"Size, şu dağın arkasında bize saldırmaya hazır halde bekleyen bir ordu var desem inanır mısınız?" diye sormuştu efendimiz.
Orada bulunan herkes, (azılı düşmanları da dahil) "evet inanırız" diye cevap vermişlerdi.
Çünkü o doğru sözlüydü. Yalan söylediği, insanları kandırdığı vaki değildi.
Kendisini öldürmeye gelen müşriklerin emanetlerini koruyacak kadar güvenilir biriydi.
Kendi aleyhine sonuçlanma ihtimali olan konularda bile hep doğruyu söylerdi.
Ama gelin görün ki ona bu kadar inandıkları halde, onun ahiret ve hesap ile ilgili hiçbir sözüne inanmıyor, inanmak istemiyorlardı.
Aslında belki de inanmak işlerine gelmiyordu.
İçinizden; "bak şu müşriklere, ne kadar da ahmaklarmış" dediğinizi duyar gibiyim.
Ama unutmayın ki tüm insanlık akıl, irade, tercih, yönelim konularında birbirlerine çok benzer. Tüm insanlık birbiriyle akraba. Yani topu taca atarak meseyi basite indirgemeyin.
Zira bugün, benzerine bir kez daha şahitlik ediyoruz.
Korona virüsü yüzünden insanlar bir anda bütün hayat tarzını nasıl da değiştirdi değil mi?
Alışverişten, eğlenceden, gezmelerden, kalabalık mekanlardan, birçok hobisinden nasıl da vazgeçti?
Bir çok yeni fobileri nasıl da katıverdi, fobi listesine?
Ne kadar garip değil mi? Sözünde hiç bir eksik ve yalan bulunmayan Rabbimiz, değişik kaynaklardan sürekli bizi uyarmasına rağmen O' nu duymayız. Yaşam tarzımızı O' nun için bile değiştiremeyiz. Hobilerimizden, arzularımızdan, zevklerimizden, alışkanlıklarımızdan asla ödün vermez, onlardan vazgeçmeyiz.
Kendi nefsimize hoş gelen hiçbir etkinliği ertelemez, hiçbir eylemden geri durmayız.
Korona virüsünün birine bulaşma ihtimali milyonda bir iken ölüm ve hesabın isabet etme oranı yüzde yüz iken hemde.
Ama gelin görün ki buna rağmen ihtimali daha düşük bir risk için yaptığımız hazırlık yüzde yüz ve kesin iken, ihtimali kesin olan bir risk için hazırlığımız flu ve sıfıra sıfır.
Bazen merak ediyorum:
Allah; bunca nankörlüğe, bunca isyana, bunca nisyana karşı nasıl sabrediyor? Hemen yok etmemek için nasıl erteliyor cezayı?
Haşa bu bir helak çağrısı falan değil. Sadece O' nun sabrı ve yüceliği karşısında birkez daha secde etme çağrısı.
O' nu ne kadar çok seviyor olmamız gerektiğinin çağrısı.
O' na yönelme ve asıl uyardıklarına karşı teyakkuzda olduğumuzu ilan etme çağrısı.
Tüm insanlık adına özür dileme çağrısı.
Dua etme ve af dileme çağrısı.
Tevbe çağrısı.
Selam ve dua ile.