Allah evreni yarattı.

Ardından sayısız varlıklar halk-etti.

Sonra en şerefli (eşrefi mahlûk) eserini var-etti.

İnsana verdiği bir takım kabiliyet ve davranışlar ile diğer canlılardan ayrı kıldı.

Yani onu diğer canlılardan akıl, şuur, planlama gibi yeteneklerle farklı kıldı.

İnsan kendisine verilen yetenekler sayesinde hep düşündü, icat etti, üst üste bir şeyler koydu, hayatı kolay kılacak yeni şeyler tesis etti.

Aile insanın tesis ettiği en önemli müessesedir. Bu müessese ancak belli bir düzen ve intizam ile ayakta kalabilir.

Günümüz medeniyetleri bu konuda iyi bir imtihan ortaya koyamadı.

Batıdan başlayan ve tüm insanlığı saran ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Son zamanlarda ülkemizde de bu konuda ciddi yanlışlıklar yapılmakta, bunun sonucunda bir çok aile dağılmaktadır.

Ailenin ayakta kalmadığı bir toplum ise yıkılmaya mahkûmdur.

 

İnsanın tesis ettiği bir diğer müessese ise devlettir.

Devletlerin ayakta kalması ince bir akıl, olgun bir siyaset ve topyekûn emek ile mümkün olabiliyor.

Peygamber efendimiz, kokuşmuş bir ahlak ve iflas etmek üzere olan bir devlette gözlerini dünyaya açmıştı.

Her ne kadar coğrafya ve toplum çok kadim bir geçmişe sahip olsa da ticaret ve paranın adaletsiz dağılımı, yöneticilerin devleti tekelleştirmesi ve toplumun köküne dinamit olacak ağır örflere neşter atılmaması mukadder sonu getiriyordu.

Allah'ın, peygamber vesileyle toplumsal değişimleri için yaptığı teklif de zalim ve iş bilmez idareciler tarafından boşa çıkarıldı.

Adil nizamın tesisi için başka bir ülkeye gitmek zorunlu idi ve Medine' ye hicret nasip oldu. Artık burada yepyeni bir devlet kurmanın adımlarını atmak mümkün olacaktı.

Peygamberin Medine' de ilk yaptığı şey bazı müesseseler kurmak oldu.

Bunlar şunlardı:

1- Mescit (ruh)

2- Suffe (akıl)

3- Pazar (ekonomi)

Ve bunların biri ruhu, biri aklı, biri karnı doyurmak içindi.

Bunlardan herhangi biri ihmal edilirse devlet tesisi mümkün olmayacaktı.

Ancak sadece bunların var olması da nizamın devamı için yeterli değildi elbette.

Adalet, sevgi, hoşgörü gibi farklılıkları bir arada yaşatan değerler olmazsa toplum çöker.

En modern ve tam teşekküllü tesislere sahip olsanız da bunlar eksikse ayakta kalamazsınız.

 

Şimdi toplumumuzu ayakta tutacak değer ve tesisleri iyi analiz etmek zorundayız.

Ülkemiz kadim geçmişinden, köklü devlet geleneğinden dolayı çok stratejik bir noktada yer alıyor.

Devlet ve yönetim mekanizmasının zayıf olduğu yerleri görme imkânınız olduysa ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Sonuç olarak değerlerimize sahip çıkmaya,  tesislerimizi güçlendirmeye, insan yetiştirecek müesseseleri arttırmaya odaklanmak zorundayız.

Zira düşman dersine çok iyi çalışıyor. Bizi nerden vuracaklarını çok iyi biliyorlar.

Bize düşen ise düşmana karşı uyanık olmak ve kendi işimize odaklanmak.

 

Selam ve dua ile.