AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, 5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun yürüttüğü yoğun ve özverili mesainin ardından bugün son toplantısını gerçekleştirdiğini ve ortak raporunu tamamlayarak siyasal mutabakatla çalışmalarını sonlandırdığını bildirdi.
RAMAZAN AYINI GÖNÜLDEN TEBRİK EDİYORUM
Gül, “Mübarek Ramazan ayınızı gönülden tebrik ediyorum. Rahmetin, mağfiretin ve bereketin ayı olan Ramazan’ın; kalplerimizi yumuşatan, gönüllerimizi birleştiren, kardeşliğimizi pekiştiren bir iklim oluşturmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. İnşallah bu mübarek ay, milletçe aramızdaki muhabbeti artırdığımız, ortak değerler etrafında kenetlendiğimiz ve Terörsüz Türkiye idealine daha güçlü bir iradeyle yürüdüğümüz bir diriliş ve dayanışma vesilesi olacaktır.” Dedi.
KOMİSYON ÇALIŞMALARI TAMAMLANMA AŞAMASINDA
Gül, “5 Ağustos 2025 tarihinde kurulan Komisyonumuz bugün çalışmalarını tamamlama aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu süreç, milletimizin huzuru, birliği ve ortak geleceği adına ortaya konulmuş tarihî bir iradenin tezahürüdür. Öncelikle Ahlat’ta yaptığı güçlü çağrıyla bu sürecin işaret fişeğini ateşleyen Sayın Cumhurbaşkanımıza, Tarihî çağrısıyla sürecin önünü açan Sayın Devlet Bahçeli’ye, Komisyon çalışmalarında ortaya koyduğu kapsayıcı tutum ve gayretle süreci Meclis çatısı altında olgunlukla yöneten Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a ve Komisyona katkı sunan tüm siyasi partilerimize, genel başkanlarına ve komisyon üyelerine teşekkür ediyorum.” İfadelerini kullandı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İDEALİNE GÜÇLÜ DESTEK
Gül, “Aziz milletimize de ayrıca şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Bu süreci sahiplenen, sağduyusunu ve ferasetini her şartta muhafaza eden milletimiz; terörsüz Türkiye idealine güçlü bir destek vermiştir. Milletimizin ortaya koyduğu bu vakur duruş, bizlere hem cesaret hem de sorumluluk yüklemektedir. Bu mesele evlatlarımızın huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye meselesidir. Bugün geldiğimiz noktada açıkça görülmektedir ki; terörün gölgesinden arınmış, kardeşliğin güçlendiği bir Türkiye hedefi milletimizin ortak talebidir. Bu büyük yürüyüşün asıl sahibi de, teminatı da aziz milletimizin bizatihi kendisi olmuştur.” Diye konuştu.
YÜZYILLIK CUMHURİYETİN YARIM ASRI TERÖR SORUNU İLE GEÇMİŞTİR
Gül, “Bizler, bin yıllık bir ortak yürüyüşün mirasçılarıyız. Bu yürüyüş; birlikte kurulan şehirlerin, birlikte savunulan vatanın ve birlikte inşa edilen bir medeniyetin yürüyüşüdür. Türk de bu milletin öz evladıdır, Kürt de bu milletin öz evladıdır. Aynı bayrak altında, aynı kaderi paylaşan bir millet olarak kardeşliğimiz; tarihî, sosyolojik ve vicdani bir hakikattir. Terör, bu hakikati zedelemek isteyen en büyük tehdittir. Terör; bir kimliğin, bir kültürün ya da bir halkın temsilcisi değildir. Terör, milletin birliğini hedef alan karanlık bir araçtır. Türkiye’nin uzun yıllardır mücadele ettiği bu mesele, farklı dönemlerde farklı liderlerin ve iktidarların iradesiyle ele alınmıştır. Her türlü güvenlik politikası denenmiştir. Adeta uygulanmayan yöntem kalmamıştır. Ama çeşitli sebeplerle bugüne kadar hiçbiri başarılı olamamıştır. Yüzyıllık cumhuriyetin yarım asrı terör sorunu ile geçmiştir.” Dedi.
MİLLETİMİZİN BİRLİĞE, HUZURA VE KARDEŞLİĞE DAİR KARARLILIĞININ SONUCU
Gül, “Bugün ise farklı bir aşamadayız. İlk kez siyaset kurumu, Terörsüz Türkiye hedefini Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde bu meseleyi bu denli açık ve kapsamlı biçimde sahiplenmiştir. Bu durum, toplumsal mutabakatın var olduğuna delil olduğu gibi bu mutabakatın siyasi mutabakata dönüştüğünün de açık bir göstergesidir. Çünkü 86 milyon vatandaşımız tek yürek terörün son bulması konusunda ittifak halindedir. Kim bu ülkede terörün devam etmesini ister, annelerin gözyaşlarının akmasına razı olur? Bu sorunun cevabı Terörsüz Türkiye hedefimizin de mahiyetidir. İnşallah, komisyonumuzun çalışmaları ve ortaya çıkan rapor annelerin gözyaşlarının akmadığı bir Türkiye’nin merhalesi olacaktır. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; bugün şahit olduğumuz Terörsüz Türkiye hedefi milletimizin birliğe, huzura ve kardeşliğe dair kararlılığının sonucudur. Türkiye, izzetine halel getirmeden, güvenliğinden taviz vermeden; hukuk devletinden sapmadan, toplumsal bütünlüğünü zedelemeden bu noktaya gelmiştir.” İfadelerini kullandı.
BİZİM SİYASETİMİZİN ÖZÜNDE BU HAK BİLİNCİ VAR
Gül, “AK Parti olarak bizim en büyük projemiz barıştır, kardeşliktir. Derdimiz tasamız, kardeşçe yaşanan huzur dolu bir gelecek inşa etmektir. Bizi biz yapan, bizi kardeş kılan ortak geçmişin ve ortak geleceğin farkında olarak hareket etmek müşterek sorumluluğumuzdur. Bu coğrafya hepimizin ortak kaderidir. Bu güzel vatan hepimizin ortak hanesidir. Hangi dağın rüzgarı olursak olalım, hangi ağacın meyvesi, hangi pınarın gözü olursak olalım, birlik ve beraberlikle millet olduğumuzu unutmayalım. Türk, Kürt, Laz, Çerkez... Bu topraklarda yaşayan herkes, bu ülkenin evladıdır, şerefli ve eşit haklara sahip vatandaşıdır. Neye inanırsa inansın, hangi siyasal düşünceyi taşırsa taşısın, bu ülkede yaşayan herkes bu ülkeye değer katmaktadır. Bu ülkenin her bir vatandaşı, gelişmiş, özgür bir ülkede, huzur ve güvenlik içinde, hiçbir korku ve kaygı hissetmeden yaşamaya, kendi varlığını-iddiasını yaşatmaya hak sahibidir. Bizim siyasetimizin özünde bu hak bilinci vardır. Bu nedenle, AK Parti olarak meseleyi hiçbir zaman dar bir güvenlik başlığına sıkıştırmadık.” Diye konuştu.
TERÖRÜN BESLENDİĞİ ZEMİNİ KURUTMAYI HEDEFLEDİK
Gül, “Biz meseleyi Türkiye’nin kendiyle yüzleşmesi, kendi demokratik standartlarını yükseltmesi ve problem çözme kapasitesini artırması olarak gördük. Kürt meselesinde demokratikleşmeyi, kalkınmayı ve güvenliği birlikte düşünen bütüncül bir yaklaşım ortaya koyduk. Daha 2001’de, iktidara gelmeden parti programımızda Doğu ve Güneydoğu başlığı altında bu meseleyi açıkça tanımladık. Kültürel farklılıkların bu milletin zenginliği olduğunu ifade ettik. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydasını güçlendirmeyi esas aldık. Ancak burada şunu çok net ifade etmek gerekir: AK Parti olarak biz terörü, şiddeti hiçbir zaman meşrulaştırmadık. Terörle mücadelede asla zaaf göstermedik. Türkiye’nin birliği, üniter yapısı ve kamu düzeninin korunması şarttır. Lakin terörle mücadeleyi de sadece silahla yürütülecek bir süreç olarak da görmedik. Terörün beslendiği zemini kurutmayı hedefledik. Baskı ile terörün birbirini beslediği kısır döngüyü kırmaya çalıştık. Bir yandan güvenlik güçlerimiz kararlılıkla mücadele ederken, diğer yandan demokratikleşme adımlarını attık.” Dedi.
GÜVENLİKTEN TAVİZ YOK, BİRLİKTEN GERİ ADIM YOK
Gül, “Bizim yaklaşımımız nettir: Güvenlikten taviz yok, birlikten geri adım yok ama aynı zamanda hak ve özgürlüklerden de geri dönüş yok. Bizim söylediklerimizin en büyük teminatı icraatlarımızdır. İktidara geldiğimizde ilk icraat olarak OHAL uygulamalarını sonlandırdık. Kürtçeye yönelik engelleri kaldırdık, TRT Kürdi bizim iktidarımız döneminde yayın hayatına başladı. Kürtçe isimler üzerindeki yasakları kaldırdık, yerleşim birimlerinin isimlerinin iade edilmesini sağladık. Kürtçe dil ve kültür merkezleri açılarak üniversitelerimizin bünyesinde Kütçe’nin, Zazaca’nın öğrenilmesinin imkânları temin ettik. Çocuklarımıza isterlerse seçmeli ders olarak Kürtçe, Zaza’ca ve Arapça öğrenebilmelerinin yolu açtık. 25 bini aşkın madde içeren Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe iki dilli sözlüğü Türk Dil Kurumu tarafından yayınladık. Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun da kapısına kilit vurduk. Mahkemelerde ana dilde savunma imkânı getirdik.” İfadelerini kullandı.
FIRAT’IN KUZULARINI KURDA KAPTIRMAYACAĞIZ
Gül, ““Fırat’ın Kuzularını Kurda kaptırmayacağız.” Bu söz; kararlılığın, merhametin ve geleceğe sahip çıkma iradesinin ifadesidir. Fırat’ın kuzuları; bu ülkenin gençleridir, umutlarıdır, yarınlarıdır. Onları terörün, nefretin ve ayrışmanın karanlığına teslim etmeyeceğiz. Onları kardeşlik, eğitim, fırsat eşitliği ve huzur iklimi içinde büyüteceğiz. Bu noktada şu hususun da altını çizmek istiyorum: bu ülkede hiçbir zaman Türk ve Kürt arasında bir sorun olmadı. Sorun terör sorunuydu. Annelerin Türkçe ve Kürtçe yaktığı ağıtların müsebbibi terördür. Bakınız dünyadaki çatışma çözümlerinde gördüğümüz; mezhebi, etnik sorunlar kaynaklı bir problemle hiçbir zaman karşı karşıya kalmadık. Bin yıllık kardeşlik ikliminde hepimizin kıblesi de birdir, kaderi de birdir, bayrağı da birdir, istiklal marşı da birdir. Biz bu topraklarda sadece birlikte yaşamıyoruz; birlikte hissediyor, birlikte seviniyor, birlikte acı çekiyoruz. İnsanları yaratılışta eş, dinde kardeş olarak gören bir anlayışın yoğurduğu toprakların insanıyız. Aynı toprağa, aynı gökyüzüne bakıyor, akrabalıklar tesis ediyoruz.” Diye konuştu.
GÜÇLÜ DEMOKRATİK UZLAŞMA VURGUSU
Gül, “Vatanın her köşesinde, her taşı toprağında bu kardeşlik harcı vardır. Bu kardeşlik harcı bizim millet olarak en güçlü yanımızdır. Bu sebeple terörün tamamen ortadan kaldırıldığı bir Türkiye, sadece güvenlik alanında değil demokrasi, hukuk ve siyasal uzlaşma alanında da yeni ve güçlü imkânlar doğuracaktır. Demokratik reformların güçlenmesine büyük bir katkı sunacaktır. Çünkü terörün gölgesinin ortadan kalktığı bir ortamda; siyaset daha özgür, toplum daha güvenli, diyalog kanalları daha açık olacaktır. Korkunun değil güvenin hâkim olduğu bir atmosfer, toplumsal mutabakatı güçlendirecek; farklı görüşlerin ortak değerler etrafında buluşmasını kolaylaştıracaktır. Terörsüz bir Türkiye; kutuplaşmanın değil uzlaşmanın, gerilimin değil ortak aklın, dayatmanın değil demokratik katılımın önünü açacaktır. Böylece anayasal reform, yalnızca hukuki bir metin değişikliği değil; toplumsal sözleşmenin güçlenmesi anlamına gelecektir. Türkiye Yüzyılı’nın en önemli yapı taşlarından biri de işte bu güçlü demokratik uzlaşma olacaktır.” Dedi.
ŞİDDET SON BULMALIDIR; SİVİL SİYASETİN ÖNÜ AÇILMALIDIR
Gül, “Terörsüz Türkiye, Türkiye Yüzyılı’nın eşiğidir. Komisyonumuz, bu tarihî eşiği geçme sorumluluğunu üstlenen merciidir. Gazi Meclisimizde grubu bulunan 5 siyasi parti ile Meclis’te temsil edilen 6 siyasi partinin katılımıyla 51 üyeden oluşan Komisyonumuz, milletimizin iradesinin yaklaşık %95’ini temsil etmekte olup, siyasi tarihimizde nadiren görülebilecek ölçekte bir ortaklaşma, mutabakat ve demokratik meşruiyet zemini olmuştur. Komisyon çalışmalarımız boyunca gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, alanında uzman akademisyen, hukukçu, güvenlik, kamu yönetimi uzmanının ve sivil toplum kuruluşunun görüşlerini alarak meseleyi bütün boyutlarıyla masaya yatırdık. Bu toplantıların tamamında, farklı toplumsal kesimlerin dile getirdiği acılar, beklentiler ve öneriler ortak bir noktada toplanmıştır. Şiddet son bulmalıdır; sivil siyasetin önü açılmalıdır; güvenlik kaygılarının yerini güven, huzur ve refah içinde özgürce ve kardeşçe yaşama almalıdır. Bu kapsamda Komisyonumuz terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakmasını ve huzurun sağlanmasını merkeze koyarken bir yandan da toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerinin dikkate alındığı, ortak aklın güçlendirildiği, kardeşliği esas alan bir toplumsal mutabakat iklimini inşa etmiştir.” İfadelerini kullandı.
KOMİSYONUMUZ BU TOPRAKLARIN KARDEŞÇE YAŞAMA İRADESİDİR
Gül, “Komisyon çalışmalarıyla Türkiye, sorunlarını Meclis zemininde, istişare ve müzakere kültürü içinde konuşabilen demokratik olgunluğunu bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir. Bu yönüyle komisyonumuz ve ortaya çıkan rapor bir Türkiye Mutabakatıdır. Komisyonumuz Bu toprakların kardeşçe yaşama iradesidir, ortaya çıkan rapor da kardeşliğimizin manifestosudur. Bugün, Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında ortaya konulan Türkiye Modeli özgünlüğü ve esaslı yaklaşımı ile tüm dünyaya örnek olacaktır. Çünkü bu süreçte ortak akıl, istişare ve müzakere kültürü bu sürecin temelini oluşturmuş; farklılıklarımız zenginlik olarak görülmüş, birlik iradesi her şeyin önünde tutulmuştur. Terörsüz Türkiye Hedefi İthal Çözüm Değil, Yerli ve Milli Türkiye Modelidir Komisyon çalışmaları, dışarıdan ithal edilmiş bir yöntemle, yabancı bir “göz”ün hakemliğinde ya da dış denetçilerin yönlendirmesiyle değil tamamen özgün ve millî bir perspektifle icra edilmiştir. Terörsüz Türkiye yarım asırlık bir kangrenin ilacıdır ve bu reçete ithal bir reçete değildir; milletimizin ortak vicdanında yazılmış bir hal çaresidir. Çünkü Kürt meselesi Türkiye’nin kendisiyle imtihanıdır. Biz bu imtihanla yüzleşme cesaretini gösterdik.” Diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE, REFAHIN VE GÜÇLÜ DEMOKRASİNİN ANAHTARIDIR
Gül, “Millî iradenin merkezi, Türk demokrasisinin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, milletvekillerimizin sorumluluğu ve kamuoyunun bilgisi dâhilinde ilerletilen bu süreç, siyasetin çözüm üretme kapasitesini güçlendiren tarihî bir örnek teşkil etmiştir. Bu yönüyle Terörsüz Türkiye yerli ve millî bir devlet projesi olduğu kadar millet projesidir. Terörsüz Türkiye Edirne’nin, İzmir’in, Diyarbakır’ın, Trabzon’un velhasıl tüm Anadolu’nun projesidir. Kendi irademizle, kendi kurumlarımızla ve milletimizin desteğiyle yürütülen bu çalışma, ülkemiz üzerinde hesap yapan, bölgemizi istikrarsızlaştırmayı hedefleyen tüm emperyalist projeleri de boşa çıkarmış; kirli senaryoları parçalayıp atmıştır. Türkiye, meselelerini kendi demokratik zemini içinde çözebileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Bugün geldiğimiz noktada hedefimiz nettir: Terörsüz Türkiye. Güçlendirilmiş demokrasi. Artan kalkınma ve ekonomik refah. Terörsüz Türkiye, refahın ve güçlü demokrasinin anahtarıdır…” dedi.
BU MİLLET YARIM ASIRDIR BEDEL ÖDEDİ
Gül, “Burada özellikle altını çizmek isterim. Bu mesele bu milletin meselesidir. 86 milyonun ortak hedefidir. Gelecek nesiller, bu ülkenin terörle değil; huzurla, kalkınmayla ve kardeşlikle anıldığı bir dönemi yaşayacaktır. Bunun en büyük şahidi Komisyon çalışmalarımızdır. Bütün çalışmalarımızı milletimizin gözü önünde şeffaf bir biçimde yürüttük. Bu süreç, devletin vakarını zedeleyecek gizli-kapaklı, örtülü bir müzakere zemini asla olmamıştır. Bu süreçte ne birliğimiz ne de kurucu değerlerimiz müzakere edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedefi çalışmaları boyunca ne Kürdün onuru incitilmiştir; ne de Türkün gururu zedelenmiştir. Sultan Alparslan ile Selahaddin Eyyübi’nin torunları arasındaki kardeşlik bir kere daha pekiştirilmiştir. Bu topraklarda kardeşlik, bir tarafın kaybı diğer tarafın kazancı üzerine kurulamaz. Bizim anlayışımızda kazanan yalnızca Türkiye olur. Kazanan bölge olur kazanan tüm insanlık olur. Bizim bu konuda samimiyetimiz ortadadır. Ancak burada yapılması gereken çok net bir gerçek vardır: Terör örgütü, adı ne olursa olsun, kılığı neye bürünürse bürünsün silah bırakacaktır. Silahın gölgesinde huzur olmaz. Silah, kardeşliğin düşmanıdır. Silah, demokratik zeminin karşısındaki en büyük tehdittir. Bu millet yarım asırdır bedel ödedi. Bu sebeple sözün konuştuğu bir dönemi inşa etmek zorundayız.” İfadelerini kullandı.
TAVRIMIZDA EN UFAK BİR DEĞİŞİKLİK OLMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR
Gül, “Bugün Komisyon Raporuyla ortaya konulan müşterek irademizle Türkiye’nin ayaklarına vurulan yarım asırlık kanlı prangayı söküp atmaya hazırlanıyoruz. Elde edilen veriler, yapılan istişareler ve dinlenen tüm taraflardan gelen görüşler doğrultusunda; Türkiye’yi yarım asırdır meşgul eden terör belasından kurtarmayı hedefleyen kapsamlı bir rapor ortaya konulmuştur. Komisyon çalışmalarının mümkün olan en geniş mutabakatla rapora bağlanması, izleyen yasal adımlar için sağlam bir meşruiyet zemini oluşturmuştur. Bu rapor; hukuk devleti ilkesine bağlılığı, demokratik siyasetin güçlendirilmesini, kamu düzeninin tahkimini ve toplumsal barışın kalıcı şekilde tesisini esas almaktadır. Burada önemli bir konuya da dikkatlerinizi çekmek isterim: Bu rapor asla kişiye veya bir gruba özgü olarak hazırlanmadı. Raporda milletimizin de gördüğü üzere ilkesel bir tutum vardır. Özellikle silah bırakma mekanizmasının açık, denetlenebilir ve geri dönülmez şekilde tesis edilmesi, sürecin en kritik ve en hayati aşamasıdır. Zira silahın devreden çıkması demokratikleşme, toplumsal huzur ve kalkınma hedefleri bakımından da belirleyici bir eşiktir. Bu yönüyle raporumuz silahın gölgesinden tamamen arınmış bir siyasal ve toplumsal zeminin nasıl tahkim edileceğine dair güçlü bir iradeyi de ortaya koymaktadır. Bu mücadelenin merkezinde, bu topraklar için canlarını feda eden aziz şehitlerimizin ve bedel ödemiş gazilerimizin hatırası vardır. Biz bu hatırayı namus bildik ve asla o aziz hatırayı incitecek bir adım atılmasına müsaade etmedik. Bundan sonra da tavrımızda en ufak bir değişiklik olması söz konusu değildir. Çünkü bu vatanın her karış toprağında onların izleri, her hanesinde onların emanetleri vardır.” Diye konuştu.
GÖREVİMİZ “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” İDEALİNİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEKTİR
Gül, “Bizler, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde huzur içinde yaşayabiliyorsak bunu canlarını tereddütsüz ortaya koyan kahramanlarımıza borçluyuz. Terörsüz Türkiye idealini hayata geçirmek, aziz şehitlerimizin hatırasına sahip çıkmak; onların uğruna can verdiği bu vatanı daha güvenli, daha güçlü ve daha huzurlu bir geleceğe taşımak demektir. Bu bilinçle hareket ediyor, her adımımızı bu emanetin ağırlığını hissederek atıyoruz. Bizlere düşen görev, onların emanetini geleceğe taşımak ve “Terörsüz Türkiye” idealini milletimizin ortak iradesiyle gerçeğe dönüştürmektir.” Dedi.
SORUMLULUK ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Gül, “Komisyonun serencamı bize şunu göstermiştir: Terörün gölgesinin kalktığı, kardeşliğin güçlendiği ve demokrasimizin daha sağlam temellere oturduğu bir Türkiye mümkündür. Üstelik bu hedef artık çok yakındır. Ülkemiz 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e, 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar demokrasiye ve milli birliğimize kasteden nice acılar yaşamış, badireler yaşamıştır. Bir dönemde başbakan ve bakanlar darağaçlarına çıkarılmış; başka bir dönemde gençler ideolojik kamplaşmaların kurbanı olmuş, kardeş kardeşe düşman edilmiştir. Kimi zaman evlatlarımız işkencelerden geçirilmiş, kimi zaman inancı sebebiyle fişlenmiş, başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmıştır. Bir asırlık Cumhuriyet tecrübemiz boyunca yaşanan bu acıların ortak noktası şudur: Bedel, farklı dönemlerde farklı kesimlere ödetilmiştir. Türk, Kürt, Sünni, Alevi… Hiçbir kesim bu ağır yükten tamamen muaf kalmamıştır. AK Parti olarak bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, grup başkanımız, başkanvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve teşkilatımızın tüm kademeleri ile çeyrek asırdır bu acıların tekrar etmemesi için mücadele ettik; ülkemizin her ferdinin huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye için sorumluluk aldık. Bundan sonra da aynı kararlılıkla sorumluluk almaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MİLLETİMİZİN HUZUR, BİRLİK VE İSTİKRAR İRADESİNİN TEZAHÜRÜDÜR
Gül, “Biz inanıyoruz ki; Birliğimizi güçlendirdikçe, kardeşliğimizi pekiştirdikçe ve demokratik zemini tahkim ettikçe siyasal şiddet bir daha bu topraklarda tutunabilecek bir zemin bulamayacaktır. Nifak tüccarları, ayrılık tohumu ekenler kaybedecek, etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan, omuz omuza yürüyen Türkiye kazanacaktır. Silahların tamamen susmasıyla birlikte açılacak yeni dönemde; tespit ve takip mekanizmalarının öngörülebilirliği, idari ve hukuki düzenlemelerin açıklığı, toplumsal uyum adımlarının kapsayıcılığı ve Meclis denetiminin sürekliliği belirleyici olacaktır. Bu noktada Sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un komisyon çalışmalarında ortaya koyduğu yapıcı ve yol gösterici tavrın, yasalaşma sürecinde de devam edeceğine, bu süreçte de koordinasyonunun çok kıymetli olduğuna inanıyoruz. Terörsüz Türkiye milletimizin huzur, birlik ve istikrar iradesinin tezahürüdür. Ve bizler, bu iradeyi sonuna kadar korumaya, güçlendirmeye ve kalıcı hâle getirmeye kararlıyız.” Diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE GÜÇLÜ TÜRKİYE’DİR
Gül, “Sözlerime son verirken; Komisyonumuzdaki tüm siyasi partilere, üyelerine, kıymetli görüş ve önerileri ile komisyonumuza destek veren herkese ve bir kere daha aziz milletimize teşekkür ederim. Terörsüz Türkiye bir medeniyet iddiasıdır. Terörsüz Türkiye güçlü Türkiye’dir. Niyet hayır, akıbet hayır…” dedi.





