(Allah buyurur “Yeryüzünde yıllar sayısıyla ne kadar kaldınız?”
- Kâlu lebisnâ yevmen ev ba’da yevmin fes’elil âddîn.
(‘Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor’ derler)
(Mu’minûn 112-113)
*
Dün dünyada 71 yılımı tamamladım. Arkadaşlar, dostlar sağ olsunlar, tebriklerini ve mutluluk dileklerini esirgemediler. Allah hepisinden razı olsun.
*
Şimdi gelelim bu 71 yılın nasıl geçtiği sorusuna:
Rüzgar gibi geçip gitti; bir gün, belki de bir günden daha kısa…
Eminim ki bir 71 yıl daha yaşasam o yıllarda aynı olacak, bir gün, belki de bir günden daha kısa…
*
Bu dünyada çok önemli imtihanlardan geçirilmekteyiz.
Başarılı geçen her imtihanın ardından bir mutluluk ve rahatlık duyarız. Ama bu mutluluk ve rahatlığın da kendi başına ayrı bir imtihan olduğunu bilmeli, asla şımarmamalı ve gevşememeliyiz. Asıl mutluluk, Allah’ın rızasını kazanacak bir başarı ile hayata göz yumabilmektir.
*
İmtihanlar, başlı başına sıkıntı kaynağıdır, yaşadığımız sürece devam eder durur. Bu sebeple bu dünyada bitmez tükenmez sıkıntılar içinde yaşarız. Sıkıntının biri bitmeden bir başkası başlar. Şunu iyi bilmek gerekir ki, İmtihan yerini o imtihanı yapan hazırlar, soruları da O sorar, notu da O verir...
*
İçinde bulunduğumuz ortamı biz hazırlamadık, hazır bulduk. Bunları şikâyet edeceğimiz bir makam da yoktur. Bu sebeple bu tür şikâyetler anlamsız zaman kaybından başka bir şey değildir. Bize düşen iş, şartlar ne olursa olsun, imtihanı kazanma gayretidir.
*
Bunun için muhtaç olduğumuz en önemli şey sabırdır. Çünkü öyle imtihanlardan geçeriz ki, küçük bir sabırsızlık, büyük kayıplara yol açabilir. Her bir imtihandan biraz daha olgunlaşmış olarak çıkmamız gerekir. Bunu ancak sabırlı olanlar başarabilirler. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Sizi biraz korku ile, biraz açlık ile; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksiltme deneriz. Sabredenleri müjdele…”
Onlar, başlarına bir sıkıntı-musibet gelince şöyle derler: “Biz, Allah‘a aidiz. Zaten, ona döneceğiz.”
(Bakara 2/155-157)
*
Sabır göstermenin bir boyutu da, telaşa kapılmadan ve umutsuzluğa düşmeden kendine hâkim olmaktır. Sıkıntılar karşısında muhkem durmalı ve metin olmalıyız. Birbirimize destek olmalı ve sürekli Allah’ın yardımını istemeliyiz.
*
Şunu da bilmeliyiz ki, o yardım her istediğimiz zaman gelmez. Öyle olsa, yeryüzünün cennet olması gerekir. Bir düşünelim: Hastalıktan kurtulmak için dua ediyoruz, hemen iyileşiyoruz… İşlerimiz bozuluyor, duamızla hemen düzeliyor…
Dua ediyoruz sınavları kazanıyoruz...
Dua ediyoruz, borçlarımızı hemen ödüyoruz…
Dualar böyle hemen kabul edilse imtihanın anlamı kalır mı? Allah, hem imtihanı yapacak, hem de anında dualarımızı kabul edecek!...
*
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Kullarım sana beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık veririm. Onlar da davetime karşılık versinler. Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki, doğru yolda yürüyerek selamete ersinler.”
(Bakara 2/186)
*
Bizler her isteğimizi Allah’a sunarız. Bu, doğru bir davranıştır. Ancak unutmayalım ki istediğimiz her şey hakkımıza hayırlı olamayabilir. Öyle isteklerimiz oluyor ki, tıpkı küçük bir çocuğun babasından kendisine silah almasını istemesi gibi.
*
Ayrıca Allah’ın da bizden istekleri vardır, onları da yerine getirmeye çalışmalıyız. Ancak o zaman, daha güçlü bir şekilde istekte bulunma hakkımız olur.
*
Bize lütfedilmiş elimizdeki imkânları kendi hakkımız sanırız. Elden çıkınca veya çıkma tehlikesi görülünce de telaşa kapılırız.
Düşünelim bir kere: Doğumumuzdan önce neyimiz vardı?
Öldükten sonra elimizde bu dünyanın nesi kalacaktır?
Elimizde olanları Allah vermeseydi, onların hangisine sahip olabilirdik.
*
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Şunu bilin ki mallarınız ve evlâtlarınız sadece sizin denenmeniz içindir. Büyük karşılık Allah katındadır.” (Enfal 8/28)

Yaşadığımız süre içinde karşımıza çıkan her şey imtihanın bir parçasıdır. Öyle ise bize düşen tek şey, olumsuzluklar karşısında sabırlı olup dünya hayatını güzelce tamamlamaya çalışmak olmalıdır.
Allah Teâlâ kullarına: “Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namaz kılarak Benden yardım isteyin. Allah sabredenlerle beraberdir” buyurarak sıkıntılar karşısında nasıl hareket edeceğimizi gösteriyor.
(Bakara 2/153)
*
Cenâb-ı Allah, sıkıntılar ve musibetler içinde olan mümin kardeşlerimize yardımlarını esirgemesin. Allah’ın geniş nimetleri içinde yüzen mümin kardeşlerimize de içinde bulundukları bolluk ve bereketin şükrünü idrak etmeyi nasip eylesin.
*
Her insanın mutlaka bir yeryüzü hikayesi olacaktır ve o hikayeyi Hakk’ın huzurunda okuyacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle 71 yılı tamamladım, geri kalan ne varsa inşallah onu da tamamlayarak dünya otelinden valizimizi alıp gideriz.

Eli boş gidilmez, gidilen yere
Rabbim, boş gelmedim ben suç getirdim.
Dağlar çekemezken o ağır yükü
İki kat sırtımda pek güç getirdim.
*
Tüm mümin ve mümine kardeşlerime hayırlı ve bereketli ömürler diliyorum.