<p>Ben bu şehirde doğdum, bu şehirde büyüdüm ve bu şehirde yaşıyorum. Gaybı bilemem ama muhtemeldir ki bu şehirde öleceğim ve yine muhtemelen bu şehre gömüleceğim.</p><p>En güzel hatıralarımın saklı olduğu bu şehirde garip şeyler oluyor ve kendimi bir yabancı gibi hissediyorum burada.</p><p>Kendimi yabancı hissetmeme sebep olan şey “arapça levhalar” değildir ki aslında! Şehrimize göç eden, burada yaşamak zorunda olan Arap, Kürt v.s nüfusun artmasında da kaynaklanmıyor.</p><p> Gariptir ki, çocukluğumda yaşadığım, koşup oynadığım ve mahallede gezerken her büyüğüm tarafından bir baba edası ile korunup gözetildiğimden emin olduğum bu şehirde üst komşumu bile tanımıyorum, onlarda beni…</p><p>Evet, bende biliyorum şehir nüfusu büyüdü, hem de çok büyüdü. Başka şehirlerden gelenler hatta başka ülkelerden gelenlerin sayısı arttıkça, insanlar birbirlerini  tanıyamaz oldular ve güven duygusu neredeyse yok oldu.</p><p>Ekonomik güçlükler arttıkça, suç oranları da o nisbette arttı,  derken okul önlerinde uyuşturucu satanlar belirdi ve dahi kendi çocuklarımızın geleceğinden endişe eder hale geldik.</p><p>Bu şehir,  benim en masum sevdalarımı yaşadığım şehir değildir artık,  bende bunun farkındayım, bıçkın haytalıklar yapıp haddi aştığımda,  mahalle büyüklerinden birisinin gelip usulca kulağımı çekip “ adam ol yoksa babana söylerim” dediğinde,  yüzüm utancımdan mosmor kesilip  “tamam amca özür dilerim, bir daha yapmam” deyip, bir daha asla o hatayı yapmadığım şehirde değil artık.</p><p>Saygı ve sevgi gibi, dostluk ve vefa gibi, en önemlisi paylaşmak gibi değerlerden arınmış bir sanayi şehri burası.</p><p>Evet tam olarak adını koydum işte, burası fabrika bacalarından duman tüten ve şehir hayatına angaje olmuş, mekanik ruhlu hatta ruhsuz robot adamların bir sağa, bir sola koşuşturup, yaşamak ve hayatta kalabilmek için ömür çürüttükleri, mutsuzların çalışıp, mutluların yediği bir müteşebbisler şehri bugün.</p><p>Ortaçağ Avrupa’sının “derebeylik” sistemini çağrıştıran bir yönetim biçimini görüyorum baktığımda. Oysa Demokrasi kavramı kulağa ne de hoş geliyor ilk duyduğunuzda. Medeniyet, çoğulculuk, adil paylaşım ve sair söylemlerin ne kadar da teraneden inciler olduğunu görüp hayıflanıyorum.</p><p>Soylular ve “serf”ler, ortaçağ Avrupa’sının iki yüzü. Biri babadan oğula geçen zenginlik ve mutlu bir hayatın sembolü olurken, diğeri , sadece öbürünün mutlu olması için yaşayan yığınlar. İşte tamda bugün yaşadığım şehri anlatıyor bana…</p><p>Uzatmayayım, bugünlerde en çok ta Şehreminimiz Fatma Şahin’i eleştiren yazılar yazmamın sebebi, tamamen bu kaygılarımın, bir dürtü refleksine dönüşmesi ve benim gibi bu şehirde yaşayan çocuklarımın veya çocuklarımızın geleceğine ilişkin duyduğum endişelerden müteşekkildir.</p><p>Şehri yöneten sevgili “aristokrat” abilere ve sevgili “ablama” birkaç tavsiyem olacaktır. Öncelikle yatırım denince aklımıza ilk gelen şey parklar, bahçeler ve beton yığınları olmamalıdır. Milyonlarca liralar harcanarak yaptırılan konferans salonları, V.İ.P kültür merkezleri ve benzeri yerler yapmak yerine doğrudan insanı muhatap alan eğitim ve ahlaki değerleri ön planda tutan projeler yapılmalıdır. Gençleri suça sürükleyen sebepler araştırılmalı ve önlemler alınmalıdır.</p><p>Suçluyu yakalamak Polisin görevidir ama suçu önleyici tedbirler alıp kişilik oluşturmak sivil yöneticilerin görevleridir.</p><p>Ekonomik yönden zor durumda olan insanlara göstermelik değil, gerçekten yardım edilip hayatları yeniden dizayn edilmelidir.</p><p>Sadece yasaları uygulayarak iyi bir yönetici olamazsınız, belki de yasalardan önce vicdanınızın sesini uygulamak gerekir bazen.</p><p>Gençlerin,  büyüklere saygı, küçüklere sevgi, adaleti gözetme, başkasına haksızlık yapmama, uyuşturucu kullanmama gibi etik değerleri öğrenmeleri ve bunu hayatlarına yansıtmaları sağlanmalıdır.</p><p>Bütün bu  işlevleri yapabilmek için, öncelikle yöneticiler,  etraflarındaki dalkavuk çıkar perest  danışmanlardan(iyileri tenzih ederim), dört taraflarını çevreleyen yalakalık yapmaktan öte marifeti olmayan kadrolardan(iyileri tenzih ederim) yakalarını kurtarmalıdırlar.</p><p>Gerçek vatansever ve işinde ehil insanların sayısının hiç te azımsanmayacak miktarda olduğuna inandığım şehrimizde Allah’tan korkan, kuldan utanan ve günün birinde bu dünyada olmasa da, öteki tarafta hesabını vereceğine inanan ehli vicdan kişilerle çalışmalıdır yönetenler.</p><p>Aksi taktir de ateşten bir gömlek giymekten farksız olan bu makamlar hem bu dünyada hem de ahirette başlarına türlü sıkıntılar getirecektir. </p>