Romanın sonuna giden süreç
Hikâye boyunca Füsun ile Kemal arasındaki ilişki yıllarca süren bekleyişler, sosyal baskılar ve takıntılarla şekillenir. Füsun evli olduğu dönemi geride bırakıp Kemal ile yeni bir hayat kurmaya yaklaşırken yaşanan olay her şeyi değiştirir.
Kemal ve Füsun birlikte çıktıkları otomobil yolculuğunda ilerlerken aracı Füsun kullanır. Yolculuk sırasında hız giderek artar. Kemal’in uyarılarına rağmen Füsun direksiyonu toparlamaz ve araç ağaca çarpar. Füsun olay yerinde hayatını kaybeder, Kemal ise ağır yaralı kurtulur.
Teknik olarak bu bir trafik kazasıdır ancak romanın anlatımı bunun basit bir kaza olmadığını düşündürür.
Füsun’un ölümü gerçekten kaza mı?
Romanda kazanın oluş şekli bilinçli bir davranış ihtimalini güçlü şekilde ima eder. Füsun hızını düşürmez, direksiyonu kırmaz ve çarpışma kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle birçok okur bu sahneyi bir intihar ya da son bir irade gösterisi olarak yorumlar.
Füsun’un yaşamı boyunca kendi hayatı üzerinde yeterince söz sahibi olamaması bu yorumu güçlendirir. Babası, eşi ve Kemal arasında sıkışmış bir hayat sürmesi, karakterin özgürlük arzusunu trajik bir noktaya taşır.
Psikolojik anlamı: Kaçış ve protesto
Füsun yıllarca beklemiş, Kemal’in takıntılı aşkına rağmen gerçek bir hayat kuramamıştır. Kemal’in geçmişe bağlılığı ve eşyalara yüklediği anlam, ilişkiyi gerçek bir birlikteliğe dönüştürmez.
Kaza anı bu yüzden sadece bir ölüm değil, aynı zamanda bir karar olarak yorumlanır. Kontrolün tamamen Füsun’da olduğu tek an budur. Roman boyunca edilgen kalan karakter, hayatındaki tek kesin kararı bu anda verir.
Ölümün roman içindeki sembolik anlamı
Füsun’un ölümü hikâyenin sonu değil başlangıcıdır. Çünkü bu olay Kemal’in hayatını tamamen değiştirir. Yaşadığı travma sonrasında Kemal, geçmişe ait eşyaları bir araya getirerek hatıraları somutlaştırmaya başlar ve böylece Masumiyet Müzesi fikri doğar.
Yani Füsun’un ölümü sadece bir karakterin sonu değil, romanın ana fikrini oluşturan hafıza ve takıntı temasının başlangıç noktasıdır.





