Dini söylemlere muhalefet yapmak bazıları için çağdaşlık ölçüsü durumuna geldi,

damarlarındaki müzmin muhalefet içgüdüsü dini alanda bile kendini gösteriyor.

Şimdilerde ölünün arkasından bir 'Işıklar içinde uyu' sözü tutturulmuş gidiyor.

Pozitivist anlayış iliklerine kadar işlemiş, kurtulamıyorlar.

Ölü için "Allah rahmet eylesin" bile diyemiyorlar.

***

“Nur içerisinde yatsın” sözünü gericilik kabul ediyorlar. Zira nur Kurân’î bir kavram;

batıyor! İlla da ışık olmalı…

Dini konularda zır cahiller; bilmedikleri bir yana, bilmediklerini de bilmiyorlar..

Nurun kaynağı ilahidir. Kuran-ı Kerim’de müstakil “Nur Suresi” vardır, Allah’ın nuru

“nurun ala nur” ayetiyle ifade edilir ki “Nur üstünde nur” demektir.

***

Işığın kaynağı ise enerjidir. O da (E=mc²)’dir. İnsan bilgisi enerjiyi ışığa çevirebilir,

ısıya çevirebilir, güç elde eder vs… Ama bu formül Allah’ın nurunun hakikatine

erişip insan ruhunu aydınlatamaz.

***

Işık, insanidir; kabirdeki ölüye fotonlarla ışık götüremezsin, gereği de yok. Çünkü göz

olmazsa ışığın ne hükmü olur ki? Görme özürlü bir kimse için ışık yok

hükmündedir. Ama eğer ruhu oraya bağlıysa Allah’ın nuru ruhunu ayna gibi

aydınlık yapar. Gözü görmez ama ruhunda adeta güneş doğar.

***

Nur İlahi bir cevherdir. Onun bildiğimiz ışıkla benzerliği yoktur, mahiyeti değişiktir,

nurlandıracağı yer insanın cesedi değil, kaynağı aynı olan ruhtur. Kaynağı bitince ışık

kesilir, nurun kaynağı ise “nurun ala nurdur” kesilmez. Fakat maddeci-materyalist

akıllar bunu anlayamaz.

***

Biz ölülerimiz için haşre kadar “Nur içinde yatsınlar, Allah’ın rahmeti üzerlerinde olsun

diye ruhlarını Fatihalar ile yâd edelim.

Siz de ölülerinizi alkışlar ile yolcu edip, “ışıklar içinde yat uyu” demeye devam edin.

Eh! Aramızda bu kadarcık da fark olsun yani!...