1990’lı yıllarda ülkemizde darül harp konusu çok gündemdeydi, İslami vakıf ve derneklerine mensup kişiler oy vermez, oy vermeyi küfür sayarlardı.

Seçimlere destek vermemeleri sebebiyle muhafazakâr ve İslam’a yakın kişiler seçilemez seçilen kişilerde İslami vakıf ve dernekleri dost olarak görmezlerdi.

Fakat uzun süre belediye başkanı sol partiden olduğu için İslami vakıf ve dernekler belediyelerin hizmetlerinden hiçbir zaman faydalanamazdı.

Bugün parklarda fakir aileler ve öğrenciler adına yapılan kermesler, kermes alanları, o zamanlar satanist kılıklı sol gruplara verilir, onlarda, şarkılar söyleyerek etkinliklerini yaparlardı.

Yine o dönem de yerel belediyeler, hak etmeyen kendi yakınlarını destekler, onlara sosyal ve ticari menfaatler sağlarlardı.

Doksanlı yıllarda Karataş bölgesi yeni yapılıyordu ve devasa sitelerin olduğu bölgemizde sadece bir camii yapılmasına izin verilmişti.

Duyarlı insanlar arsalarını camii yapılması için vermek isteseler de müsaade edilmiyor engelleniyordu.

Hatta yine başka bir semtte bir camimize imam atamasını engellemişlerdi. Sebebi ise o camiinin etrafında yaşayan aynı zihniyette ki insanların ezan sesinden rahatsız olmalarıydı. (o camii de imamlık hizmetini geçici olarak ben ve arkadaşlarım yapmıştık)

BİR ANI

Hatırlıyorum da bir gece otobüse binmiştim. Otobüste sadece şoför ve ben vardım. Sohbet ediyorduk. Sohbet esnasında o zamanlar 55-60 yaşlarında olan o abimiz, müdüründen yakınıyordu. 

Müdürüne gidip Cuma namazı için izin istediğini vermediğinde izin gününün Cuma günü olmasını rica ettiğini söylediğinde müdürü bir daha böyle bir şey duymak istemediğini, ısrar ederse işten atacağını söylediğini anlatmıştı.

Hatta müdürünün namaz kılanlara karşı olduklarını, namaz kılan insanlarla çalışmak istemediğini söylediğinde şaşırmıştım.

Bugün o günlerde yapılanlar unutulmuş durumda. Sanki o dönemde hep iyi şeyler yapıldığını anlatanlar taraflı ve menfaat uman kişilerdir.

KADER DEMEMEK İÇİN KARAR VERMEK GEREKİYOR.

Seçilecek adayların kimlere hizmet edeceğine karar verebilmek için yerel seçimlerin önemine bir kez daha parmak basmak gerektiğine inanıyorum.

Verilecek karar kimi neden destekleyeceğiz konusu olmalıdır. Yoksa yarın aynı durum oluştuğunda şikâyet işe yaramayacaktır.

Adaylara kızarak oy vermek istemeyenler bir kez daha düşünsünler. Yapılan yanlışları küserek, sandığa gitmeyerek engelleyemeyiz.

Hataları kim yaparsa yapsın yanlıştır. Savunmak mümkün değildir. Fakat bu yapılan yanlışlara, sözlerimizle, yazılarımızla ve eylemlerimizle engel olabiliriz.

Seçilen adayların halka sorulmaması, alternatif sunulmaması, seçmenin karar vermesini engellediği bir gerçektir.

Sandığa gitmek istemeyen birçok kişinin bugün bu sıkıntıları sebep göstererek oy vermek istemediğinin bilinmesi gerekiyor.

Her hâlükârda da bu şehirde yaşıyoruz ve bu şehrin asli unsurları bizleriz.

Hafta sonu her ne olursa olsun, gönül rahatlığı olmasa da, size en yakın gelen adayı desteklemeniz, sözünüz olması ve şehrimizin geleceğinde katkınız olması açısından doğru olacaktır.