuz?
Bu sorulara cevabınız sizi tatmin etmiyorsa lütfen yazıyı okuyun.
Zira bu yazı kafadan atılan cümlelerden oluşmadı. Bazen ayet bazen hadislerle beslendi.
Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (RAD-28) buyurur Rabbimiz.
Hepimizin kalp temizliği ve gönül huzur bütün önceliklerden önce geliyorsa, devam edelim.
“Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhari-İman)
Kalp bu kadar önemli iken, başka organlarımıza yaptığımız yatırımın yarısını bile kalbe yapmamamız ne kadar düşündürücü değil mi?
Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar huzurlu ve mutlu olmak isterler.
Bunun için farklı metot ve yollara başvururlar.
Bu konuda her birinin farklı hedefleri vardır.
Kimi zengin olduğunda, kimi iyi bir işe girdiğinde, kimi sevdiği insanla evlendiğinde, kimi istediği üniversiteyi kazandığında, kimi arzuladığı herhangi bir makam veya mevkie geldiğinde vs. mutlu olabileceğini düşünür.
Amacına ulaştığında ise aradığı mutluluğu ya bulamaz ya da bulduğunu sandığı huzur ve mutluluğun çok kısa süreli ve kendisini tatmin etmeyen bir mutluluk olduğunu görür.
Bu defa yeniden farklı mutluluk yolları aramaya başlar ve akla gelebilecek her türlü alternatifi dener.
Böylece bütün çabalarına rağmen çoğu kere gerçek anlamda huzur ve mutluluğu elde edemez ve içten içe huzursuzluk çekmeye devam eder.
Hâlbuki insanın huzurlu ve mutlu olabilmesi her şeyden önce kalbinin temiz, vicdanının rahat olmasına bağlıdır.
Yani kalbine sıkıntı verecek, aklına takılacak, vicdan azabı çekecek, pişmanlık içinde yaşamasına sebep olacak bir durum içinde bulunmaması gerekir.
Kalp ve Vicdan ise yaratılışı gereği Allah'ın emrindedir ve insana Allah'a iman etmeyi, dinin hükümlerini yerine getirmeyi, hak ve hakikate bağlı kalmayı ve güzel ahlâklı olmayı telkin eder.
İnsanın kalbini temiz kılacak, vicdanını rahat ettirecek, gönlünü huzurla dolduracak gerçek mutluluk ve huzur ise Allah’a iman edip, inandığı gibi yaşamak ve onu zikretmekle mümkündür.
Dolayısıyla başka bir şey ile değil,Allah’ın zikri ve Allah’ı anmak ve hatırlamakla kalplerimiz mutmain olur.
Gönüller huzura erer, içsel acılar ve sancılar şifa bulur, sükûn ve huzura kavuşur.
Çünkü her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır.
Bütünüyle sebepler zinciri Allah’tan başlar ve yine dönüp dolaşır O’nda son bulur.
Mümkün ve muhtemel olan her şeyin akışı Allah’ta nihayete erer.
Gönüller O’nun dışında hangi dünya nimetine meylederse meyletsin, hangi isteğe ulaşırsa ulaşsın, onların hepsinin daha iyisi ve daha üstünü ve daha ötesi de bulunduğundan, hiçbirinde karar kılamaz.
Hiçbiri ruhun özlemini gideremez, heyecanını doyum noktasına ulaştıramaz.
Bundan dolayıdır ki, marifetullah’a yükselemeyen ve Allah’ı zikretmeyen inkârcı ve gafil kalpler, hiçbir zaman ıstıraptan kurtulamaz, kalp itminanı, gönül huzuru denilen mutluluğu tadamaz.”
Unutmayalım ki kibir, nifak, riya, haset vb. işlenen bütün günahlar kalpleri karartır ve huzursuz eder.
Kişinin işlediği günahlar anında kalpte negatif etki yapar.
Nitekim insanlar yaptıkları bazı yanlış işlerde “Vicdanım sızladı” veya yaptıkları iyi ve güzel işlerin sonunda “Vicdanım huzura kavuştu” deriz ki, bu durum kalbin yapılan iş ve davranışlardan olumlu ya da olumsuz yönde etkilendiğini göstermektedir.
Bu bakımdan kalbimizin huzursuz olmaması, içimizin sıkılmaması ve mutsuzluk girdabına sürüklenmememiz için Allah’ın rızasına aykırı her türlü düşünce, söz ve davranışlardan mümkün olduğunca uzak kalmak durumundayız.
"Kalp, hükümdardır, organlarda onun askerleridir. Hükümdar iyi olursa, askerleri de iyi olur. Hükümdar kötü olursa, askerleri de kötü olur, kulaklar hükümdarın dinleme cihazı, gözler nöbetçileri, dil tercümanı, eller kanadı, ayaklar postacısı, ciğer rahmeti, dalakgülmesidir." (Müttaki, 1/215)
Kalbi temiz ve huzurlu olanlardan olmanız temennisiyle.
Selam ve dua ile.