<p>Bu bir Yeşilçam filmi değil, zira ne ben Cüneyt Arkın’ım, ne de iyalim filiz akın.</p><p>Hayatımın hiçbir safhasında mum ışığında yaşamak gibi bir fantezim olmasa da, dün geceyi kırık bir mum ışığında geçirmek bir kaderimidir? Siz karar verin.</p><p>Mevzu şu ve olay şöyle gerçekleşir; Dün, ödenmemiş ve günü geçmiş (unutulmuş demiyorum, ödenememiş) iki faturadan dolayı, saat iki civarında elektriğim kesilir, karım beni arar ve durum güncellemesi yapar. Etekleri tutuşmuş olan ben, iki ayağım bir pabuçta bahsi geçen faturaları saat 17:07 de yatırırım ve sisteme girer.</p><p>Sisteme girer girmesine de bizim elektrik eve bir türlü girmez. Defaten 186 no lu elektrik arızayı arayarak durumu bildiririm, her seferinde aynı şeyleri tekrar eden görevliye anlatırım ve o, “bekleyin” açacaklar, der . Sonunda saat 19:20 de aradığımda, mesai saat 18:00 de bittiği için açılamadı ancak 48 saat içerisinde açılacaktır der. Şu an saat ertesi günün 13:05 suları ve parasını bir gün önce ödediğim elektriğim hala açılmadı…</p><p>Bu malzemeden bir hollyvood filmi çıkmaz belki ama harika bir “kapitalizm” dizisi olur! Öncelikle birkaç noktaya dikkat çekmek isterim ki, elektrik ve su gibi günümüzde insanın temel ihtiyaçları haline gelmiş ve günlük yaşam da olmazsa olmaz türünden şeylerin hayatınızdan çekilip alınması, gerekçesi ne olursa olsun ne insan hakları ile, ne demokrasi anlayışı ile ne de İslamın ilkeleri ile asla bağdaşmaz. Birden fazla “insan”ın yaşadığı, barındığı, hele, hele içerisinde çocukların da bulunduğu bir mekanda, elektrik faturasını ödemedin diyerek enerjiyi kesmek ve bütün bu insanları karanlığa mahkum etmek… Evet bu bir insan hakları suçu işlemektir. Ülkemizde borç tahsil etmenin yolu bellidir. Nasıl ki ben alacağım olan birisinden alacağımı tahsil etmek için bir takım insani kurallara tabi isem “tedaş” ta bu kuralları uygulamak zorundadır. Örneğin elinizde ki bir senet ile borçlunun evinden yemek tenceresini veya yatmak için kullandığı sahip olduğu tek yatağını haczedebilirmisiniz? Hayır! Zira yasalar bu insanlık dışı muameleyi yasaklamıştır. Peki evinizde kullandığınız elektrik , evinizdeki yataktan veya tencereden daha mı az önemlidir?</p><p>Haydi biraz daha açalım mevzuyu. Bu yasal düzenlemeyi getiren “yasa koyuculara” şunu sormak hakkımdır sanırım. “sizin hiç elektriğiniz kesildi mi”? veya şöyle sorayım, siz asgari ücretle geçinmek zorunda olan bir adamın buzdolabına koyabildiği üç beş parçadan mütevellit gıda, sebze ve meyve için kaç günlük yevmiyesini vermek zorunda olduğunu biliyormusunuz? Peki elektriğini kestiğiniz bu vatandaşı bir gece elektriksiz bıraktığınızda dolabındaki bu gıda maddelerinin bozulacağını biliyormusunuz? Yoksa siz buzdolabının elektrikle çalıştığını bilmiyormusunuz?</p><p>Aslında mesele ettiğimin meselesi nedir biliyormusunuz? Benim bir gece elektriksiz yaşamam değil. Eğer bu vatan kurtulacaksa ben ömrüm boyunca da karanlıkta yaşarım. Asıl dokunmak istediğin “zülfü yarin teli” tam da sizin anlayıp ta dudak büktüğünüz şeydir.</p><p>Ben kapitalizmi ve onu kutsayan aristokratları, bu sistemden nemalananları, bu acımasız sistemin çarklarının bir dişlisi haline gelen her şeyi işte bunun için sevmiyorum, çünkü Kapitalist sistem insani bir sistem olmadığı gibi, bu sisteme ayak uyduran her kişi, kurum ve kuruluş ta vicdani ve ahlaki değerlerini tümden reddeden müntesipleridir bu dinin. Kapitalizm bir dindir ve ben bu dini reddediyorum.</p><p>Bu bağlamda mevcut elektrik dağıtımı hangi özel şirket eliyle yapılıyorsa işte o şirketin bu duyarsızlığını ve umursamazlığını da şiddetle kınıyorum…</p>